Fetva Meclisi
Soru
Sakalın hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Sakalın Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünnetlerinden biri olduğunda hiçbir ihtilaf yoktur. Hükmü hakkında ise muhtelif görüşler vardır. Bu da bize şunu göstermektedir: Keyfi nedenlerle sakalı ihmal etmek Sünnet'e ters düşmektir. Ama öğlen namazının sünnetine gösterdiğimiz titizliği sakala da gösteriyor olduktan sonra, şu veya bu zorunluluktan ötürü sakalı hiç bırakamamak veya bıraktıktan sonra kesmek mümkündür. Mesele kalpteki Peygamber sevgisi ve itaat bağı meselesidir. Allah'a emanet olun.
Sakal, erkeğin yüzünde belirdikten sonra tıraş edilmemelidir. Müekked sünnet yani Peygamber aleyhisselamın bize emrettiği sünnet böyledir. Ağır bir zaruretten ötürü ise kesilebilir. Zaruret yokken kesilmesi ise en azından tahrimen mekruhtur yani haramın kapısına yakın bir noktadır. İlk çıktığında veya bir kere uzatıldıktan sonra kesilmesi neticede “kesmek” ne ise odur.
Sakalla ilgili hükümleri topladığımızda şu sonuca ulaşıyoruz: Sakalın kökten kazınması haramdır. Bunu mekruh olarak adlandıran Şafii ulemasının 'mekruh' kavramını nasıl kullandığını bilmeyenler ise meseleyi gevşek tutmaktadırlar. Kaldı ki haramlık hükmü hadislerdeki ifadelere daha yakındır. Sakala hiç dokunmamak şeklindeki tutum yerine ashabın belli bir düzenleme yaptığına dair bilgileri de dikkate alarak diyebiliriz ki: Sakal bir tutam oluncaya kadar büyütülebilir. Ondan sonrasını büyütmenin de bir sakıncası yoktur. Hatta öyle bir Sünnet'ten de söz edilebilir. Fakat kazımanın dışındaki şekiller inşaallah Sünnet'e kökten karşı olmaktan korumuş olmaktadır. Yalnız sakalı tıraş etmekle sakalı gereksiz görmek arasında büyük fark vardır. Biri hatadır diğeri ise dalalettir. Allah'a emanet olun.
Sakal dinimizin, “din değeri taşıyan sembol” olarak önümüze koyduğu ibadetlerden biridir. Müekked bir sünnettir. Şekli de bellidir. TOP SAKAL denen şekil, bu ümmetin kültürüne ait bir şekil değildir, sakal da değildir. Düzgün sakala dönerek bir ecir fırsatını kaçırmamış olun. Allah’a emanet ederiz sizi.
Selamünaleyküm. Sakal vardır veya yoktur. sakallı olmak Sünnet olduğu gibi, sakalın üzerinden oynanmaması da Sünnet'tir. Farklı isimlerle anılabilecek sakal, sakal değildir.
Sakal Hanefilik veya başka bir mezhep konusu değildir. Sakal, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetidir. Yani dindir. Dinle ilgili bir husus, şundan sonra bundan önce gibi tasnife tabi tutulamaz. Dinimize ve Nebimize ait ne varsa onu hayat ve ruh olarak görmeye mecburuz. Sakalı bırakamamak başka şey, ona listeden sıra ayarlamak başka şeydir. Bırakamayabiliriz. Ama sıradanlaştıramayız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Evvela, hakikati söylemekle yapılması gerekeni yapmak veya yapmamak bir tutulmamalıdır, bunu beyan edelim. Yakınınızın yaptığı pek muteber bir iş değildir. Zira onun okudukları ile elde ettiği 'haram değildir, onunla geçinebilir' şeklinde bir fetva bulsa bile -ki bulabilir-, ona okutanların bir şey elde ettiğini söyleyebilecek yoktur. Yani asıl sakınca, ona para verenlerin verdiklerinin karşılığını bulup bulmayacaklarındadır. Dul bir kadına sahip çıkmak ise bundan ayrı ele alınması gereken bir durumdur. Allah yardımcımız olsun.
Vakti gelmiş bir evlenmeyi okul ve benzeri nedenlerle geciktirmek doğru değildir. Evlilik hayati bir meseledir. Bunu böyle bilmelisiniz. Her şeye rağmen üç yıl boyunca görüşmenizi şu şekilde değerlendirebiliriz: a- Nişanlılık, nikâh akdine kadar görüşmenin gerektiği bir dönemdir. Ancak bu görüşme sululuk derecesine gelmemelidir de. Dengeli bir görüşme yararlıdır. Görüşme de fıkıh kurallarına göre olmalıdır. HALVETTEN şiddetle kaçınılmalıdır. Yılda üç dört görüşme yapılabilir. b- Bu üç yıllık zamanın bir zaman sonra nikâhlanma mecburiyeti oluşturması normaldir. Nikâhsız üç yıl, hiç doğru değildir. Düğün zamanı tekrar edilecek bir nikâh da nikâhı anlamsız hale getirmektedir. Netice olarak sizin evliliği öne almanız gerekmektedir. En emin ve bereketli olan yol budur. Allah mübarek etsin.
Müslüman vize ile yani giriş talebi bulunarak girdiği bir ülkede Şeriat'a alenen muhalif olan bir şey olmadıkça yasalara uymak zorundadır. Vize talep etmenin anlamı budur. Aksi takdirde Müslüman, sözüne muhalefet etmiş veya aldatmış duruma düşer ki bu, dine aykırıdır. Ancak aleni bir muhalefet bulunduğunda Müslüman en ehven yolla o muhalefetten kurtulur. Bu kuralı vergiden trafik kuralına kadar her alanda uygulayabiliriz. Allah işinizi kolay etsin.
Doğru olan ne için ve nasıl bir helallik talep edildiğini bildirmektir. Ama bir fitneden korkulursa umumi bir helallik de alınabilir.
Sabah namazının sünnetini hiçbir şekilde ihmal etmemek gerekir. İkindi ve yatsının ilk sünnetleri sıkışık anlarda bırakılabilir. Diğerlerini de acil bir durum olmadıkça bırakmamak doğru olandır. Seferilikte ise yine sabah namazının sünneti farklıdır. Diğerleri bırakılabilir. Allah'a emanet olun.
Müslüman olarak biz, Allah'ın dini ile sınırlı bir hayat yaşamaya mecburuz. Allah'ın serbest bıraktığı alanlarda ise beşer olarak en iyiyi ararız. İyi olduğuna kanaat getirdiğimizi de benimseriz. Bu bizim hayat tarzımızdır/olmalıdır. Dinimiz, idam cezasını benimsemiştir. Asrımızın idrakinde güya idam cezasının olmayışını sadece bir tiyatro olarak seyredebiliriz. İdama karşı olanlar bir de henüz dünya yüzü görmemiş bebeleri katleden kürtajcılar olmasa yine bir şey diyecektik belki! Söze gerek yok.