Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben namazlarımı kılmıyordum ve hırsızlık gibi kötü işler yapıyordum. Şimdi çok şükür namazlarımı kılıyorum, iyi bir mümin olmaya çalışıyorum ve kalp kırmıyorum. Namaz sayesinde yumuşak huylu oldum. Ben dinimi anlatmak istiyorum ama vicdanım geçmişte yaptıklarımdan dolayı rahatsız. Kime ne yaptıysam gidip kendisine söylesem hakkını helal eder belki ama toplumumuzu biliyorsunuz. Çok korkuyorum söylemeli miyim o kişilere yoksa söylemeden dinimi anlatmaya devam mı edeyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Hak helal etmek, kişinin maddi veya manevi olarak uğradığı bir zararı karşı tarafa bağışlaması ve bu konuda artık bir talepte bulunmamasıdır. Bu, tamamen kişinin rızasına bağlıdır ve gönülden verilmesi gerekir. Kur'an-ı Kerim'de Allah şöyle buyurur: "Affetsinler ve hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?" (Nur sûresi, 24/22) Affetmek ve helal etmek bir fazilettir ancak kişinin gönlünden gelmesi gerekir. İyi davranman, ona öfkelenmemiş olman, konuşman veya oturup bir şeyler yiyip içmen sadece insanî bir tavırdır, helallik anlamına gelmez. Helallik, kalbinin tamamen ferahlaması ve "Ben artık bu hakkı talep etmiyorum." demen ile gerçekleşir. Birine hakkını helal ettikten sonra, tekrar “Ben hakkımı geri istiyorum” diyemezsin. Çünkü helallik, geri dönüşü olmayan bir bağış gibidir. Ancak eğer gerçekten helal ettiysen ama sonradan içinde pişmanlık oluştuysa bu pişmanlık geçmiş bir eylemi değiştirmez. Ama gerçekten helal ettiğinden emin değilsen yani "Tam olarak helal ettim mi emin değilim" diyorsan o zaman zaten helal etmemiş olabilirsin ve hakkını hâlâ talep etme hakkın vardır. Kalbinde huzursuzluk varsa ve onu unutamıyorsan belki de helal etmek için henüz hazır değilsin. Kendine zaman tanı. Eğer içini rahatlatmak istiyorsan bir sadaka verip "Ya Rabbi, ben bu hakkımı almayı sana bırakıyorum." diye dua edebilirsin. Eğer gerçekten helal etmek istiyorsan ama içindeki kırgınlık geçmiyorsa “Ya Rabbi, ben helal ediyorum ama kalbim hâlâ üzgün, bana bunu unuttur.” diye dua edebilirsin. Sonuç olarak, helallik tamamen kalbinle verdiğin bir karardır. Allah sana en doğru yolu göstersin ve içini ferahlatsın kardeşim.
O veya sen ölene kadar tatlı dille, sabırla anlatmaya devam et. Yılma ve bırakma. Ama bıktırmadan yapmaya da dikkat et. Ara ara anlatmayı bırak. Sonra tekrar et. Üslup değiştir ama bunu aile sorunu da yapma sakın. Bir olan zararı ikiye çıkarma. Allah yardımcın ola.
Helallik istemeye devam edin. Onun için dua edin. Kalbinin yumuşamasını bekleyin. Allah Teâlâ size bir yol açar.
Aleykümselam. Gönlünü alacak işler yapmaya devam et, gerekenden fazlasını yap ki, açığı kapatabilesin.
Selamünaleyküm. Şu hâle bak; helallik denen şey de namaz gibi Allah'ın emirlerinden biri değil mi? Ne helalliği, sakın dert etme onu. Etmeyiversin. Sen diğer işlerde kusur etme yeter. Sahabilerden biri de, 'açlık boykotuna girerim, bırak Muhammed'i' dediğinde annesi o da cevap olarak: 'Bin canın olsa binini de versen ben Muhammed'i bırakmam' demişti. Üzülme sen. İnşaallah o da senin gibi ibadete döner bir gün.
Net olarak hakkına girdiğinizi hatırladıklarınız varsa onlarla bir yolunu bulup helalleşin. Genel olarak listede bulunup da ayrıntısını hatırlamadıklarınız için de dua edin, onlar ve sizin için istiğfar edin. Allah yardımcımız olsun. Dua etmeye devam edin.
dua konusundaki diğer fetvalar
Tevbe tam anlamı ile PİŞMAN OLUP TERK ETMEKTİR. Yapılmış hataya pişman olmak ve onu yapmayı terk etmek tevbe denince anlaşılması gereken her şeydir. İlave olarak da şunu söyleyebiliriz: Söz konusu hata bir kul hakkı ise hak sahibinin hakkı da kendisine verilir. Böylece tevbe edilmiş olur. Samimi bir pişmanlık ve tam bir terk gerçekleşmedikçe tevbe yoktur. Yani bunlar şarttır. Şu veya bu dua ise şart değildir. Elbette mü'min insan, sürekli bildiği dille ve cümlelerle dua eden insandır. Bu ayrı bir meseledir.
Verdiğiniz rakamlar ve bilgiler olduğu gibi yalandır, sakın aldanmayınız. Allah Teâlâ annenize afiyetler versin, size de sabır ihsan etsin. Tıbben gerekenleri yapın. Namazlarınızda ve diğer vakitlerde dualar edin. Fukaraya sadaka verin. Başka okunacak bir şey yoktur.
Siz dua edin yeter ki, biiznillah biz bu badireleri de aşarız ve Rabbimizin razı olacağı işleri yapmaya çalışırız. Allah sizden razı olsun.
Hem “hayırlı bir evlilik” istiyorsunuz hem şu anda evli olmamaya takılıyorsunuz. Bu bir çelişki değil mi? Hayırlı olan sizin için evlenmemiş olmak ise kabul etmeyecek misiniz? Evet, evlenmek istemeniz tabii bir arzudur, muhakkak evlenin de. Allah Teâlâ sizin için ne yazdı ise onu bulursunuz, hiç merak etmeyin. Nice evli hanımlar, evlendikten iki gün sonra keşke ömürlerinin sonuna kadar evlenmemiş olsalardı diye ahlanıyorlar, onları görmüyor musunuz? Acele etmeyin, kendi kuyunuzu kazar gibi tavır içinde olmayın. Belaya dönüşen bir evlilikten ise bekâr yaşayıp gitmek daha hayırlıdır. Bir de böyle düşünün. İbadetlerinizi yapın, kendinizi boşlukta bırakmayın, bir kabiliyetinizi öne çıkararak kendinize yoğunluk üretin. Sılayırahime önem verin. Ve sabredin. Size yazılan sizi bulacaktır. Yazılmayan ise gelmez, boşuna uğraşmanız gerekmez. Allah yardımcınız olsun.
Yatmadan önce okunacak duaları, zikir ve sureleri tavsiye eden hadisler “yatağına girdiğinde” şeklinde ifade ile bize ulaşmıştır. Dolayısıyla yatağa girildiğinde okunması evla olandır. Sesli okunması da gerekmemektedir. Kıyafet olarak da müstehcen denecek açıklık olmadıkça okumanın sakıncası olmaz.
Mü'min veya mü'min olmayan hepimiz Allah’ın kullarıyız. Hepimiz onun kapısındayız, ondan isteriz. Bir insanın günahlar işlemiş olması Allah’ın rahmetinden umutsuz kalmasını gerektirmez. Belki öyle birinin daha çok dua etmesi ve dua ederken de tevbe etmesi gerekir. Asıl duaya ve yalvarmaya acil ihtiyacı olan odur diyebiliriz. İnsanın kendisini Allah’ın rahmetinden nasipsiz gibi görmesi de bir günahtır, bari o günahtan uzak kalmalıdır.