Fetva Meclisi
Soru
Hocam görme özürlü bir kişiye gideceği yere kadar eşlik etmenin sevabı nedir? Eğer bu kişiyle camiye giderken yavaş yürüme nedeniyle özellikle ikindi namazı sünnetine geç kalınmasında bir vebal olur mu? (İkindi namazı sünneti farzdan sonra kılınmadığı için)
Cevap
Benzer fetvalar
Akşam namazına kırk dakika kaldıktan sonra sadece farz kılınmalıdır.
İman ehli kimseyle ilgili elimizdeki mevcut bilgiler, sevaplar ve günahlar tartıldıktan sonra sevaplar ağır basarsa cennete gireceği günahlar ağır basarsa Allah'ın izin vereceği kimselerin şefaat edeceği şeklindedir. O kimse hakkında şefaat de söz konusu olmazsa cehennemde Allah'ın takdir buyuracağı süre cehennemde kalıp sonunda ebedi cennete girecektir.
İçinizden gelse de gelmese de namaz kılmaya çalışacaksınız. Bazılarının ne dediği önemli mi? Allah diyeceğini demiştir. Kendinizi zorlayın. Bir süre sonra şeytanı yendiğinizi göreceksiniz. Bir süre için sünnetleri terk edebilirsiniz. Ama asla, hiç kılamam yönünü tercih etmeyin.
Gerekmez; sevabı azalır.
Bir namazın vaktinin çıkmasına kalan vakit sadece farzı kılmaya yetecek kadar ise farzı kılmak, sünnetleri bırakmak gerekir. Rahat rahat sünnetler de kılınabilecekse sünnetleri kılmak evla olur. 45 dakika yeterli ve geniş bir vakittir, sünnetler öyle bir durumda kılınmalıdır. 15 dakika kadar kaldı ise sadece farz kılınmalıdır.
Selamünaleyküm. Farzdan sonra dört+iki şeklinde kılmalısınız. İki+dört şeklinde kılsanız da mümkündür.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
1- Bir kere yaşınız geç kalmışlık yaşı değildir. Tam evlenmesi uygun bir yaştasınız. Geç kalmış ya da sorun halini almış olmak için en az iki-üç yılınız daha var. 2- Gelen tekliflerde öncelikle Peygamber aleyhisselamın tavsiyesine uyup, din ve ahlâk şartını arayın. Ama sadece din demiyorum; din ve ahlâk ikisi de aransın. 3- Din ahlâk şartından sonra kesinlikle fiziki vasıf arayın. Gözünüze hoş gelen, seveceğiniz bir insanla evlenmeniz gerekir. 4- Ekonomik vasıfların hiç birini aramayın. İş, diploma ve benzeri talepleriniz olmasın. 5- Ailevi ilişkilerine önem verin. Anne ve babası ile olan ilişkisi nasıl yürüyor, onu izlemeye çalışın. Allah'tan sonra anne ve babasını görmeyen evlenilmeye değer biri değildir. 6- Bağlı olduğu bir cemaati varsa onu araştırın. Kör bir taklitçi ile evlenilmesi de doğru değildir. 7- Olumlu veya olumsuz cevap için kesinlikle zaman ayırın. Üç gün düşünmeden cevap vermeyin. 8- Son kararınızı İSTİHARE yaparak verin. 9- İtimat ettiğiniz biri ile muhakkak istişare yapın. Tek başınıza karar vermeniz eksik olur. 10- Bir kaç kere başlayıp bozulmaya takılmayın. Onuncu görüşmede bile sonuca ulaşsanız bu normaldir. Allah işinizi kolay etsin.
Sakalın Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünnetlerinden biri olduğunda hiçbir ihtilaf yoktur. Hükmü hakkında ise muhtelif görüşler vardır. Bu da bize şunu göstermektedir: Keyfi nedenlerle sakalı ihmal etmek Sünnet'e ters düşmektir. Ama öğlen namazının sünnetine gösterdiğimiz titizliği sakala da gösteriyor olduktan sonra, şu veya bu zorunluluktan ötürü sakalı hiç bırakamamak veya bıraktıktan sonra kesmek mümkündür. Mesele kalpteki Peygamber sevgisi ve itaat bağı meselesidir. Allah'a emanet olun.
ŞÛRA, siyasi kararlar için konmuş kuralın adıdır. Siyasetle iştigal eden mü'min yöneticinin kararlarını daha doğruya yakın ve zulümden uzak bir karar olarak verebilmesi için Allah Teala'nın vazettiği bir kuraldır. Kitabımız Kur'an'da bir suresinin adı da ŞÛRA suresidir. Bu da bunun önemini göstermektedir. Kişilerin yaptığına ise İSTİŞARE adı verilir ki, o da önemli sünnetlerden biridir. İstişare, istişare edilecek konuya ehil olan biri ile yapılır. ŞÛRA ise bir kurumun adı olarak da anılabilir ki buna uzmanlar ya da danışmanlar kurulu da denebilir. Allah'a emanet olunuz.
Nişanlılık döneminde telefonla görüşme yapılabilir. Laubaliliğe kaçmamak ve sınırsızlaştırmamak şartıyla bir sakıncası yoktur. Yüz yüze görüşülebilmesi için ise üçüncü bir mahremin bulunması gerekir. Allah'a emanet olun.
İslam dininin günlük hayatı tanzim eden kurallarına FIKIH adı verilir. Fıkıh, takdir edilebileceği gibi büyük bir ilim dalının adı olmaktadır. Normal bir fıkıh ilmi, ancak 2000-3000 sayfaya sığdırılabilecek kadar geniştir. Bu denli geniş bir ilimden mesela namazda burnu kanayanın ne yapacağına dair küçük bir bölümü çıkarmak bir ehliyeti gerektirmektedir. Bunun için bu işi yapabilecek kadar uzmanlığı olanlara ihtiyaç hissedilmiştir. Bunu yapanlara da FETVA EHLİ anlamında MÜFTİ denmektedir. Aslında fetva, önceden yazılıp çizilmişleri ihtiyacı olana ulaştırmaktır. Bizim burada yaptığımız ise bu bile değildir. Biz, bunu yapanların yani ulemanın sekreterliğini yapmış oluyoruz. Yoksa fetva, başlı başına büyük bir ilim gerektirmektedir.
Namazda KIRAAT farzdır. Bu kıraatin Fatiha suresi olması ise vaciptir. Vacip de bir çeşit farz olduğuna göre namazın fatiha ile kılınması gerekmektedir. İmamla kılınan namazda ise imam Fatiha okur ona uyanlar Fatiha okumazlar. Allah'a emanet olun.