Fetva Meclisi
Soru
Sakal bırakmanın hükmü nedir? Sakal bırakan birinin sonradan sakalını kesmesi ile her gün tıraş olan birinin farkı nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Sakal, erkeğin yüzünde belirdikten sonra tıraş edilmemelidir. Müekked sünnet yani Peygamber aleyhisselamın bize emrettiği sünnet böyledir. Ağır bir zaruretten ötürü ise kesilebilir. Zaruret yokken kesilmesi ise en azından tahrimen mekruhtur yani haramın kapısına yakın bir noktadır. İlk çıktığında veya bir kere uzatıldıktan sonra kesilmesi neticede “kesmek” ne ise odur.
Sakal, sahih hadislerle sabit bir Sünnet'tir. Bütün Sünnetler gibi makul bir engel bulunmadığı sürece yerine getirilmesi gerekir.
Selamünaleyküm. Asıl olan bıyığı kısaltmaktır. Size tavsiyem şudur: Sakalla ilgili isteğinizde heyecan ve samimiyetinizi eksiltmeyin; tıraşlı hâlinizle bile sakallı sayılırsınız.
Sünnet ile alay etmek başka şey sakalı kesmek/bırakmak başka şeydir. Evet, sakalla oynamak yanlıştır ama sakalı eğlence yapmak ağır bir suçtur. Onun için böyle yapan birinin neden yaptığını bilmedikçe onun hakkında bir hüküm veremeyiz. 'Ne olur ki?' basitliği ile yapıyorsa belki arkasında namaz bile kılmayabiliriz ama onun gerisindeki durum için keşke yapmasa dememiz gerekir.
Selamünaleyküm. Sakal vardır veya yoktur. sakallı olmak Sünnet olduğu gibi, sakalın üzerinden oynanmaması da Sünnet'tir. Farklı isimlerle anılabilecek sakal, sakal değildir.
Hz. Peygamber (s.a.s.) sakal bırakmayı fıtrata uygun davranışlar arasında saymıştır. (bk. Müslim, Tahâret, 56 [261]; Buhârî, Libâs, 64-65 [5892-5893]) Nitekim kendisi de sakal bırakıp güzelce bakımını yapmış (Tirmizî, eş-Şemâil, 50 [33]), sakalını eninden ve boyundan kısaltmış (Tirmizî, Edeb, 17 [2762]), ashâbına da gerekli bakımı yapmalarını tavsiye etmiştir. (Muvatta', Şaʿr, 7 ) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünnetine tâbi olma hususundaki titizliğiyle bilinen sahâbeden Abdullah b. Ömer de sakalının bir tutamdan fazlasını kesmiştir. (Buhârî, Libâs, 64 [5892]) Bu ve benzeri rivâyetlerden hareketle bazı âlimlerimiz, sakalın bir tutamdan fazlasını kesmenin müstehap olduğunu söylemişlerdir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/417-418, 550; 6/407; el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/358; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, 10/350) Ayrıca Hz. Ömer’in (r.a.) de sakalını uzatanlara bir tutamdan fazlasını kesmelerini tavsiye ettiği rivâyet edilmektedir. (Aynî, Umdetü’l-kârî, 22/46-47) Konu hakkındaki hadisler ile sahabe uygulamalarını dikkate alan İslâm âlimleri sakal bırakmanın, yerine getirilmesi istenen doğal (fıtrî) bir fiil ve yapılması tavsiye edilen bir sünnet olduğunda ittifak ederken sakalı tamamen kesmenin hükmü konusunda ise farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazı âlimler bunun haram olduğunu söylerken (Desûkî, Hâşiye, 1/90, 422-423) bazıları tahrîmen mekruh, diğer bazıları ise tenzîhen mekruh olduğunu söylemişlerdir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-bârî, 10/350; Dimyâtî, Hâşiye, 2/386; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 1/462) Genel olarak benimsenen “bir şeyin haram olması için onunla ilgili yasaklayıcı delilin sübût ve delâlet açılarından kati yani ihtimale kapalı olması gerektiği” yönündeki usûl kuralı, sakalı tamamen kesmenin mekruh olduğunu söyleyen görüşün daha isabetli olduğu sonucunu vermektedir. Buna göre Hz. Peygamber’e (s.a.s.) uymak maksadıyla sakal bırakan ve sakalının sünnete uygun bir şekilde bakımını yapan kişinin bu amelinden dolayı sevap alacağını, ancak herhangi bir sebeple buna imkân bulamadıkları için sakalını tıraş edenlerin ise sünnete aykırı düşmekle birlikte bundan dolayı günaha girmeyeceğini söylemek mümkündür.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
ŞÛRA, siyasi kararlar için konmuş kuralın adıdır. Siyasetle iştigal eden mü'min yöneticinin kararlarını daha doğruya yakın ve zulümden uzak bir karar olarak verebilmesi için Allah Teala'nın vazettiği bir kuraldır. Kitabımız Kur'an'da bir suresinin adı da ŞÛRA suresidir. Bu da bunun önemini göstermektedir. Kişilerin yaptığına ise İSTİŞARE adı verilir ki, o da önemli sünnetlerden biridir. İstişare, istişare edilecek konuya ehil olan biri ile yapılır. ŞÛRA ise bir kurumun adı olarak da anılabilir ki buna uzmanlar ya da danışmanlar kurulu da denebilir. Allah'a emanet olunuz.
Nişanlılık döneminde telefonla görüşme yapılabilir. Laubaliliğe kaçmamak ve sınırsızlaştırmamak şartıyla bir sakıncası yoktur. Yüz yüze görüşülebilmesi için ise üçüncü bir mahremin bulunması gerekir. Allah'a emanet olun.
Görme özürlü bir insana yardım etmek için kırk gün ikindinin sünneti terk edilse asla bir şey kaybedilmiş olmaz. Allah'a emanet olun.
Namazda KIRAAT farzdır. Bu kıraatin Fatiha suresi olması ise vaciptir. Vacip de bir çeşit farz olduğuna göre namazın fatiha ile kılınması gerekmektedir. İmamla kılınan namazda ise imam Fatiha okur ona uyanlar Fatiha okumazlar. Allah'a emanet olun.
1- Bir kere yaşınız geç kalmışlık yaşı değildir. Tam evlenmesi uygun bir yaştasınız. Geç kalmış ya da sorun halini almış olmak için en az iki-üç yılınız daha var. 2- Gelen tekliflerde öncelikle Peygamber aleyhisselamın tavsiyesine uyup, din ve ahlâk şartını arayın. Ama sadece din demiyorum; din ve ahlâk ikisi de aransın. 3- Din ahlâk şartından sonra kesinlikle fiziki vasıf arayın. Gözünüze hoş gelen, seveceğiniz bir insanla evlenmeniz gerekir. 4- Ekonomik vasıfların hiç birini aramayın. İş, diploma ve benzeri talepleriniz olmasın. 5- Ailevi ilişkilerine önem verin. Anne ve babası ile olan ilişkisi nasıl yürüyor, onu izlemeye çalışın. Allah'tan sonra anne ve babasını görmeyen evlenilmeye değer biri değildir. 6- Bağlı olduğu bir cemaati varsa onu araştırın. Kör bir taklitçi ile evlenilmesi de doğru değildir. 7- Olumlu veya olumsuz cevap için kesinlikle zaman ayırın. Üç gün düşünmeden cevap vermeyin. 8- Son kararınızı İSTİHARE yaparak verin. 9- İtimat ettiğiniz biri ile muhakkak istişare yapın. Tek başınıza karar vermeniz eksik olur. 10- Bir kaç kere başlayıp bozulmaya takılmayın. Onuncu görüşmede bile sonuca ulaşsanız bu normaldir. Allah işinizi kolay etsin.
Mer'i hukukun özellikle insanîliği tartışılmayan bölümlerinde muhalif olmamak daha elverişli bir tutumdur. Müslüman parazit olmaktan zevk almamalıdır. Ama mesela bayan için mahremiyet farkı getirecek tercihler gibi nedenlerle kendimizi serbest de hissedebiliriz. Aklı ve vicdanı iyi değerlendirmek gerekir. Allah'a emanet olunuz.