Fetva Meclisi
Soru
Fotokopi merkezi açmayı düşünüyordum ama fotokopi çekmenin kul hakkı ya da haram olduğuna dair duyumlar aldım, bu konunun fetvası nedir acaba? Kitap fotokopisi çekmek konusunda fetvanızı okudum ama ders notları ya da yayın evlerinin bastığı yaprak testler de kitap gibi mi değerlendirilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yapılan hataya ortaksınız. Sorumlu yetkiliyi bulup, maliyetini kuruma ödemelisiniz.
Kütüphane kuralları ve kitaptaki telif hakkı koruma kayıtlarına göre uygun olanını yapabilirsiniz.
İnternette PDF şeklinde bulunan bir eserin internet ortamında kullanılıp istifade edilmesinde sakınca olmaz. İndirilerek kullanılmasında ise özellikle bir indirme yasağı konmamış ise yine indirilebilir. Bütününün indirilmesi yasaklanıyorsa bütünü, belli bölümlerinin yasağı varsa o bölümleri, ticari maksat için indirilmesi yasaklanıyorsa o şekilde indirilmesi caiz olmaz. Telif haklarına saygı gösterilmesi dini bir vecibedir.
Bunu kul hakkı noktasında görmekten çok ahlak zafiyeti noktasında görmek sonucu bulmak bakımından daha isabetli olur. İstiğfar etmeniz yeterli olur.
Selamünaleyküm. Bunun doğru olmadığı bellidir, kul hakkına riayet etmek gerekir.
Kopya çekmemek en iyisidir. Siz çalışıp kendi hakkınızla geçmeye çalışın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bir kart KREDİ için kullanılıyorsa KREDİ faiz demektir. Onu kimin verdiği önemli değildir. Kredi mantığıyla kullanılmıyorsa sakıncası yoktur.
Ne mutlu size kardeşim, bu bir nimettir kıymetini bilin. Hata etmek kul olmamızın sonucudur. Hata ederiz, hatamız kıyameti koparmaz ama hiçbir şey olmamış gibi devam etmek pek ağır olur. Hata ettikten sonra yıllarca kendini ezen, Allah'tan utanan, mağfiret kapısından umudunu kesmeyen ve bu tavrını amelleri ile ispat eden ne mutlu bir kuldur, ne mutlu! Bu hâlinizi koruyun. Tevbe ettiniz, tevbenizi suyunuz havanız gibi bilin. O tevbeyi can simidi olarak yanı başınızda tutun. Sonra da Allah'a ve rahmetine beslediğiniz umudunuz canlı kalsın. O zaman korkmayın. Bilin ki, umudumuz olan rahmet o rahmetin rüyaları ile uyuyun, onu güneş gibi görüp ışığında yürümeye çalışanların olacaktır. Size dualar ederim, ben de sizden dua beklerim. Geçmişiniz sizi kavursun dursun ama Rabbimizin rahmetinin sizi serinleteceğini hiç unutmayın. Yeter ki koruyun o heyecanı. Kandil gecesi simit yediği için cennetlik olduğunu zannedenlerden olmadıkça korkmayın.
Başımıza gelen musibetler konusunda 'neden?'lerle meşgul olmak bir nevi tuzağa kapılmak olur. Nedenler yerine çareler ve kurtuluşla uğraşmak gerekir. Evet, kulun işlediği hataların bedeli olarak musibet gelir. Bu bir nedendir ama tek neden de değildir. Bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz pek çok neden vardır. Nedenlerle ömür geçiremeyiz.
Bu iki şeyi ayırman yanlış. Kabiliyetin varsa hafız ol. İnsan olarak da yapabileceğin en güzel mesleği yap. Hafız olmak yani Kur'an ehli olmak bir kenara çekilmek değildir. Hafız olmak Müslüman olmanın sonucudur. Müslüman/hafız ve hayatın her yerini imar eden nesilden olmak mümkündür. Böyle bir ayırım şeytanın müdahalesi olabilir. Yanlış düşünüyorsunuz. Toparlanın ve iki nimeti de elinizde tutun. Yapamadığınız olursa onu bırakırsınız.
Biz mü'miniz elhamdülillah. İman nimeti ile donandık. İmanımızın kaynağı Kur'an'ımız ve Peygamber aleyhisselamın sünnet'idir. Kur'an ve sünnet'imizin bize öğrettiği en önemli kurallardan biri şudur: Allah'ın kapısı tövbe eden kullarına açıktır. Tövbe eden kul, kendisini rahmeti ile karşılayan bir Rab bulur karşısında. Bütün sırlar o tövbededir. Ciddi ve sürekli canlı bir tövbe varsa sorun yoktur. Sorun yoktur. Sorun yoktur. Böyle inanmayanın da imanı vardır ya da yoktur! Bu birinci paragraf, bunu unutma! Her şey kader iledir. Kaderde yazmayan evlilik olmaz/olamaz. Bu kâinatta kaderde yazmayan olamaz. Evliliği dert etme sakın. Şeytanın senin eski hatan ile seni süründürmesi ile uğraş sen. Tıbben tedaviye de başvurma, yüreğini de pansuman edebilecekler mi? Gerek yok, sen tövbene bak. Tövbeni koruyan azmine bak. Gerisine bakma. Vakti gelince hepsi olur. Sen Allah'ın mağfiretine sarıl, o seni mağfiret etsin. Bütün dünya karşına dikilse ne olur. Seni herkes ayıplasa ne olur? Seksen sene bekâr kalsan ne olur? Büyük düşün, derin düşün, senden daha ötelerini de düşün. Allah'a emanet ol kızım.
Sözünü ettiğiniz durum bir hastalıktır. Hastalık olarak Allah'tan gelmiş bir imtihan olarak görülmelidir. Tedavisi mümkün ise tedavi edilmesi konusunda da bir tereddüt yoktur. Cerrahi müdahalede ise özel fetva gerekebilir. Kökten bir değişiklik düzeyinde müdahale dinen sıkıntılıdır. Onlarla alakalı pek çok fıkıh hükmü vardır. Eğer bu sıkıntının sahipleri merak ederlerse kendi dertleri ile alakalı fıkhı öğrenirler. Dışarıdan onlarla ilgili bir müdahale gerekli değildir diye düşünürüz.