Fetva Meclisi
Soru
Gıybet orucu bozar mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Balık tutmakla orucun bir alakası olmaz.
Koku koklamanın oruca zararı yoktur.
Ağızda biriken az bir kanı yutmak orucu bozmaz. Dışarıdan ağza alınan kan ise bozar.
Selamünaleyküm, Dış deriye sürülen bir şey kokusundan ötürü oruca zarar vermez.
Selamünaleyküm. Bayılma orucu bozmaz.
Yalnızca hayal sonucu kişi cünüp olursa guslü gerektirir ama orucu bozmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Esasen eğitim maksatlı olarak bir maket yapılması sakıncalı olmaz. Makete orijinaldeki özellikler yüklenecek olursa ya da böyle bir hataya neden olunursa bu bir tehlikedir. Mesela büyük bir Kâ’be maketine insanlar hürmetle ellerini tutuyorlarsa burada tehlike var demektir.
Şekersiz ve ağızdan içeri hiçbir şey aktarmayan bir sakız orucu bozmayabilir ama bunun bir şey aktarmadığını yani bir metali ağza alır gibi bir durum olduğunu tespit etmek zordur. Bu nedenle sakız ve orucun bir araya getirilmemesi gerekir.
Yaralama, sakatlama ve öldürme suçlarına karşılık dinimizin getirdiği misilleme cezasına KISAS denmektedir.Maide suresinin 45.ayeti bu konuya aittir. Kısas akıllı, baliğ ve kastederek cinayet işleyene yapılır. Hata ile öldürme ya da tam kasıt bulunmayan durumlarda kısas olmaz.Ayrıca anne babaya, dede ve nineye uygulanmaz. Masum bir insanın öldürülmesi durumunda caniye kısas uygulanır. Terörist veya gaspçının öldürülmesi durumunda kısas yoktur. Ölenin kan sahipleri yani ona varis olanları kısası affedebilirler. Dinen bunun bir sakıncası yoktur. Affetmeleri onlar için daha efdal bir davranış olur. Affetme bir bedel karşılığı veya bedelsiz olabilir. Buna bir sulh yapmalarının caiz olması da diyebiliriz. Kısasta uygulama, yaptığının aynısının caniye yapılması olarak özetlenebilir. Kısas uygulamasının sadece devlet tarafından yapılabileceğini bilmek gerekir. Şahısların bu uygulamayı yapma hakları yoktur.
HER ŞEY sözünden kastınız bir internet arama motoru gibi ise Kur'an’ımız öyle bir kitap değildir. ‘Kişinin imanı ile alakalı her şeyin esası’ ise kastınız o Kur'an’ımızda vardır. İbadetlerin ayrıntıları, tarihin dalları budakları ise yoktur. Mesela teyemmümün inceliklerini hatta namazın tafsilatını onda bulamayız. Bu tafsilatları nerede bulacağımızı ise göstermiştir. Her şeyin esasını bulabiliriz ama ayrıntılar açısından Kur'an’ımız her şeyi ihtiva etmez.
Sıradan bir anlayış olarak bakıldığında kadın erkek eşitliği yoktur/olamaz. İddia edilmesi bile abestir. Anne ile baba eşit olmadıkça kadın erkek de eşit olamaz. Erkek de kadın gibi doğurmadıkça kadınla aynı olamaz. Bu nedenle kadın erkek arasında eşitlik değil adalet aranmalıdır. Adalet her ikisinin de fıtratına uygundur. Bugünkü anlamdaki eşitlik ise erkeğe de kadına da zulümdür.