Fetva Meclisi
Soru
Hocam namazdan sonraki tesbihatta ben “Subhanallah, Elhamdülillah, Allahuekber ve en son La ilahe illallahu vahdehu la şerike…” söyleyip bitiriyorum sonra istiğfar, salavat ve duayla kapatıyorum bu yeterli ve doğru mu değilse de nasıl yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sabredin. Bir gün muhakkak işleriniz açılacak ve bereket göreceksiniz. Sabredin, geç olsun hayırlı olsun.
Selamünaleyküm. Namaz kılmanız ve yılmamanız lazımdır.
Secdede iken Türkçe dua edilmez. Âyet ve hadis olmayan dua edilmez. Orada sadece tesbihi yapın, namazdan sonra da dua edin. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Dua konusunu evhama dönüştürmeyin. İleride erişeceğiniz bir hedef olarak kalbinizde yatsın. Şeytan güya esef ettirerek sizi tamamen dua yoksunu yapabilir. Dua için de dua edin şüphesiz.
Tesbih namazında tekrarlanacak tesbih şudur: سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ (Subhânellâhi ve'l-hamdu li'llâhi ve lâ ilâhe illallâhu va'llâhu ekber)
Selamünaleyküm. Bunu bilerek yapmıyordu iseniz tekrar etmeniz gerekmez.
dua konusundaki diğer fetvalar
Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmemiz Kur'an’ımızın emridir. Bu şekilde İbrahim aleyhisselamı anarak ya da teşbih yaparak salavat getirmemiz ise bizzat Peygamber aleyhisselamın emridir. Dolayısıyla bu salavatta akılla veya beceri ile oturtulmuş bir şey yoktur. Emir böyledir böyle yapılmaktadır. Tam olarak hikmetini de ancak Allah Teâlâ bilir. Bildiğimiz makul gerekçe ise şudur: İbrahim aleyhisselam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dedesidir. Allah Teâlâ İbrahim aleyhisselamın evine rahmet etmiş, bereket vermiştir. O bereketin aynısını bizim Peygamberimiz için de talep etmiş olmaktayız. Burada İbrahim aleyhisselamın Muhammed aleyhisselamdan üstün olmasını gerektirecek bir durum da yoktur. Zira teşbih bereket/rahmet üzerindendir isimler üzerinden değildir. Rabbim ibadetlerimizi kabul buyursun. Peygamber efendimize, ehlibeytine, ashabına salat ve selam etsin.
Böyle bir kuruntu ile meşgul olmamanızı tavsiye ederiz. O zaman dua edemeyen şimdi kabirde rahat etmesi için dua eder. Sorun da kalmaz. Kimsenin duası ile kimse kesin iyi olacak değildir. Dua bir insanlık ve merhamet göstergesidir. O zaman yapamayan şimdi yapar.
Mü'min veya mü'min olmayan hepimiz Allah’ın kullarıyız. Hepimiz onun kapısındayız, ondan isteriz. Bir insanın günahlar işlemiş olması Allah’ın rahmetinden umutsuz kalmasını gerektirmez. Belki öyle birinin daha çok dua etmesi ve dua ederken de tevbe etmesi gerekir. Asıl duaya ve yalvarmaya acil ihtiyacı olan odur diyebiliriz. İnsanın kendisini Allah’ın rahmetinden nasipsiz gibi görmesi de bir günahtır, bari o günahtan uzak kalmalıdır.
Allah, herkesin Rabbidir. Rab demek sahibi olmak, onu gözetmek demektir. Allah, kâfire dünyada yaşama izni verdiğine göre onun dua etmesi durumunda duasını kabul etmesine bir mani yoktur. Bu duanın içeriği ise ayrı bir meseledir; mü'min insanın da her duası kabul olmaz.
Tevbe tam anlamı ile PİŞMAN OLUP TERK ETMEKTİR. Yapılmış hataya pişman olmak ve onu yapmayı terk etmek tevbe denince anlaşılması gereken her şeydir. İlave olarak da şunu söyleyebiliriz: Söz konusu hata bir kul hakkı ise hak sahibinin hakkı da kendisine verilir. Böylece tevbe edilmiş olur. Samimi bir pişmanlık ve tam bir terk gerçekleşmedikçe tevbe yoktur. Yani bunlar şarttır. Şu veya bu dua ise şart değildir. Elbette mü'min insan, sürekli bildiği dille ve cümlelerle dua eden insandır. Bu ayrı bir meseledir.
Bunu bir takıntı durumuna getirmeyin, abartılacak bir durum yoktur. Her insanın öyle veya böyle benzeri geçmişi olur. İbadetinizi yapın, yaşamaya bakın ve bunu unutun. Allah yardımcınız olsun.