Fetva Meclisi
Soru
Sakal konusu uzun zamandan beri beni düşündüren bir konu. Bildiğim kadarıyla Hanefi mezhebine göre sakalları kesmek tahrimen mekruh. Ancak bir yerde bunun niyetten sonra olduğu yazıyordu. Bu konuda doğru olan nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi hatırlatan her şey bizim için değerlidir, önemlidir. Bilhassa sakal gibi aynı zamanda bizim için de Sünnet olan bir değer nasıl önemli olmaz? Yalnız şu iki hususu da gözden kaçırmamalıyız: a- Şu anda elimizde O'nun sakalından olduğuna dair bize gösterilen sakal parçalarının O'na ait olduğuna dair elle tutulur ciddi bir belge yoktur. Bir umut ve temenni ile bakılıyor konuya. b- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin fiili Sünnetleri mesela sakal Sünnet'i tatbik edildiğinde o ziyaretten ölçülemeyecek kadar daha değerli bir iş yapılmış olur. Bu iki çizgi arasında kendimize bir yer bulabiliriz.
Aleykümselam. Sakal kesin Sünnet olan emirlerdendir. Fakat sakalın yasak olduğu ortamlarda sakalsız bulunmak caizdir. Böyle bir durumda sakallı olmayı istediğimizi meleklerin şahit olacağı şekilde içimizde saklarız. İlk fırsatta da sakallı oluruz. Bu aradaki sakalsız zamanımız için de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Talebe olarak sakalsız olabilirsiniz, yeter ki yüreğinizden sakal ve Sünnet eksik olmasın.
Kimi, nasıl izleyeceğinizi beyan ettiğiniz için benim söyleyebileceğim bir söz kalmamaktadır.
Sakal, erkeğin yüzünde belirdikten sonra tıraş edilmemelidir. Müekked sünnet yani Peygamber aleyhisselamın bize emrettiği sünnet böyledir. Ağır bir zaruretten ötürü ise kesilebilir. Zaruret yokken kesilmesi ise en azından tahrimen mekruhtur yani haramın kapısına yakın bir noktadır. İlk çıktığında veya bir kere uzatıldıktan sonra kesilmesi neticede “kesmek” ne ise odur.
Sakal dinimizin, “din değeri taşıyan sembol” olarak önümüze koyduğu ibadetlerden biridir. Müekked bir sünnettir. Şekli de bellidir. TOP SAKAL denen şekil, bu ümmetin kültürüne ait bir şekil değildir, sakal da değildir. Düzgün sakala dönerek bir ecir fırsatını kaçırmamış olun. Allah’a emanet ederiz sizi.
Değerli kardeşim, dinimizin bir tek örnek kişisi vardır o da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Onun dışında hiç kimse “ölçümüz olarak şaşmaz” biri değildir. Hocalarımızın sakallı olmayanları olabilir. Aynı şekilde onlardan biri mesela bugün sabah namazını da kılamamış olabilir. Biz şimdi sabah namazını da mı tartışacağız? Dinimizin Kur'an’ı vardır, sünneti vardır. Bu ikisi bize ne emrederse onu yaparız. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin çok kereler “sakalınızı salın” buyurduğu bilinmektedir. Sakallı olamasak da bu emir bizi bağlar. O bir şey emrettiğinde bizim seçme hakkımız olamaz. Üstelik sakalı emreden hadislerinin bir bölümünde “müşriklere benzememek” gerekçesi üzerine sakalınızı alın buyurmuştur. Demek ki sakal, bir din rengi niteliğindedir. Evet, başka dinlerin mensuplarında da sakal olabilir ama onlardaki sakal mesela papazlık mesleğinin simgesi gibidir bizim dinimizde ise mesleğin değil dinin simgesidir. Özet olarak diyebiliriz ki, sakallı olmak Müslüman erkeklerin dini bir görev olarak yapmaları gereken bir iştir. Şu veya bu sebeple yapamazlar ayrı bir mesele ama din asıllı bir emre karşı imiş gibi duramazlar maazallah.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İbadetlerimizde ve insanı ilişkilerimizde aksamaya neden olmayacak şekilde sadece spor maksadı ile futbol oynamak caiz olabilir. Ama bu şartlarla. diğer oyunlar için de aynı şey geçerlidir. Kumar, vakit zayiatı, aileyi ihmal, ibadeti aksatma, kâfirlere benzeme, onları taklit etme gibi sorunlara neden olan hiçbir şey mubah değildir.
Sigortayı faizden sıyırmanın zor olduğunu siz de biliyorsunuz. Bu nedenle muasır ulemamız, faiz bataklığının sineklerinden biri olarak gördükleri sigortaya zaruri olanları dışında izin vermemektedirler. Kendinize sigortacılık dışında başka bir meşgale bulmanızı tavsiye ederim size.
Yolunuz mübarek olsun. Ne mutlu size; Allah'ın azabı ile karşılaşmadan mağfireti ile buluştunuz. Sizi defalarca tebrik ederim. Büyük bir nimetle karşılaşmış bulunuyorsunuz. Size tavsiyelerim şunlardır: 1- Kesinlikle Allah Teala'nın size olan nimetinin kıymetini bilin. Adeta ölümden döndünüz. Şeytan sizi yıldırıp bıktırmaya çalışacaktır. Sakın ona aldırmayın. Bir kere kurtuldunuz, geri çevirecek ayak kaymalarına, yalpalamalara sakın aldırış etmeyin. 2- En büyük hedefiniz, dönüş heyecanını kaybetmemek olmalıdır. Yani siz, üzerinizde Allah Teala'ya ödenmek üzere şu kadar namaz borcu olduğunu bilin, boyun büküklüğünüz devam etsin, gerisi çok kolaydır. 3- Baliğ olduğunuz günden itibaren, zamanını hatırlamıyorsanız on beş yaşından itibaren kılamadığınız namazları hesaplayın. Mesela iki bin sabah namazı, iki bin iki yüz öğlen namazı gibi. Toplam borcunuz belli olunca kendi kendinize azmedin. Ben her fırsatta kaza kılacağım deyin. Ve bunu tatbik edin; bir yerde iki sabah namazı kılın. Sonra iki öğlen, Üç akşam kılın. Sadece farzları ve vitri kılmanız yeterlidir; sünnetleri kılmayın. Böyle devam edin. Daha sonra, ömrünüzün yetip yetmeyeceğine aldırmayın. Yeter ki heyecanınız eksik olmasın. 4- Kur'an'dan ezberlemeye kendinizi zorlamayın. Namaz kılacak kadar bilmeniz şimdilik yeterlidir. Onun yerine aşırılığı olmayan bir ilim meclisi dersine katılın. Fıkıh öğrenin. Çokça dua edin. Ailenizin üzerine düşün. Çocuklarınızı ihmal etmeyin. Allah yolunuzu açık etsin. Sevinin, iyi yoldasınız.
Kendi vücudunuzdan sökülüp dikilerek yapılan tedavinin bir sakıncası yoktur. Başkasının saçını alıp dikme ise ihtilaflıdır. Siz, tedavinizi olduğunuza göre yapacak bir şey yoktur. Geçmiş olsun. Hatalarımız için istiğfar etmeye mecburuz. Allah kolaylıklar versin.
Her an ölmeye hazır olması gereken bir insanın ölürken üzerinde bulunmak istemeyeceği şeyi yapmaması gerekir. TV, hiç değilse vakit zayiatıdır. Göz zinası için şart başkadır. Bakılması haram olan şeylere bakıldığında göz zinası denen şey gerçekleşir. TV'de de bu her pozisyonda olmayabilir. Ama saniyelerle sınırlı bir ömrü, asırlarca sürecekmiş gibi rahat harcamanın hangi mantığı olur? Bunlar boş kalmanın, hedefsiz yaşamanın, cemaat ehli olmamanın, insanlığa hizmetten lezzet alamamanın sonuçlarıdır. Allah yardımcımız olsun.
Şaka ile bile olsa, bir Müslüman'a kesici bir aleti doğrultmak caiz değildir. Ama o aletle maddi bir zarar vermedikçe mahkemelik bir suç da oluşmaz. Gönlünü alıp helalleşmek ve mağfiret dilemek gerekir. Kardeşliğimizin değerini bilelim.