Fetva Meclisi
Soru
Her şey Kur'an'da geçiyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kur'an'ımız sadece ilim kitabımız değildir. Ondan hem ilim öğreniyor hem de ibadet hazzımızı alıyoruz. Nasıl nefes alışımızdaki ayrıntıları bilip bilmememiz bizim açımızdan önemli olmuyorsa kitabımız Kur'an'ı okurken de anlasak da anlamasak da onu okuyoruz. O okuyuşumuzu Rabbimizin bizim için ecre dönüştürmesini temenni ediyoruz. Bizzat Kur'an'ın içindeki âyetlerde bu incelik gösterilmiştir. İslam'ı sadece konuşulan bir ideoloji gibi algılamak isteyen geri düşünceler için böyle olmayabilir bu. Biz ise ibadetle emrolunduk. Namaz gibi ibadetlerden biri de Kur'an okumaktır. Doyasıya okumak, ona boğulmak bir ibadettir. Onu anlamak ve amel etmek de başka bir ibadettir. İbadetlerden birini yapmak diğerini gereksiz hale getirmediği gibi birini yapamamak da diğerini yapma görevini düşürmez.
Güzel, Kur'an iman ettiğimiz kitaptır konusunda tartışma yoksa o zaman Kur'an’a bakalım. Kur'an’ımız bize “bilmediklerinizi bilenlere sorun” (Nahl, 43) buyuruyor. Ya her şeyi bildiğimizi iddia edeceğiz ya da Kur'an ve incelikleri konusunda bir ilim alt yapısı gerekmez, dergiye bakılır gibi bakılarak anlaşılır diyeceğiz. Öyle bir bilim var mı bu dünyada? Keşke her mü'min Kur'an’dan bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitede bilgi sahibi olsa! Ama bu mümkün olmadı olmaz da. İlim ağırdır ve uzmanlık ister. Bu iddianın söylenişi güzeldir ama gerçeklikte yeri yoktur. Elbette maksat gerçekten bilmek ve amel etmek ise. Oynamak ve oyalanmak isteyen için her yer dümdüz zaten, maazallah.
Selamünaleyküm. Kur'an ile bütün alakalar ibadet düzeyinde işlerdir ancak okumak başka bir şeydir.
Selamünaleyküm. Gerekiyor ve ediyoruz da; müçtehitler de onu yapıyor zaten.
İyi işleri çoğalttıkça onlar senin gündeminden gidecek. Yeni iyi işler az olunca böyle sıkıntılar gider. Mesela her gün on sayfa Kur'an okusan, bir günlük kaza namazı kılsan bunlar azalmaya başlar.
Kur'an’ımız ve hadislerde geçen cennet ve cehenneme ait ne varsa onlar hakikatin ta kendisidir. İnsanlar anlasın diye yapılmış tasvirler değildir. Elbette dünyada yaşayan insanlar olarak ne cenneti ne cehennemi dünyada iken hayal edemeyiz. Buradaki tasavvur gücümüz buna yeterli değildir. Orada anlatılanlar da olduğu gibidir. Böyle iman ederiz, bu imanla ölmek isteriz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Şekersiz ve ağızdan içeri hiçbir şey aktarmayan bir sakız orucu bozmayabilir ama bunun bir şey aktarmadığını yani bir metali ağza alır gibi bir durum olduğunu tespit etmek zordur. Bu nedenle sakız ve orucun bir araya getirilmemesi gerekir.
Gıybet orucun ecrini eritebilir ama orucu bozmaz.
Sıradan bir anlayış olarak bakıldığında kadın erkek eşitliği yoktur/olamaz. İddia edilmesi bile abestir. Anne ile baba eşit olmadıkça kadın erkek de eşit olamaz. Erkek de kadın gibi doğurmadıkça kadınla aynı olamaz. Bu nedenle kadın erkek arasında eşitlik değil adalet aranmalıdır. Adalet her ikisinin de fıtratına uygundur. Bugünkü anlamdaki eşitlik ise erkeğe de kadına da zulümdür.
Esasen eğitim maksatlı olarak bir maket yapılması sakıncalı olmaz. Makete orijinaldeki özellikler yüklenecek olursa ya da böyle bir hataya neden olunursa bu bir tehlikedir. Mesela büyük bir Kâ’be maketine insanlar hürmetle ellerini tutuyorlarsa burada tehlike var demektir.
Mü'minin imanı, Kur'an’ını sahiplenmeyi, ona her şeyin üstünde bir ta’zim göstermeyi gerektirir. Ta’zim dışı olabilecek her şeyden de uzak kalması gerekir. Müzik dinlerken Kur'an okumak gibi ağır bir çelişki elbette caiz olmaz. Belki de caiz olmamanın ilerisinde ağır bir hata olur. Bunun haricinde mesela eşya dizerken Kur'an da dinliyor olmanın sakıncası yoktur. Mesela ev hanımlarının ev işlerini görürken Kur'an dinlemelerinin sakıncası yoktur. Yeter ki gözle görülür bir saygısızlık, laubalilik olmasın.
Yaralama, sakatlama ve öldürme suçlarına karşılık dinimizin getirdiği misilleme cezasına KISAS denmektedir.Maide suresinin 45.ayeti bu konuya aittir. Kısas akıllı, baliğ ve kastederek cinayet işleyene yapılır. Hata ile öldürme ya da tam kasıt bulunmayan durumlarda kısas olmaz.Ayrıca anne babaya, dede ve nineye uygulanmaz. Masum bir insanın öldürülmesi durumunda caniye kısas uygulanır. Terörist veya gaspçının öldürülmesi durumunda kısas yoktur. Ölenin kan sahipleri yani ona varis olanları kısası affedebilirler. Dinen bunun bir sakıncası yoktur. Affetmeleri onlar için daha efdal bir davranış olur. Affetme bir bedel karşılığı veya bedelsiz olabilir. Buna bir sulh yapmalarının caiz olması da diyebiliriz. Kısasta uygulama, yaptığının aynısının caniye yapılması olarak özetlenebilir. Kısas uygulamasının sadece devlet tarafından yapılabileceğini bilmek gerekir. Şahısların bu uygulamayı yapma hakları yoktur.