Fetva Meclisi
Soru
Hocam haramı helal saymanın insanı küfre düşürdüğünü biliyorum. Fetvalarınıza bakarken bir konuyu yorumlayarak, "o zaman şu da günah değil" şeklinde kendi kendime değerlendirmelerde bulundum. Bu yaptığım şey beni küfre düşürür mü? Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Tevbe etti iseniz kapandı, siz de kapalı tutun.
Çirkin bir günah işlediniz, haklı idiyseniz de hatalı duruma düştünüz. Tevbe edin, istiğfar edin, bulabildiklerinizle de helalleşin.
Haramı helal görmedikçe, inkâr etmedikçe ve dalga geçmedikçe küfre girmez. Büyük yanlış yapmış olur. Tevbe etmesi gerekir.
Müslümanları sergilediği yanlış davranışlardan dolayı tekfirle itham etmek herhangi bir kimsenin haddi değildir. Allah'tan korkmak gerekir. Kimin mümin kimin kâfir olduğunu melekler kaydediyor. Herkesin kendi işini yapması gerekir. Hakkında bilgi sahibi olmadığımız kimse Müslüman olduğunu söylüyorsa ötesiyle ilgilenmek yanlıştır. Ayrıca ağzında Allah'ı tesbih eder gibi tekfiri düşürmemenin hastalık olduğunu düşünüyorum.
Haram olan bir şeyi icra etmek veya zaruret olmadan seyretmek, icra edilmesine katkıda bulunmak o harama ortak olmaktır. Ancak küfür yani dinden çıkmak o haramı inkâr etmekle gerçekleşir.
Bilmeden yapılan ve ardından istiğfar edilen bir iş küfre düşürmez.
fetva konusundaki diğer fetvalar
Kim kimden fetva öğrenebilir sorusunun cevabı bizi fetva verecek kişinin Müslüman ve mükellef bir insan olması gerektiğine ulaştırır. Bu da tabii bir insandır. Bir robot veya yapay zeka ne kadar iyi programlanıp hazırlanmış olsa da insan değildir, insan gibi olamaz. İnsanın sorumlulukları ona yüklenemez. Bu nedenle bir cihazın veya sistemin hazırlanmış fetvaları derleyip toplayarak sunması kabul edilebilir ama aynı cihazın naslardan hüküm çıkarıp sorana iletmesi kabul edilemez. Robottan veya yapay zekadan fetva veren bir müftü olamaz. Aynı şekilde farz olan bir cuma hutbesini de irad edemez.
Müftü, daha önce müçtehitler tarafından konmuş kurallar ve verilmiş fetvalardan seçme yapabilen ve Müslümanlara onları aktaran kişi demektir. Bugüne kadar kim fetva verebilir yani kim müftü olabilir konusunu inceleyen ulemadan ‘müftü olmanın şartlarından biri de erkek olmaktır’ diyen yoktur. Aksine bu büyük ümmetimizin içinden büyük müçtehit kadınlar da çıkmıştır, çıkmalıdır da. Yalnız şunu da tespit etmeliyiz: Bugün ülkemizde müftülük makamı fetva ile beraber din hizmeti yapanların bürokratik yönetimini de temsil etmektedir. Hatta fetva ikinci planda kalacak şekilde bürokrasi daha öndedir. Bu ayrıntıyı bilerek kadından müftü olur mu olmaz mı sorusunu cevaplandırmak gerekmektedir.
Fetva müminin dünya ve ahireti ile alakalı kurtuluş reçetesidir. İnsana sorarken bile en alim, en takvalıya sorar ki kalbi rahat etsin. Bugün yapay zekâ denen gelişme henüz Müslümanların hizmetinde ve kusursuz denebilecek noktada durmamaktadır. Evet, muhteşem bir bilgi birikimi ve sürate sahiptir ama 'bize ait' değildir. Nasıl yönlendirdiği, neye göre tercih yaptığı gibi soruların cevabı hâlâ incelenme aşamasındadır. Bir alime fetva soran kıyamet günü o alimi fetvanın sonucundan sorumlu gösterebilir ama bir cihazı Allah Teâlâ'nın huzuruna sorumlu olarak ne kadar getirebiliriz? Bu nedenle fetvayı yapay zekadan öğrenecek olanlar zaten o fetvanın ayrıntılarına vakıf kimseler olabilirler. Bir zaman sonra mesela Diyanet gibi bir kurumun garantisinde böyle bir gelişme olur ve herkes istifade edebilir denirse o durumda herkes yapay zekadan fetvasını öğrenebilir deriz. Şimdilik durum budur.
Adak yapmadıkça bu sözünüz size farziyet getirmez. Ailenizin ihtiyacını öncelikli duruma getirebilirsiniz, daha da iyisini yapmış olursunuz.
Teşhir, Türkçe sözlüğünde şu anlamlara geliyor: “Bir şeyi başkalarının görmesini sağlama, gösterme, sergileme ve dile düşürme.” Bir Müslüman’ın sözlükteki bu anlamı ile teşhir edilmesi onun toplum içinde bitirilmesi anlamına gelebileceği gibi o teşhir edilirken teşhire konu olan yanlışın da öyle veya böyle reklamı yapılacak demektir. Prensip olarak Müslümanlar kötülüklerin reklam edilmesine asla razı olamazlar. Doğru olan hataların sahipleri ikaz edilerek, nasihat edilerek düzeltilmesi yolunu tercih etmektir. Bazı şekilleri caiz olmakla beraber genel olarak TEŞHİR yapmak haram bir iştir. Nur suresinin on dokuzuncu âyeti bu işi yapanları ahiret azabı ile tehdit etmektedir. Teşhirle alakalı olarak şöyle bir özetleme yapabiliriz: Kişinin kendisini teşhir etmesi caiz değildir. Yalana dayalı bir teşhir yapıyorsa zaten yalan haramdır. Doğru olan bir işi yani yapmış olduğu bir hatayı teşhir ediyorsa o da mü'min ahlâkı ile uyuşmayan bir iş olarak kabul edilir. Bir Müslüman’ı yalana dayalı olarak teşhir eden günah içinde günah işlemiş olur. Teşhire konu olan şey doğru olsa bile ortada gıybet gibi büyük bir günah bulunacağı için yine teşhir caiz olmayacaktır. Kendisine zulmedilen birisi, zulmeden zalimi doğru olan şekli ile teşhir edebilir. Fetva sorarken de ortaya çıkabilecek teşhir vebal olmaz. Müslümanlara zarar veren veya verecek olan birinin teşhir edilmesi de mümkündür ama buradaki teşhir yeni zararlara sebep olmadan ve o konudan sorumlu olabilecek birileri tarafından yapılmalıdır. Müslümanları koruma adına nefsini tatmin eden ise yanlış yapmaktadır. İşlediği günahları insanlardan gizleyen birini teşhir etmek kabul edilemez bir hatadır ama toplumun gözüne bakarak ve bilerek haramları işleyen böylece de fasık durumuna düşen birinin teşhir edilmesi ise o günahın reklamına sebep olmamak kaydı ile sakıncalı değildir. İnsanların lakaplarını yaymakla ilgili ise şu söylenebilir: Kişinin lakabı onun rahatsız olmadığı bir lakap ise kullanılabilir ve yayılmasında sakınca görmez. Rahatsız olduğu bir lakap ise kullanılması teşhir hatasıdır.
Bak kardeşim, güzel kardeşim benim. Bu sözü keşke hiç kullanmasa idin, keşke! Sen hangi günahı hatta günahları yaptı isen yaptın, onları unut ve bana şimdiki tevbende ne kadar gerçekçi olacağını söyle. Sen “benim Allah’ım beni kabul etsin” istiyorsan o seni zaten kabul eder. Bunun garantisi senin tevbendeki garantidir. Her şey senin tevbenin gerçekçi ve kalıcılığında saklıdır. Allah’ın affı senin bütün hatalarından daha büyüktür. Yeter ki sen, pişman ol, terk et ve tekrar dönme. Birilerinin bir hakkı varsa sende onu onlara ver ya da helalliklerini iste. Asla gecikme, hemen şimdi gir bu yola. Bu soruları sana şeytan sordurtuyor. Seni bir gün daha fazla bataklığında tutmak istiyordur. Allah nice büyük günahlar işleyenleri affetti. Üstelik de onlar daha sonra sayılı kullardan oldular. Hiç bekleme. Gerçek ve samimi bir tevbe ile başla bu güzel dönüşüme. Hemen. Seni affı ve rahmeti ile kuşatan bir Allah bulacaksın. Sakın gecikme.