Fetva Meclisi
Soru
Fetva nedir, nerede ve neden kullanılır; fetvayı kimler yazar?
Cevap
Benzer fetvalar
Hanefi mezhebine ait mutemet kitaplarda nakledilen yaygın meşhur fetvalara aykırı olan veya kime ait olduğu bilinemeyen fetva anlamında kullanılmaktadır. Böyle olmasına rağmen mezhep içinde kullanılan bir görüşü de temsil etmiş olabilir. Söz konusu görüşün aykırılık oranı büyüdükçe garipliği de büyümüş olabilir. “Garib” deyimine benzer bir deyim olarak “şâz”, “batıl görüş”, “fasid görüş” “zellatülulema (âlimlerin hatalı kanaatleri)”, “ruhasulfukaha”, “müfredat” gibi deyimler de kullanılabilmektedir.
İşlerimiz MASLAHAT veya MEFSEDET olmak üzere iki çeşittir. İyi ve kötü bu anlamı yansıtıyor. Başka bir ifade ile faydalı ve faydasız da denebilir. Fetva verilirken de maslahat neyi gerektiriyorsa ona göre fetva verilir. Bazı durumlarda fetva veren müftü maslahat ile mefsedeti dengeleyemeyebilir. Şöyle örneklendirebiliriz sizin için: İkisi de maslahat yani Müslüman için uygun olan bir şeyin birini alıp diğerini bırakmak gerekebilir. Bu durumda daha üstün ve uygun olanı tercih edilir. Fetva da ona göre verilir. Farz ve nafilenin bir araya gelmesi, farzı ayın ile farzı kifayenin bir araya gelmesi böyledir. Aileye yapılacak harcama ile farzı ayın olmayan cihada yapılacak harcama böyledir. Bir başka durumda iki kötüden biri alınmak zorunda kalınır, alternatif yoktur. Bu durumda da kötülüğü daha az olan tercih edilir. Fetva ona göre verilir. Hicret etmeye mecbur kalmış bir kadının beraberinde mahremi olmadan hicret yolculuğuna çıkması bunun örneği olarak alınabilir. Farklı bir örnek de iyi ile kötü arasında bir tercih yapmanın mümkün olmadığı yani farklı tutulamayacakları durum oluşur. İyi olanı yapsan da kötü olanın içinde olman gerekir gibi bir durumdur bu. Kötüyü terk ederken iyi de bırakılmış olabilir. Meşhur bir örnek olarak ölmemek için domuz etinden yemek gibi bir durum anlaşılabilir. Görülüyor ki fetva verilirken bir dengeleme yapılmaya çalışılmaktadır. Buna fıkıh dilinde MUVAZENE adı verilir. Mesela haram dediğimizde tek bir kavramı konuşuyoruz ama haramlar arasında da bir sıralama ve ağırlık farklılığı bulunmaktadır. İnsan öldürmek de haramdır insanın malını çalmak da. İkisi arasında ağırlık farkı vardır. Fetva verilecekken de bu farklılık gözetilir. Şüphesiz böyle bir tercih asla keyfi isteklere, beklentilere göre yapılmıyor. Neyin nerede nasıl tercih edileceği fıkıh âlimlerinin üzerinde yıllarca ilim tahsili yaparak öğrendikleri bir branştır.
Müftü, daha önce müçtehitler tarafından konmuş kurallar ve verilmiş fetvalardan seçme yapabilen ve Müslümanlara onları aktaran kişi demektir. Bugüne kadar kim fetva verebilir yani kim müftü olabilir konusunu inceleyen ulemadan ‘müftü olmanın şartlarından biri de erkek olmaktır’ diyen yoktur. Aksine bu büyük ümmetimizin içinden büyük müçtehit kadınlar da çıkmıştır, çıkmalıdır da. Yalnız şunu da tespit etmeliyiz: Bugün ülkemizde müftülük makamı fetva ile beraber din hizmeti yapanların bürokratik yönetimini de temsil etmektedir. Hatta fetva ikinci planda kalacak şekilde bürokrasi daha öndedir. Bu ayrıntıyı bilerek kadından müftü olur mu olmaz mı sorusunu cevaplandırmak gerekmektedir.
Mü'minin asıl fetvası kalbinden gelir. Müftüler 'olur' deseler de o, kalbine sormalıdır. Allah'a emanet olun.
Bir kere böyle bir tercih ancak alternatifli meselelerde olabilir. Mesela bir konuda iki fetva verilebilir. Bu fetvalardan biri ayetten veya hadisten ya da temel kurallardan ilk anlaşılan şekliyle ele alınmıştır, bun takvaya daha yakın olan anlamında AHVAT OLAN denir. Diğeri ise yine dinin kendisinde var olan ruhsatlardan yola çıkılarak alınmıştır. Buna da EYSAR (daha kolay olan) denir. Her iki yöntemi de değişik meselelerde kullanan alimler olmuştur. Ancak bir ayrıntı asla unutulmamalıdır: Ahvat veya eysar her ikisi de dinin içinde var olan kurallara bağlık kalarak verilir. İnsanların keyfine, toplumdaki gevşemeye göre fetva verilmez. Verilirse ona fetva değil taviz denir.
Önce şunu bilelim: Kadının eşine söylemiş olduğu 'sen de benden boş ol..' şeklindeki bir sözün ilmi bir değeri yoktur. Önemli olan erkeğin ne dediğidir. İkinci olarak da şunu bilmemizde fayda vardır: Boşamaya dair sorulan soruların önemli bir kısmında sorunun öncesi ve sonrası, soru tarzı umulan cevaba göre yönlendirilerek sorulmaktadır. Bunun için büyük bir risk taşıyan, uhrevi mesuliyeti çok ağır olan böyle bir konuda tarafların aynı anda bir arada bulunup yüz yüze sormalarını tavsiye ederiz. Eğer bu boşamayı yapan erkek, aynı ay içinde tekrar eşine dönmüşse inşaallah bir talak hakkını kullanmış durumdadır. Bu Hanefi mezhebine göre yaygın fetva değildir ama şu anda müftülükler bu fetvayı kullanmaktadırlar. Ama yine de fetva için yüz yüze sorulmasını tavsiye ederim. İstanbul Müftülüğü'nün bu konulara bakan bir birimi var, oraya yönelebilirler. Allah'a emanet olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
1- Kul hakkı, fırından ekmek çalmakta olduğu kadar teknolojik bir üründen, iletişime kadar bir insanın elinde hak olarak bulunan her şeyde vardır. 2- Kul hakkı, Müslüman'ın Müslüman'a karşı titizliği ile sınırlı değildir. Müslüman olmayanların da hakları kul hakkıdır. 3- Film izlemek konusunda daha geniş düşünmeye mecburuz; masrafına değip değmediğine henüz karar verebilmiş değiliz. Allah'a emanet olunuz.
Namaz, nasıl kazaya kaldı ise o şekilde kaza edilir; seferi iken kazaya bırakılan namaz seferi gibi mukim iken bırakılan da seferilikte bile kaza edilse tam olarak kaza edilir. Allah kabul buyursun.
1- Bir kere yaşınız geç kalmışlık yaşı değildir. Tam evlenmesi uygun bir yaştasınız. Geç kalmış ya da sorun halini almış olmak için en az iki-üç yılınız daha var. 2- Gelen tekliflerde öncelikle Peygamber aleyhisselamın tavsiyesine uyup, din ve ahlâk şartını arayın. Ama sadece din demiyorum; din ve ahlâk ikisi de aransın. 3- Din ahlâk şartından sonra kesinlikle fiziki vasıf arayın. Gözünüze hoş gelen, seveceğiniz bir insanla evlenmeniz gerekir. 4- Ekonomik vasıfların hiç birini aramayın. İş, diploma ve benzeri talepleriniz olmasın. 5- Ailevi ilişkilerine önem verin. Anne ve babası ile olan ilişkisi nasıl yürüyor, onu izlemeye çalışın. Allah'tan sonra anne ve babasını görmeyen evlenilmeye değer biri değildir. 6- Bağlı olduğu bir cemaati varsa onu araştırın. Kör bir taklitçi ile evlenilmesi de doğru değildir. 7- Olumlu veya olumsuz cevap için kesinlikle zaman ayırın. Üç gün düşünmeden cevap vermeyin. 8- Son kararınızı İSTİHARE yaparak verin. 9- İtimat ettiğiniz biri ile muhakkak istişare yapın. Tek başınıza karar vermeniz eksik olur. 10- Bir kaç kere başlayıp bozulmaya takılmayın. Onuncu görüşmede bile sonuca ulaşsanız bu normaldir. Allah işinizi kolay etsin.
Ne güzel bir iş yapıyorsunuz; Allah mübarek kılsın. Sakın ara vermeyin, şeytan ecrinizi kaybetmeye yol bulmasın. Kimin fıkıh bilgisi daha üstün ise imam o olsun. Fıkıh bilgisinde aynı durumda iseniz evli olanınız imam olsun. Her durumda eşit iseniz sırayla birer gün namaz kıldırın. Mübarek olsun.
Görme özürlü bir insana yardım etmek için kırk gün ikindinin sünneti terk edilse asla bir şey kaybedilmiş olmaz. Allah'a emanet olun.
Kendini Filistin'de Yahudi ile imtihan edilen bir mü'min olarak kabul et. Onun imtihanı ile senin imtihanın hiç farklı değildir. Hepimiz için de geçerli bir kuraldır bu kural. İmtihan için yaratıldığımız bu âlemde kime ne imtihan takdir edildi ise onu başarmakla mükelleftir. Nefsinin ve şeytanın baskısını Yahudi'nin ordularına benzet. Kurşun yemeden, yaralanmadan yaşamaya çalış. Ufak tefek sıyrıklardan da yılma; sonunda kazanan ol da ne olursa olsun. Sabret. Özellikle evlenme araştırmasına devam et. Yıkıldığın yerde çökmüş olarak kalma; hemen kalk. Akşam yıkılırsan sabaha kadar kalk. Cemaatle namaza ve Kur'an okumaya önem ver. Sonunda kazanacaksın biiznillah. Allah'a emanet ol.