Fetva Meclisi
Soru
Hocam günahkâr insanlar da dua edebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Okunur olabilir ama bunu okuyabilecek kimse yoktur içimizde, varsa da o kendini bildirmez. Dolayısıyla müminin böyle bir endişeye takılması yersiz olur.
Selamünaleyküm. Günahtan gerçekten tevbe eden, günah işlememiş gibidir. İmamlık da yapabilir her işi de.
Böyle bir kuruntu ile meşgul olmamanızı tavsiye ederiz. O zaman dua edemeyen şimdi kabirde rahat etmesi için dua eder. Sorun da kalmaz. Kimsenin duası ile kimse kesin iyi olacak değildir. Dua bir insanlık ve merhamet göstergesidir. O zaman yapamayan şimdi yapar.
Allah’a iman etmeyen kâfirler de Allah’ın kullarıdırlar. Dualarının kıyamet açısından hiçbir faydası yoktur. Dünyalık işlerde ise onlar da dua etseler Allah onların dualarını kabul eder. Cumhur ulemanın kanaati bu şekildedir.
Dinin muteber delilleriyle haramlığı sabit olan haramın haram olduğuna inanmamak veya temelden haramı inkâr etmek dinden çıkmaktır. İnkâr etmeden haram işlemek ise büyük günah sahibi olmaktır. İnsanların harama bakışları elbette her müminin derdi olmalıdır ama asıl olan insanın önce kendi imanını ve amelini düşünüyor olmasıdır. Takatımız yettiği kadar da insanlara doğruyu anlatmak isteriz ama asıl olanın kendi imanımızı ve amelimizi korumak olduğunu biliriz. Rabbim yardımcımız olsun.
Allah'a ait kavramları beşeri dağarcığımızla değerlendiremeyiz. ALLAH AFFETTİ, ALLAH RAHMET ETTİ derken başı ve sonu olmayan bir deryadan dağıtan Allah'ın rahmetini ve affını konuşuyoruz. Bunu unutmazsak o rahmete nail olan kimsenin haksızlığa uğramayacağını da anlarız. Bizle ölçmeye anlamaya kalkışırsak bitmez tükenmez sorular ve endişelerle karşılaşırız maazallah.
dua konusundaki diğer fetvalar
Pek güzel yapıyorsunuz, Allah kabul etsin. Daim ve sabit etsin. Âmin.
Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmemiz Kur'an’ımızın emridir. Bu şekilde İbrahim aleyhisselamı anarak ya da teşbih yaparak salavat getirmemiz ise bizzat Peygamber aleyhisselamın emridir. Dolayısıyla bu salavatta akılla veya beceri ile oturtulmuş bir şey yoktur. Emir böyledir böyle yapılmaktadır. Tam olarak hikmetini de ancak Allah Teâlâ bilir. Bildiğimiz makul gerekçe ise şudur: İbrahim aleyhisselam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dedesidir. Allah Teâlâ İbrahim aleyhisselamın evine rahmet etmiş, bereket vermiştir. O bereketin aynısını bizim Peygamberimiz için de talep etmiş olmaktayız. Burada İbrahim aleyhisselamın Muhammed aleyhisselamdan üstün olmasını gerektirecek bir durum da yoktur. Zira teşbih bereket/rahmet üzerindendir isimler üzerinden değildir. Rabbim ibadetlerimizi kabul buyursun. Peygamber efendimize, ehlibeytine, ashabına salat ve selam etsin.
Tevbe tam anlamı ile PİŞMAN OLUP TERK ETMEKTİR. Yapılmış hataya pişman olmak ve onu yapmayı terk etmek tevbe denince anlaşılması gereken her şeydir. İlave olarak da şunu söyleyebiliriz: Söz konusu hata bir kul hakkı ise hak sahibinin hakkı da kendisine verilir. Böylece tevbe edilmiş olur. Samimi bir pişmanlık ve tam bir terk gerçekleşmedikçe tevbe yoktur. Yani bunlar şarttır. Şu veya bu dua ise şart değildir. Elbette mü'min insan, sürekli bildiği dille ve cümlelerle dua eden insandır. Bu ayrı bir meseledir.
Eğer, helallik istemeniz mevcut sorundan daha ağır bir sonuç getirecekse helallik istemeden dolaylı bir yolla hak sahibinin gönlünü alabilirsiniz. Onun için sadaka verebilir, dolaylı bir yolla gönlünü alacak herhangi bir iş yapabilirsiniz. Dininizi en iyi şekilde yaşamanız aynı zamanda onu anlatmaktır. Geçmişle oyalanıp durmayın.
Allah, herkesin Rabbidir. Rab demek sahibi olmak, onu gözetmek demektir. Allah, kâfire dünyada yaşama izni verdiğine göre onun dua etmesi durumunda duasını kabul etmesine bir mani yoktur. Bu duanın içeriği ise ayrı bir meseledir; mü'min insanın da her duası kabul olmaz.