Fetva Meclisi
Soru
Kadından müftü olur mu yani kadın fetva verir ve erkek kadın herkes ona göre dinini yaşıyor olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
İşlerimiz MASLAHAT veya MEFSEDET olmak üzere iki çeşittir. İyi ve kötü bu anlamı yansıtıyor. Başka bir ifade ile faydalı ve faydasız da denebilir. Fetva verilirken de maslahat neyi gerektiriyorsa ona göre fetva verilir. Bazı durumlarda fetva veren müftü maslahat ile mefsedeti dengeleyemeyebilir. Şöyle örneklendirebiliriz sizin için: İkisi de maslahat yani Müslüman için uygun olan bir şeyin birini alıp diğerini bırakmak gerekebilir. Bu durumda daha üstün ve uygun olanı tercih edilir. Fetva da ona göre verilir. Farz ve nafilenin bir araya gelmesi, farzı ayın ile farzı kifayenin bir araya gelmesi böyledir. Aileye yapılacak harcama ile farzı ayın olmayan cihada yapılacak harcama böyledir. Bir başka durumda iki kötüden biri alınmak zorunda kalınır, alternatif yoktur. Bu durumda da kötülüğü daha az olan tercih edilir. Fetva ona göre verilir. Hicret etmeye mecbur kalmış bir kadının beraberinde mahremi olmadan hicret yolculuğuna çıkması bunun örneği olarak alınabilir. Farklı bir örnek de iyi ile kötü arasında bir tercih yapmanın mümkün olmadığı yani farklı tutulamayacakları durum oluşur. İyi olanı yapsan da kötü olanın içinde olman gerekir gibi bir durumdur bu. Kötüyü terk ederken iyi de bırakılmış olabilir. Meşhur bir örnek olarak ölmemek için domuz etinden yemek gibi bir durum anlaşılabilir. Görülüyor ki fetva verilirken bir dengeleme yapılmaya çalışılmaktadır. Buna fıkıh dilinde MUVAZENE adı verilir. Mesela haram dediğimizde tek bir kavramı konuşuyoruz ama haramlar arasında da bir sıralama ve ağırlık farklılığı bulunmaktadır. İnsan öldürmek de haramdır insanın malını çalmak da. İkisi arasında ağırlık farkı vardır. Fetva verilecekken de bu farklılık gözetilir. Şüphesiz böyle bir tercih asla keyfi isteklere, beklentilere göre yapılmıyor. Neyin nerede nasıl tercih edileceği fıkıh âlimlerinin üzerinde yıllarca ilim tahsili yaparak öğrendikleri bir branştır.
Önce şunu bilelim: Kadının eşine söylemiş olduğu 'sen de benden boş ol..' şeklindeki bir sözün ilmi bir değeri yoktur. Önemli olan erkeğin ne dediğidir. İkinci olarak da şunu bilmemizde fayda vardır: Boşamaya dair sorulan soruların önemli bir kısmında sorunun öncesi ve sonrası, soru tarzı umulan cevaba göre yönlendirilerek sorulmaktadır. Bunun için büyük bir risk taşıyan, uhrevi mesuliyeti çok ağır olan böyle bir konuda tarafların aynı anda bir arada bulunup yüz yüze sormalarını tavsiye ederiz. Eğer bu boşamayı yapan erkek, aynı ay içinde tekrar eşine dönmüşse inşaallah bir talak hakkını kullanmış durumdadır. Bu Hanefi mezhebine göre yaygın fetva değildir ama şu anda müftülükler bu fetvayı kullanmaktadırlar. Ama yine de fetva için yüz yüze sorulmasını tavsiye ederim. İstanbul Müftülüğü'nün bu konulara bakan bir birimi var, oraya yönelebilirler. Allah'a emanet olunuz.
Allah Teâlâ böyle bir afetten muhafaza buyursun. Böyle bir durum için özellikle olayın sahibi ile yüz yüze bir resmi makam sahibi nezaretinde mesela bir müftü nezaretinde değerlendirilmelidir. Esnek bir zeminde bu fetva değerlendirilemez.
Kim kimden fetva öğrenebilir sorusunun cevabı bizi fetva verecek kişinin Müslüman ve mükellef bir insan olması gerektiğine ulaştırır. Bu da tabii bir insandır. Bir robot veya yapay zeka ne kadar iyi programlanıp hazırlanmış olsa da insan değildir, insan gibi olamaz. İnsanın sorumlulukları ona yüklenemez. Bu nedenle bir cihazın veya sistemin hazırlanmış fetvaları derleyip toplayarak sunması kabul edilebilir ama aynı cihazın naslardan hüküm çıkarıp sorana iletmesi kabul edilemez. Robottan veya yapay zekadan fetva veren bir müftü olamaz. Aynı şekilde farz olan bir cuma hutbesini de irad edemez.
Endişenizde size haksızsınız diyemem. Maalesef o büyük ismin içini doldurmada sıkıntılı olanlar da bulunmaktadır. Burada sıradan mü'minler olarak şöyle yapmalıyız: a- Hepimiz dinimizi dert edineceğiz. Baştan savmayacağız ki Allah Teâlâ bizi samimi bulsun. b- İyi market, iyi usta aradığımız gibi iyi müftü, iyi hoca da arayacağız. Arama kriterimiz de maddi olmayacak. Daha takvasını, daha sözün ile özü aynı olanını aramaya çalışacağız. c- Biz üzerimize düşeni yaptı isek gerisini Allah’ın rahmetine tevdi edebiliriz. Rabbim yardımcımız olsun. Duanızı bekleriz.
Tilavet konusunda ehil bir hocanın önünde, kadının sesini dâhil kendisini teşhir etmeyecek şekilde okumasında sakınca yoktur. Normal bir durumda kadının sesi avret değildir.
fetva konusundaki diğer fetvalar
Fetva müminin dünya ve ahireti ile alakalı kurtuluş reçetesidir. İnsana sorarken bile en alim, en takvalıya sorar ki kalbi rahat etsin. Bugün yapay zekâ denen gelişme henüz Müslümanların hizmetinde ve kusursuz denebilecek noktada durmamaktadır. Evet, muhteşem bir bilgi birikimi ve sürate sahiptir ama 'bize ait' değildir. Nasıl yönlendirdiği, neye göre tercih yaptığı gibi soruların cevabı hâlâ incelenme aşamasındadır. Bir alime fetva soran kıyamet günü o alimi fetvanın sonucundan sorumlu gösterebilir ama bir cihazı Allah Teâlâ'nın huzuruna sorumlu olarak ne kadar getirebiliriz? Bu nedenle fetvayı yapay zekadan öğrenecek olanlar zaten o fetvanın ayrıntılarına vakıf kimseler olabilirler. Bir zaman sonra mesela Diyanet gibi bir kurumun garantisinde böyle bir gelişme olur ve herkes istifade edebilir denirse o durumda herkes yapay zekadan fetvasını öğrenebilir deriz. Şimdilik durum budur.
Bir Müslüman bilmediği konularda özellikle önemsediği bir hocadan farklı bir bilgi duyarsa öncelikle bunu araştırır, hemen karar vermez. Neye ve niçin itiraz ettiğinizi bilmiyorum ama muhtemelen hocamızın bir fetvasının o şekilde olmadığı düşündünüz. Buna bağlı olarak ictihâdî konularda farklı fetvaların söylemi küfür olmaz. Günümüzde tekfir bağımlılığı hastalığının yaygın olduğu bir ortamda küfür kelimesini kullanmamak gerekir.
Adak yapmadıkça bu sözünüz size farziyet getirmez. Ailenizin ihtiyacını öncelikli duruma getirebilirsiniz, daha da iyisini yapmış olursunuz.
Teşhir, Türkçe sözlüğünde şu anlamlara geliyor: “Bir şeyi başkalarının görmesini sağlama, gösterme, sergileme ve dile düşürme.” Bir Müslüman’ın sözlükteki bu anlamı ile teşhir edilmesi onun toplum içinde bitirilmesi anlamına gelebileceği gibi o teşhir edilirken teşhire konu olan yanlışın da öyle veya böyle reklamı yapılacak demektir. Prensip olarak Müslümanlar kötülüklerin reklam edilmesine asla razı olamazlar. Doğru olan hataların sahipleri ikaz edilerek, nasihat edilerek düzeltilmesi yolunu tercih etmektir. Bazı şekilleri caiz olmakla beraber genel olarak TEŞHİR yapmak haram bir iştir. Nur suresinin on dokuzuncu âyeti bu işi yapanları ahiret azabı ile tehdit etmektedir. Teşhirle alakalı olarak şöyle bir özetleme yapabiliriz: Kişinin kendisini teşhir etmesi caiz değildir. Yalana dayalı bir teşhir yapıyorsa zaten yalan haramdır. Doğru olan bir işi yani yapmış olduğu bir hatayı teşhir ediyorsa o da mü'min ahlâkı ile uyuşmayan bir iş olarak kabul edilir. Bir Müslüman’ı yalana dayalı olarak teşhir eden günah içinde günah işlemiş olur. Teşhire konu olan şey doğru olsa bile ortada gıybet gibi büyük bir günah bulunacağı için yine teşhir caiz olmayacaktır. Kendisine zulmedilen birisi, zulmeden zalimi doğru olan şekli ile teşhir edebilir. Fetva sorarken de ortaya çıkabilecek teşhir vebal olmaz. Müslümanlara zarar veren veya verecek olan birinin teşhir edilmesi de mümkündür ama buradaki teşhir yeni zararlara sebep olmadan ve o konudan sorumlu olabilecek birileri tarafından yapılmalıdır. Müslümanları koruma adına nefsini tatmin eden ise yanlış yapmaktadır. İşlediği günahları insanlardan gizleyen birini teşhir etmek kabul edilemez bir hatadır ama toplumun gözüne bakarak ve bilerek haramları işleyen böylece de fasık durumuna düşen birinin teşhir edilmesi ise o günahın reklamına sebep olmamak kaydı ile sakıncalı değildir. İnsanların lakaplarını yaymakla ilgili ise şu söylenebilir: Kişinin lakabı onun rahatsız olmadığı bir lakap ise kullanılabilir ve yayılmasında sakınca görmez. Rahatsız olduğu bir lakap ise kullanılması teşhir hatasıdır.
Bak kardeşim, güzel kardeşim benim. Bu sözü keşke hiç kullanmasa idin, keşke! Sen hangi günahı hatta günahları yaptı isen yaptın, onları unut ve bana şimdiki tevbende ne kadar gerçekçi olacağını söyle. Sen “benim Allah’ım beni kabul etsin” istiyorsan o seni zaten kabul eder. Bunun garantisi senin tevbendeki garantidir. Her şey senin tevbenin gerçekçi ve kalıcılığında saklıdır. Allah’ın affı senin bütün hatalarından daha büyüktür. Yeter ki sen, pişman ol, terk et ve tekrar dönme. Birilerinin bir hakkı varsa sende onu onlara ver ya da helalliklerini iste. Asla gecikme, hemen şimdi gir bu yola. Bu soruları sana şeytan sordurtuyor. Seni bir gün daha fazla bataklığında tutmak istiyordur. Allah nice büyük günahlar işleyenleri affetti. Üstelik de onlar daha sonra sayılı kullardan oldular. Hiç bekleme. Gerçek ve samimi bir tevbe ile başla bu güzel dönüşüme. Hemen. Seni affı ve rahmeti ile kuşatan bir Allah bulacaksın. Sakın gecikme.