Fetva Meclisi
Soru
İslami katılım bankalarının kredi kartlarının hükmü nedir, tavsiye eder misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kredi kartından ne kastettiğiniz önemlidir. Normal helal bir kurumdan alınmış kartla alışveriş sakıncalı değildir.
Kredi kartı kullanmanın, sadece adı kredi kartı olduğu için caiz olmayacağını söyleyemeyiz. Bir tür çek karnesine benzetmemiz halinde kullanılması caiz denebilir. Ancak, ödemesinin geciktirilmesinden doğan fark bir faizdir; o da vebaldir. Ayrıca Müslümanlar olarak, yaşadığımız çağda savaşların kışlalardan değil, bankalardan yürütüldüğünü anlamaya mecburuz. Hiç olmazsa sahibi Müslüman olan kurumların kartlarını kullanmaya çalışalım. Allah yardımcımız olsun.
Kredi kartı bankada mevcut bir parayı kullanma amacı ile bulunduruluyorsa bunda sakınca olmaz. Bankaya borçlanmak ve bankanın faiz talep etmesi şeklinde sonuçlanan kartlarda ise faiz söz konusu olduğu için caizlik yoktur. Bankanın verdiği kart için başta bir hizmet bedeli istemesinde ise sakınca olmaz.
Sadece kart olarak kullanılmasında bir sakınca olmaz ama kullanılan paraya fark verilecek durum oluştuğunda haram devreye girer. Bu nedenle ayrıntısını bilerek kullanılmalıdır o kartlar.
Aleykümselam. Bunu bir zaruret olarak adlandırabiliriz. Alternatifi olmayacak şekilde faiz önümüzü tıkamıştır. Allah akıbetimizi hayır etsin.
Bir bankanın adının İslam olması veya olmaması yaptığı işlemi helal kılmaz. Hangi bankayı kastettiğinizi bilemiyorum. Parayı direkt parayla satan herhangi bir sistem caiz değildir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Fotokopide caiz olmayan şeyler de çekilebiliyor diye sizin öyle bir işe girmeniz yasak olmaz. Siz helal olanları yaptıktan sonra ne sakıncası olacak? Yasal olarak suç işlemiş sayılacağınız bir telif hakkı ihlali yapmazsınız, o mesleği de icra etmenizde sakınca olmaz.
Bu iki şeyi ayırman yanlış. Kabiliyetin varsa hafız ol. İnsan olarak da yapabileceğin en güzel mesleği yap. Hafız olmak yani Kur'an ehli olmak bir kenara çekilmek değildir. Hafız olmak Müslüman olmanın sonucudur. Müslüman/hafız ve hayatın her yerini imar eden nesilden olmak mümkündür. Böyle bir ayırım şeytanın müdahalesi olabilir. Yanlış düşünüyorsunuz. Toparlanın ve iki nimeti de elinizde tutun. Yapamadığınız olursa onu bırakırsınız.
Biz mü'miniz elhamdülillah. İman nimeti ile donandık. İmanımızın kaynağı Kur'an'ımız ve Peygamber aleyhisselamın sünnet'idir. Kur'an ve sünnet'imizin bize öğrettiği en önemli kurallardan biri şudur: Allah'ın kapısı tövbe eden kullarına açıktır. Tövbe eden kul, kendisini rahmeti ile karşılayan bir Rab bulur karşısında. Bütün sırlar o tövbededir. Ciddi ve sürekli canlı bir tövbe varsa sorun yoktur. Sorun yoktur. Sorun yoktur. Böyle inanmayanın da imanı vardır ya da yoktur! Bu birinci paragraf, bunu unutma! Her şey kader iledir. Kaderde yazmayan evlilik olmaz/olamaz. Bu kâinatta kaderde yazmayan olamaz. Evliliği dert etme sakın. Şeytanın senin eski hatan ile seni süründürmesi ile uğraş sen. Tıbben tedaviye de başvurma, yüreğini de pansuman edebilecekler mi? Gerek yok, sen tövbene bak. Tövbeni koruyan azmine bak. Gerisine bakma. Vakti gelince hepsi olur. Sen Allah'ın mağfiretine sarıl, o seni mağfiret etsin. Bütün dünya karşına dikilse ne olur. Seni herkes ayıplasa ne olur? Seksen sene bekâr kalsan ne olur? Büyük düşün, derin düşün, senden daha ötelerini de düşün. Allah'a emanet ol kızım.
Ne mutlu size kardeşim, bu bir nimettir kıymetini bilin. Hata etmek kul olmamızın sonucudur. Hata ederiz, hatamız kıyameti koparmaz ama hiçbir şey olmamış gibi devam etmek pek ağır olur. Hata ettikten sonra yıllarca kendini ezen, Allah'tan utanan, mağfiret kapısından umudunu kesmeyen ve bu tavrını amelleri ile ispat eden ne mutlu bir kuldur, ne mutlu! Bu hâlinizi koruyun. Tevbe ettiniz, tevbenizi suyunuz havanız gibi bilin. O tevbeyi can simidi olarak yanı başınızda tutun. Sonra da Allah'a ve rahmetine beslediğiniz umudunuz canlı kalsın. O zaman korkmayın. Bilin ki, umudumuz olan rahmet o rahmetin rüyaları ile uyuyun, onu güneş gibi görüp ışığında yürümeye çalışanların olacaktır. Size dualar ederim, ben de sizden dua beklerim. Geçmişiniz sizi kavursun dursun ama Rabbimizin rahmetinin sizi serinleteceğini hiç unutmayın. Yeter ki koruyun o heyecanı. Kandil gecesi simit yediği için cennetlik olduğunu zannedenlerden olmadıkça korkmayın.
Başımıza gelen musibetler konusunda 'neden?'lerle meşgul olmak bir nevi tuzağa kapılmak olur. Nedenler yerine çareler ve kurtuluşla uğraşmak gerekir. Evet, kulun işlediği hataların bedeli olarak musibet gelir. Bu bir nedendir ama tek neden de değildir. Bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz pek çok neden vardır. Nedenlerle ömür geçiremeyiz.
Bir başka insanın muayyen bir işini bozmadığınız ve iş sözleşmesinde hile yapmadığınız sürece sakıncası olmaz. Bir de özellikle yapacağınız işin, devletten alacağın maaşla ilgili işte aksatma nedeni olmamalıdır.