Fetva Meclisi
Soru
Ben 40 yaşından sonra İslam'ı yaşamaya başlamış birisiyim. Geçmiş namaz borçlarım epeyce var yani. Günlük 2 ya da 3 günlük kaza kılabiliyorum. İşim dolayısıyla bu kadar becerebiliyorum. Çalışırken ayrıca Kur'an-ı Kerim'den sayfalar ezberlemeye başladım. Normal namazlarımı aksatmıyorum artık. Bu kaza namazı kılmak için işten arta kalan zamanım çok az, 2-3 günlük kılıyorum. Biraz da Kur'an-ı Kerim ezberine vakit ayırıyorum. Ezber çalışırken de yapabiliyorum zor da olsa. Ama kaza namazlarından dolayı ne yapmalıyım? İzlediğim yol doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bir kere şu andaki namazlarınızı ihmal etmeme ciddiyetiniz güzel, bunu sakın bozmayın.İkinci olarak da teheccüd yerine kaza namazı kılın. O vakti kazalarla geçirin. Biliyorsunuz sadece farzları ve vitri kaza edeceksiniz.Üçüncü olarak da program sürdürmekte zorlanıyorsanız şöyle yapın: Programsı olarak kılabildiğiniz kadar kılın. Ara sıra da olsa kaza borcunuzu unutmayın. Elinizdeki borç cetvelini de kaybetmeyin. Kıldıkça ondan düşün. Gerekiyorsa bir süre kaza kılmayın ama sakın umudunuzu yitirmeyin. Onun kazası olmaz dikkat edin.
Selamünaleyküm. 1- Lavaboya giderken abdest almaya gidiyor olmanız bir niyettir. Niyet için gerekli vakit de o vakittir yani abdeste başlamadan önceki an. 2- Bütün niyetler kalptendir. Dil ile niyet önemli değildir. 3- Bu dini iyi bilmemekten kaynaklanıyor. 4- Düşüncenizde haksız değilsiniz ama bunu konuşmanın doğru olmadığı bir zamanda yaşıyoruz. 5- Bir sıkıntı yoktur ama kural böyle değildir. 6- Yoğun kaza namazınız varsa öncelikle onları bitirmeye gayret edin. 7- Yanlış düşünüyorsunuz; Ehli Beyt'in yeri bambaşkadır. Yüreğimizi hepsine açacağız ama Ehli Beyt'i baş köşeye oturtacağız. 8- Her aklı başında mü'min, son anından endişe eder. Deliye ise her gün bayramdır. Allah işinizi hayretsin, niyetinizi mübarek kılsın. Dualar edin bize.
Kesinlikle namaz kılmadığınız için Müslüman olmadığınız, dolayısıyla namaza başlayınca Müslüman olduğunuz sözü doğru olamaz. Doğru olan, sizin buluğ çağından itibaren namaz borcunuz olduğudur. Bu da on beş yaşı ortalama bir yaş kabul edersek on sekiz senelik namaz demektir. Yapacağınız iş şudur: a- Büyük bir tevbe ile Rabbinizin kapısına kapanmak ki, hamdolsun buna muvaffak olmuşsunuz. b- Üzerinizdeki kaza namazlarını sayı olarak tespit etmek. Mesela: 18*365 sabah namazı, 18*365 öğlen namazı gibi. c- Böylece kaç namazın üzerinizde borç olduğunu bilmiş olacaksınız. Onları kaza etmeye azmedeceksiniz. Ondan sonra da mesela yatmadan önce ya da tatil günlerinizde veya benzeri bir takvimle onları tüketmeye karar vereceksiniz. d- Siz bu kararı samimi bir şekilde verdikten ve tatbike başladıktan sonra biiznillah yol açılmıştır. O borçlarınız bitmeden ölmüş olsanız bile takvimi işlettiğiniz sürece bir sakınca yoktur. Allah tevbenizi, ihlasınızı kabul buyursun. Bize de dua edin.
Yolda bırakacağınız bir işe başlamış olmamalısınız. Az ama sürekli ve ciddi yürüyen daha iyidir. Şöyle yapmanızı tavsiye ederiz: a- Namaz kazaya bıraktığınız için öncelikle ciddi bir tevbe yapmanız gerekmektedir. Tevbe edecek ve tevbenizi koruyacaksınız. Sürekli istiğfar edeceksiniz. b- Sadece farz namazları ve vitri kılacaksınız. Buna göre de kaç sabah namazı, kaç öğlen.. gibi bir borç takvimi hesaplayın. c- Günün belli bir saatini kaza namazı kılmaya ayırın. Bu normal bir zaman dilimi olsun. Mesela 'bir saat' deyin. Bu süre zarfında ne kadar kılarsanız o kadar kılın. Mecalsiz kalacak kadar kılmayın ki soğukluk gelmesin size. d- Yaptığınız bu takvime özel günleriniz dışında asla ara vermeyin. Misafir ve benzeri sebepler sizi ara verdirtmesin. Bu mantıkla ne kadar devam ederseniz kazanıyorsunuz demektir. Bitirmeden ölseniz bile inşaallah borcunuz mağfiret görmüş olur.
Allah Teâlâ dönüşünüzü mübarek kılsın. Sizi eşinizi ve çocuklarınızı cennetlik kullarından kılsın. Şeytan sizi namazdan alıkoyamadığı için pek üzgündür. Yeni sebepler üreterek sizden namazı terk etmenizi isteyecektir. Ölüm korkusu da böyle bir şeydir. Merak etmeyin, kıldığınız namaz çok geçmeden sizin bu husustaki şifanız olacaktır. Bu aralar kendinizi boş bırakmayın. Boş kaldıkça o korku sizi daha fazla sarsar. Siz namaz kılan bir mü'min olarak ölüme hazırlıklısınız elhamdülillah. Korkarak değil hazırlanarak yola devam edeceğiz. Geçmişte kazaya kalan namazların sadece farzlarını tek tek kılacaksınız. Bir takvim belirleyin. Mesela günde iki vakit veya benzeri bir takvim, ona uyun. Biiznillah namaz yükünüz de bitecektir. Kazaların yerine nafile kılınmaz. Kazaya kalan namaz kılınmaz diye de bir şey yoktur. Sadece farzları kılın. Bir de vitir namazını. Sünnetlerini kılmayın. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin.
İman eden her insan, namazın karşısına hiçbir engeli çıkarmayacağına söz vermiş sayılır. Rabbimizin kuluna ilk hesabı namazdan olacaktır. Namazın hesabı verilmeden de diğer amellerimiz ne kadar iyi olursa olsun geçilmeyecektir. Namaza karşı gevşekliğin, -Allah korusun- dinden soğumaya bile götürebileceğini unutmamak gerekir. Kaldı ki yabancı bir ülkedesiniz ve bu sizin daha da hassas ve ciddi olmanızı gerektirir. Ortam ve çevre olarak namaz ehli olanların daha az bulunduğu hayatı yaşıyor olabilirsiniz. Ancak bu asla bir mazeret ve gereçle değildir. Çok acil olarak tevbe edip geçmişi de kaza etmeye karar verin. Namaz üzerinden tartışmaya bile yanaşamayız. Zaten her genç namazını kılar, ihmal etmez diye bakarız. Çünkü iman ettik, namazı da kılmaya söz verdik demektir. Bu hassasiyeti kazanabilmek için; 1.Namazlı arkadaş grubu: Böyle arkadaşlar size hatırlatıcı ve toparlayıcı olacaktır. Eğer böyle bir kişi etrafınızda yoksa bile Allah’tan bunun için yardım isteyin. 2.İlim Meclisi: Muhakkak iyilerle, namaz ehli insanlarla beraber olup haftalık hadisi şeriflerle ihya olmak iyi gelecektir. 3.Dillendirmemek: “Namazımı kılamıyorum, aksatıyorum” gibi sözleri kendinize bile itiraf etmeyin. Bunu zihninizde normalleştirmekten de Allah’a sığının. 4.Dua: Şeytanla girilen her mücadelede düştüğümüz yerden kalkmayı becermek zorundayız. Yılmadan, usanmadan bu mücadeleye devam edeceğiz. Allah-u Teâla’dan namazda ölene kadar devamlı olmak için bolca dua edin. Çünkü her ibadet ancak Rabbimizin dilemesiyle gerçekleşecektir. 5.Tevbe: Düştüğünüz bu hatadan dolayı mümkün olduğunca kendinize hatırlatmada bulunun ki bu durum sizi tevbeye sevk etsin. İhmalkârlık ve kazaya bırakmış olmak en büyük tevbeyi gerektiren önemli hususlardandır. Rabbim namazı dosdoğru kılanlardan eylesin bizleri.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kendi vücudunuzdan sökülüp dikilerek yapılan tedavinin bir sakıncası yoktur. Başkasının saçını alıp dikme ise ihtilaflıdır. Siz, tedavinizi olduğunuza göre yapacak bir şey yoktur. Geçmiş olsun. Hatalarımız için istiğfar etmeye mecburuz. Allah kolaylıklar versin.
Sigortayı faizden sıyırmanın zor olduğunu siz de biliyorsunuz. Bu nedenle muasır ulemamız, faiz bataklığının sineklerinden biri olarak gördükleri sigortaya zaruri olanları dışında izin vermemektedirler. Kendinize sigortacılık dışında başka bir meşgale bulmanızı tavsiye ederim size.
Şaka ile bile olsa, bir Müslüman'a kesici bir aleti doğrultmak caiz değildir. Ama o aletle maddi bir zarar vermedikçe mahkemelik bir suç da oluşmaz. Gönlünü alıp helalleşmek ve mağfiret dilemek gerekir. Kardeşliğimizin değerini bilelim.
Sakal Hanefilik veya başka bir mezhep konusu değildir. Sakal, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetidir. Yani dindir. Dinle ilgili bir husus, şundan sonra bundan önce gibi tasnife tabi tutulamaz. Dinimize ve Nebimize ait ne varsa onu hayat ve ruh olarak görmeye mecburuz. Sakalı bırakamamak başka şey, ona listeden sıra ayarlamak başka şeydir. Bırakamayabiliriz. Ama sıradanlaştıramayız.
Okula göndermemeniz bir çare değil; o da başka sorunlar üretecek. Cepheden kaçamazsınız. Bu bir cihaddır. Bizim asrımızın imtihanı budur. Okul seçin. Okula salmayın, gönderin. her dönüşünde dezenfekte edin, kötülük ortamına karşı iyilik evi olun. Bir tür şeytanı öldürmeyi isteyerek imtihandan kurtulmaya benziyor düşünceniz. Kesinlikle yılmayacaksınız; ashabı kiram, şirk bataklığından kendilerini kurtardılar. Biz de bizim dönemimizin bataklıklarından kurtularak ecir kazanacağız. Müslümanlar olarak henüz okulun alternatifini oluşturabilmiş değiliz. Allah yardımcımız olsun. Dua edelim, çalışalım. En azından evlerimizi bataklık haline gelmekten koruyalım ki melekler bizde bir samimiyet görsünler.
İbadetlerimizde ve insanı ilişkilerimizde aksamaya neden olmayacak şekilde sadece spor maksadı ile futbol oynamak caiz olabilir. Ama bu şartlarla. diğer oyunlar için de aynı şey geçerlidir. Kumar, vakit zayiatı, aileyi ihmal, ibadeti aksatma, kâfirlere benzeme, onları taklit etme gibi sorunlara neden olan hiçbir şey mubah değildir.