İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kısasa kısasın uygulama alanı ve zamanı nedir?

Cevap

Yaralama, sakatlama ve öldürme suçlarına karşılık dinimizin getirdiği misilleme cezasına KISAS denmektedir.Maide suresinin 45.ayeti bu konuya aittir. Kısas akıllı, baliğ ve kastederek cinayet işleyene yapılır. Hata ile öldürme ya da tam kasıt bulunmayan durumlarda kısas olmaz.Ayrıca anne babaya, dede ve nineye uygulanmaz. Masum bir insanın öldürülmesi durumunda caniye kısas uygulanır. Terörist veya gaspçının öldürülmesi durumunda kısas yoktur. Ölenin kan sahipleri yani ona varis olanları kısası affedebilirler. Dinen bunun bir sakıncası yoktur. Affetmeleri onlar için daha efdal bir davranış olur. Affetme bir bedel karşılığı veya bedelsiz olabilir. Buna bir sulh yapmalarının caiz olması da diyebiliriz. Kısasta uygulama, yaptığının aynısının caniye yapılması olarak özetlenebilir. Kısas uygulamasının sadece devlet tarafından yapılabileceğini bilmek gerekir. Şahısların bu uygulamayı yapma hakları yoktur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kasame cinayet davaları ile alakalı bir uygulamadır. Bir mahalde ölü olarak bulunan bir insanın katilinin bulunmasına yönelik bir uygulamadır. Şöyle izah edebiliriz: Mesela bir mahalde bir insan cesedi bulunuyor. Ve öldürme ile alakalı yani katille alakalı hiçbir ipucu da bulunamıyor. Kadı, o mahaldeki ELLİ KİŞİYE cinayetle ilgisi bulunmadığına dair yemin ettirir. Böylece o mahaldeki cinayet işleme ihtimali olan insanlar aklanmış olur. Bu uygulama fukahanın geneli tarafından meşru görülmüştür.

Hocam, kasame ne anlamda kullanılıyor, bugünkü hukuk sisteminde yeri olabilir mi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Meseleye şöyle bakarız: a. Baba ve annelerin çocuklarına bağışlarında, hediyelerinde adil olmalıdırlar. Özellikle de gayrimenkul hibelerinde bu daha da dikkatle korunmalıdır. Aksi takdirde bilmeden de olsa çocukları arasında kin ve nefretin tohumlarını atmış olabilirler. b. Baba veya anne böyle bir haksızlığa neden olup herkese adil davranmadan ölecek olursa, fazladan pay alanın elindeki maldaki fazlalığı diğer mirasçılarla paylaşmalıdır. Böylece kendisi ve kardeşleri için daha iyi ve faziletli olanı yapmış olur. c. Çocuklardan birinin babanın evinin üstüne bir daire yapması babanın çocuğuna hibesi sayılır. Ölmeden önce ilave daire ile alakalı hibe etme ve kabul etme işlemi tamamlandı ise tutum açısından uygun bulunmuyor olsa da hukuk olarak daire çocuğundur. Bu hibe mirasa dâhil olmaz. Bu hibe sadece o daire ile sınırlı olur. Yaptığı dairenin üstü mirasta ortaktır. Yani diğer mirasçılardan biri onun üstüne bir daire daha yapabilir. d. Böyle bir hibe yapacak baba veya annelerin yaptıklarını resmi dairelerde kayıt altına aldırmalıdırlar ki kendilerinden sonra tartışma kapısı açık bırakılmış olmasın.

Hocam, babamın evinin üstüne onun izni ile ilave bir kat yaptırdım. Oraya da yer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Özellikle kadınlar açısından yüz güzelliği ile ilgilenmek insan fıtratı ile alakalı bir durumdur. Bu nedenle dinimiz penceresinden bakıldığında yüz güzelliği ile ilgili uygulamalar için esastan “sakıncalı/caiz değil” denmesi isabetli değildir. Tamamen her şeyin mübah görülebileceği bir esneklik de yoktur. Caiz olanı caiz olmayanı vardır. Umumiyetle “Allah’ın yarattığını değiştirmek” olarak başlıklandırılabilecek uygulamalar için sakıncalı denmektedir. Ameliyatla veya iple yüz germe, göz kapağını germe, çene düzeltme, burun değiştirme veya düzeltme, yarık dudak ameliyatı yaptırma gibi uygulamalar ve bunların lazer, iğne gibi farklı bir yöntemle yapılması için bu genel kural zikredilebilir. Söz konusu uygulamaları bazı örnekler üzerinden gerekçeleri ile ele alabiliriz. HIFU uygulaması caiz görülmüştür. Çünkü bu uygulamada Allah’ın yarattığını ameliyatla değiştirme ve karşı tarafı aldatma durumu bariz bir şekilde yoktur. Microblading (kaşları daha gür gösterecek bir uygulama) yöntemi ile kaş yaptırmak dövmeye benzediği için caiz görülmez. Dövme hadisle sabit bir haramdır. Krem ve benzeri kimyasallar kullanarak dudak yarığını kapatmak veya yüz derisini germek sakıncalı görülmemiştir. Çünkü bu uygulama kökten değişiklik yapan bir ameliyat benzeri değildir. Netice olarak şu bilinmelidir: Allah’ın yarattığı tipi değiştirmek, insanları aldatacak bir görüntüye kavuşmak gibi maksat ve sonuçlara götüren uygulamalar caiz olmaz. Her ne olursa olsun sağlığı uzun vadede de olsa etkileyen mesela kansere neden olan uygulamalar caiz olmaz.

Yüz estetiği yaptırmak ne derecede olursa caiz olur, ne kadarı da olmaz günahtır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kaş uygulaması (kaş kontürü, microblading), uzun süre kalıcı bir makyaj olup bir nevi dövme işlemidir. İslam’da yaratılıştan getirilen özellikleri (fıtrat) değiştirmeye yönelik tasarruf ve müdahaleler yasaklanmıştır. (en-Nisâ, 4/119; er-Rûm, 30/30) Nitekim Hz. Peygamber, (s.a.s.) güzelleşmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi işlemleri, yaratılışı değiştirmek kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanların Allah’ın rahmetinden uzak olacağını ifade etmiştir. (Buhârî, Libâs, 83-87 [5933-5948]; Müslim, Libâs, 120 [2125]) Bu tür delillerden hareketle İslam âlimleri tedavi gibi zarurî durumlar dışında dövme yapmayı ve yaptırmayı caiz görmemişlerdir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 4/164; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/406) Bu itibarla herhangi bir zaruret olmadan sadece daha güzel görünmek gibi estetik kaygılarla kaş uygulaması yaptırmak caiz değildir. Ancak kişinin kaşlarının tamamen veya kısmen dökülmesi ya da toplum geneli tarafından yadırganacak bir halde olması durumunda bir tedavi işlemi olarak kaş uygulaması yapılabilir. Tedavi amaçlı yapılan kaş uygulamasında su deriye ulaşmasa bile gusül ve abdest geçerlidir. Ancak söz konusu işlem estetik amaçla yapılmış ve suyun deriye temasına engel oluyorsa imkânlar ölçüsünde yapılan işlemin giderilmesi gerekir. Aksi halde gusül ve abdest geçerli olmaz.

Kaş uygulaması (kaş kontürü) yaptırmanın dinî hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Önce şunu belirtmeliyim: Birimiz hoca da olsa mü'min kardeşleriz; birbirimizi ikaz edecek, yanlış bulduklarımızı düzelteceğiz elbette. Sizin bizi ikaz etmenizde ne sakınca olacak, neden alınalım ki? Allah razı olsun, nezaket gösterip ikaz etmek istemişsiniz. Hasseten teşekkür ederim size. Belirttiğiniz meseleye gelince: a- Nisa suresinin 19.ayeti, zina gibi açık bir hata işlemeyen kadına verdiği şeyleri erkeğin geri alma yönünde bir baskı yapmasını yasaklamaktadır. Bu bakımdan âyetin hükmü açıktır. b- Mehir, erkeğin kadına verdiği ve kadının hakkı olan bir haktır. Kadın, cima veya cima sayılacak bir beraberlikle beraber o hakkın sahibi olmuş olur. Böylece kadına elde ettiği hakkı iade etmesi diye bir şey o noktadan sonra olmaz. Bu da sabit bir hükümdür. c- Zina eden kadını sıkıştırmak isteyen kocasının, ona verdiği şeylerin bir kısmını geri istemesi, onu cezalandırma mahiyetinde hakkıdır. Bu isteyeceği şeylerden biri de ona vermiş olduğu mehir olabilir. Bu da âyetin izin verdiği bir durumdur. d- Bunların toplamından şu hüküm çıkmıyor: ‘Zina gibi bir hatadan ötürü eşini boşayan kadından kocası mehrini geri alır.’ Bu şekilde açık bir hüküm yoktur. Şu şekilde anlaşılması ise mümkündür, doğrudur: ‘Kadın yüz kızartıcı bir suç işlediği için erkek onu mehir dâhil verdiği şeylerle sıkıştırıp cezalandırabilir.’ Size tekrar teşekkür ederim. Allah razı olsun.

Hocam, fetvanız kafama takıldı sormak istedim. Âcizane, size karşı edepsizlik de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakihlere göre öldürme, işleniş biçimi bakımından farklı kısımlara (kasten, kasta benzer, hataen, hata yerine geçen ve tesebbüben öldürme) ayrılmış ve her bir öldürme türüne müeyyideler (diyet/tazminat, keffaret, vb.) düzenlenmiştir. Ölümle sonuçlanan trafik kazaları, dinen “hataen öldürme” (bir kişiyi herhangi bir kasıt bulunmaksızın yanlışlıkla öldürme) bağlamında değerlendirilir. Fakihler, hata yoluyla öldürme diyetini/tazminatını, suçlunun akılesinin (kasıt unsuru bulunmayan öldürme veya yaralama hadisesinde suçlu adına diyet ödemeyi yüklenen şahıslar/kurumlar) ödemesi gerektiği üzerinde ittifak etmişlerdir. (Kasani, Bedai‘, VII, 355; Şirbini, Muğni’l-Muhtac, IV, 53; İbn Rüşd, Bidaye, II, 410; İbn Kudame, Muğni, VIII, 97) Fıkıhta tam diyet genellikle 100 deve veya 1.000 dinar (yaklaşık 4.250 gr. altın) olarak tespit edilmiş ve bunun akıle tarafından ödeneceği belirtilmiştir. Günümüzde klasik dönemde olduğu şekliyle akıle müessesesi işletilemediğinden mevcut sigorta sistemi akıle kapsamında değerlendirilebilir. Dolayısıyla sigortanın karşılayacağı veya dava sonucu mahkemenin hükmedeceği miktar, tazminat/diyet yerine geçer. Söz konusu tazminat miktarı, İslam miras taksimatına göre kazada ölen kişinin varislerine verilir. Ayrıca ölüme neden olan suçlunun, “… Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutmalıdır” (Nisa, 4/92) ayeti gereğince iki ay peş peşe oruç tutması gerekir.

Ölümle sonuçlanan trafik kazalarında tazminat alınabilir mi?

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ağızda biriken az bir kanı yutmak orucu bozmaz. Dışarıdan ağza alınan kan ise bozar.

Kan yutmak orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Esasen eğitim maksatlı olarak bir maket yapılması sakıncalı olmaz. Makete orijinaldeki özellikler yüklenecek olursa ya da böyle bir hataya neden olunursa bu bir tehlikedir. Mesela büyük bir Kâ’be maketine insanlar hürmetle ellerini tutuyorlarsa burada tehlike var demektir.

Kabe'nin maketinin yapılmasının hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gıybet orucun ecrini eritebilir ama orucu bozmaz.

Gıybet orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Harama bakmak, sadece bakmak olarak kalırsa orucu bozmaz. Ahlâkı bozar, takvayı eritir.

Harama bakmak orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şekersiz ve ağızdan içeri hiçbir şey aktarmayan bir sakız orucu bozmayabilir ama bunun bir şey aktarmadığını yani bir metali ağza alır gibi bir durum olduğunu tespit etmek zordur. Bu nedenle sakız ve orucun bir araya getirilmemesi gerekir.

Şekersiz sakız çiğnemek orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

HER ŞEY sözünden kastınız bir internet arama motoru gibi ise Kur'an’ımız öyle bir kitap değildir. ‘Kişinin imanı ile alakalı her şeyin esası’ ise kastınız o Kur'an’ımızda vardır. İbadetlerin ayrıntıları, tarihin dalları budakları ise yoktur. Mesela teyemmümün inceliklerini hatta namazın tafsilatını onda bulamayız. Bu tafsilatları nerede bulacağımızı ise göstermiştir. Her şeyin esasını bulabiliriz ama ayrıntılar açısından Kur'an’ımız her şeyi ihtiva etmez.

Her şey Kur'an'da geçiyor mu?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.