Fetva Meclisi
Soru
Müslüman insanın yapay zekadan fetva öğrenmesi ve o fetvaya göre hareket etmesi onu sorumluluktan kurtarabilir mi? Yaşadığımız çağın gelişmelerine ayak uydurup fetva öğrenmek doğru değil mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Fetva müminin dünya ve ahireti ile alakalı kurtuluş reçetesidir. İnsana sorarken bile en alim, en takvalıya sorar ki kalbi rahat etsin. Bugün yapay zekâ denen gelişme henüz Müslümanların hizmetinde ve kusursuz denebilecek noktada durmamaktadır. Evet, muhteşem bir bilgi birikimi ve sürate sahiptir ama 'bize ait' değildir. Nasıl yönlendirdiği, neye göre tercih yaptığı gibi soruların cevabı hâlâ incelenme aşamasındadır. Bir alime fetva soran kıyamet günü o alimi fetvanın sonucundan sorumlu gösterebilir ama bir cihazı Allah Teâlâ'nın huzuruna sorumlu olarak ne kadar getirebiliriz? Bu nedenle fetvayı yapay zekadan öğrenecek olanlar zaten o fetvanın ayrıntılarına vakıf kimseler olabilirler. Bir zaman sonra mesela Diyanet gibi bir kurumun garantisinde böyle bir gelişme olur ve herkes istifade edebilir denirse o durumda herkes yapay zekadan fetvasını öğrenebilir deriz. Şimdilik durum budur.
Mü'minin asıl fetvası kalbinden gelir. Müftüler 'olur' deseler de o, kalbine sormalıdır. Allah'a emanet olun.
Yapabilir ve güzel de olur. Binlerce cilt kitabın içinde aranıp bulunması uzun zaman alacak bir ifadeyi yapay zekâ birkaç dakika içinde tez hâline getirebilir. Bu bir nimettir. Ama biz bunu fıkıhçı bir insanın onayından sonra fıkıh bilgisi olarak kabul ederiz. Daha önce onay bekleyen basit bir tez niteliğindedir.
Mü'min insanın gayesi cennete girmektir. Dünyayı ve dünyadaki olayları cennete engel olup olmadıklarına göre değerlendirir. Bu mantıkla bakarak tercih yapabilirsiniz.
Önce şunu bilelim: Kadının eşine söylemiş olduğu 'sen de benden boş ol..' şeklindeki bir sözün ilmi bir değeri yoktur. Önemli olan erkeğin ne dediğidir. İkinci olarak da şunu bilmemizde fayda vardır: Boşamaya dair sorulan soruların önemli bir kısmında sorunun öncesi ve sonrası, soru tarzı umulan cevaba göre yönlendirilerek sorulmaktadır. Bunun için büyük bir risk taşıyan, uhrevi mesuliyeti çok ağır olan böyle bir konuda tarafların aynı anda bir arada bulunup yüz yüze sormalarını tavsiye ederiz. Eğer bu boşamayı yapan erkek, aynı ay içinde tekrar eşine dönmüşse inşaallah bir talak hakkını kullanmış durumdadır. Bu Hanefi mezhebine göre yaygın fetva değildir ama şu anda müftülükler bu fetvayı kullanmaktadırlar. Ama yine de fetva için yüz yüze sorulmasını tavsiye ederim. İstanbul Müftülüğü'nün bu konulara bakan bir birimi var, oraya yönelebilirler. Allah'a emanet olunuz.
Bir Müslüman’ın kâfir bir işveren yanında çalışıp rızkını temin etmesinde sakınca yoktur. Sakıncalı olan Müslüman’ın onurundan taviz vereceği veya haram bir işe yardım etmiş olacağı bir işte çalışmasındadır.
fetva konusundaki diğer fetvalar
Müftü, daha önce müçtehitler tarafından konmuş kurallar ve verilmiş fetvalardan seçme yapabilen ve Müslümanlara onları aktaran kişi demektir. Bugüne kadar kim fetva verebilir yani kim müftü olabilir konusunu inceleyen ulemadan ‘müftü olmanın şartlarından biri de erkek olmaktır’ diyen yoktur. Aksine bu büyük ümmetimizin içinden büyük müçtehit kadınlar da çıkmıştır, çıkmalıdır da. Yalnız şunu da tespit etmeliyiz: Bugün ülkemizde müftülük makamı fetva ile beraber din hizmeti yapanların bürokratik yönetimini de temsil etmektedir. Hatta fetva ikinci planda kalacak şekilde bürokrasi daha öndedir. Bu ayrıntıyı bilerek kadından müftü olur mu olmaz mı sorusunu cevaplandırmak gerekmektedir.
Bir Müslüman bilmediği konularda özellikle önemsediği bir hocadan farklı bir bilgi duyarsa öncelikle bunu araştırır, hemen karar vermez. Neye ve niçin itiraz ettiğinizi bilmiyorum ama muhtemelen hocamızın bir fetvasının o şekilde olmadığı düşündünüz. Buna bağlı olarak ictihâdî konularda farklı fetvaların söylemi küfür olmaz. Günümüzde tekfir bağımlılığı hastalığının yaygın olduğu bir ortamda küfür kelimesini kullanmamak gerekir.
Adak yapmadıkça bu sözünüz size farziyet getirmez. Ailenizin ihtiyacını öncelikli duruma getirebilirsiniz, daha da iyisini yapmış olursunuz.
Teşhir, Türkçe sözlüğünde şu anlamlara geliyor: “Bir şeyi başkalarının görmesini sağlama, gösterme, sergileme ve dile düşürme.” Bir Müslüman’ın sözlükteki bu anlamı ile teşhir edilmesi onun toplum içinde bitirilmesi anlamına gelebileceği gibi o teşhir edilirken teşhire konu olan yanlışın da öyle veya böyle reklamı yapılacak demektir. Prensip olarak Müslümanlar kötülüklerin reklam edilmesine asla razı olamazlar. Doğru olan hataların sahipleri ikaz edilerek, nasihat edilerek düzeltilmesi yolunu tercih etmektir. Bazı şekilleri caiz olmakla beraber genel olarak TEŞHİR yapmak haram bir iştir. Nur suresinin on dokuzuncu âyeti bu işi yapanları ahiret azabı ile tehdit etmektedir. Teşhirle alakalı olarak şöyle bir özetleme yapabiliriz: Kişinin kendisini teşhir etmesi caiz değildir. Yalana dayalı bir teşhir yapıyorsa zaten yalan haramdır. Doğru olan bir işi yani yapmış olduğu bir hatayı teşhir ediyorsa o da mü'min ahlâkı ile uyuşmayan bir iş olarak kabul edilir. Bir Müslüman’ı yalana dayalı olarak teşhir eden günah içinde günah işlemiş olur. Teşhire konu olan şey doğru olsa bile ortada gıybet gibi büyük bir günah bulunacağı için yine teşhir caiz olmayacaktır. Kendisine zulmedilen birisi, zulmeden zalimi doğru olan şekli ile teşhir edebilir. Fetva sorarken de ortaya çıkabilecek teşhir vebal olmaz. Müslümanlara zarar veren veya verecek olan birinin teşhir edilmesi de mümkündür ama buradaki teşhir yeni zararlara sebep olmadan ve o konudan sorumlu olabilecek birileri tarafından yapılmalıdır. Müslümanları koruma adına nefsini tatmin eden ise yanlış yapmaktadır. İşlediği günahları insanlardan gizleyen birini teşhir etmek kabul edilemez bir hatadır ama toplumun gözüne bakarak ve bilerek haramları işleyen böylece de fasık durumuna düşen birinin teşhir edilmesi ise o günahın reklamına sebep olmamak kaydı ile sakıncalı değildir. İnsanların lakaplarını yaymakla ilgili ise şu söylenebilir: Kişinin lakabı onun rahatsız olmadığı bir lakap ise kullanılabilir ve yayılmasında sakınca görmez. Rahatsız olduğu bir lakap ise kullanılması teşhir hatasıdır.
Bak kardeşim, güzel kardeşim benim. Bu sözü keşke hiç kullanmasa idin, keşke! Sen hangi günahı hatta günahları yaptı isen yaptın, onları unut ve bana şimdiki tevbende ne kadar gerçekçi olacağını söyle. Sen “benim Allah’ım beni kabul etsin” istiyorsan o seni zaten kabul eder. Bunun garantisi senin tevbendeki garantidir. Her şey senin tevbenin gerçekçi ve kalıcılığında saklıdır. Allah’ın affı senin bütün hatalarından daha büyüktür. Yeter ki sen, pişman ol, terk et ve tekrar dönme. Birilerinin bir hakkı varsa sende onu onlara ver ya da helalliklerini iste. Asla gecikme, hemen şimdi gir bu yola. Bu soruları sana şeytan sordurtuyor. Seni bir gün daha fazla bataklığında tutmak istiyordur. Allah nice büyük günahlar işleyenleri affetti. Üstelik de onlar daha sonra sayılı kullardan oldular. Hiç bekleme. Gerçek ve samimi bir tevbe ile başla bu güzel dönüşüme. Hemen. Seni affı ve rahmeti ile kuşatan bir Allah bulacaksın. Sakın gecikme.