Fetva Meclisi
Soru
Yapay zekaya fetva sorulabilir mi, önümüze koyduğu fetva ile amel edilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Kim kimden fetva öğrenebilir sorusunun cevabı bizi fetva verecek kişinin Müslüman ve mükellef bir insan olması gerektiğine ulaştırır. Bu da tabii bir insandır. Bir robot veya yapay zeka ne kadar iyi programlanıp hazırlanmış olsa da insan değildir, insan gibi olamaz. İnsanın sorumlulukları ona yüklenemez. Bu nedenle bir cihazın veya sistemin hazırlanmış fetvaları derleyip toplayarak sunması kabul edilebilir ama aynı cihazın naslardan hüküm çıkarıp sorana iletmesi kabul edilemez. Robottan veya yapay zekadan fetva veren bir müftü olamaz. Aynı şekilde farz olan bir cuma hutbesini de irad edemez.
Yapabilir ve güzel de olur. Binlerce cilt kitabın içinde aranıp bulunması uzun zaman alacak bir ifadeyi yapay zekâ birkaç dakika içinde tez hâline getirebilir. Bu bir nimettir. Ama biz bunu fıkıhçı bir insanın onayından sonra fıkıh bilgisi olarak kabul ederiz. Daha önce onay bekleyen basit bir tez niteliğindedir.
Kıyamet günü Rabbimizin huzurunda hesap vereceğimiz şeyin adı yaşadığımız hayatımız, geçirdiğimiz saatlerimiz, ürettiğimiz işlerimizdir. Bizim imzamızla ortaya çıkmış bir şey kesinlikle bizim hesap gündemimizde olacaktır. O işi mekanik bir sistemle veya manüel bir sistemle yapmış olmamız ya da yapay zekâyı kullanarak yaptırmış olmamız Allah katındaki hesap açısından bir şey değiştirmiyor. Meseleye böyle bakmamız gerekiyor. Bunun özeti şudur: Biz Allah’a ve ahiret gününde yaptıklarımızın hesabını vermeye iman ettik. Elhamdülillah. Yeryüzünde tek başına yaşamamızla bizi gözetleyen yüzlerce denetçi ile beraber yaşamamız arasında bizim açımızdan bir fark olmamalıdır. Bizim denetçimiz yüreğimizdedir.
Yapay zekâ Allah Teâlâ’nın insana lütfettiği en büyük nimetlerden biri olacağa benziyor. Henüz tam yaygınlaşmamış ise de çok geçmeden hayatımızın bir parçası olabileceğini umuyoruz. Şunu bilmeliyiz: Allah Teâlâ’nın hiçbir nimeti sıfır sorunlu değildir. Her nimet beraberinde belli sorunlar da getirir. Müslüman iyiden kötüyü ayıran biri olduğu gibi iyinin en iyisini, kötünün de en az zararlısını ayırabilen insandır. Teknolojiyi kullanmakla ona esir olmak arasında bir denge kurulamadığı sürece kendimizi zarar ediyor kabul etmeliyiz. Yapay zekânın dine hizmette özellikle de hoca durumunda olanlar tarafından muhakkak kullanılması gerekir ama bu kullanma bizi asıl vazifemizden uzaklaştırmadan olmalıdır. Yapay zekâ, dine hizmette vakit tasarrufu, kaynak çokluğu, dil farkı engelini kaldırma gibi fırsatlar getirebilir. Daha çok insana ulaşma, yöre farklarının insana ulaşmada engel olmasını giderme, başka tecrübelerden daha çok istifade etmeyi de beraberinde getirecektir biiznillah. Yapay zekâ kullanımı bizi ana çizgimizden uzaklaştırmamalıdır. Bunun için de yapay zekâ kullanırken: İhlasımızın erimemesine, Onunla yaptığımız işin şeriatımıza uygunluğuna, Yapay zekânın kullanılması bir başka sakıncaya neden olmamasına, Yapay zekâ kullanmanın işimizde kaliteye vesile olmasına, Yapay zekâ ile insanların anlama düzeyini aşarak iş yapıp gayemizi yitirmemeye, Özellikle telif hakkı gibi hakları kollamaya özen göstermeye dikkat edilmelidir.
Mevcut teknik gelişmeler ve bundan önceki gelişmeler konusunda Müslüman olarak şöyle düşünürüz: Bir harama ve çirkinliğe hizmet etmek için üretilenleri dışında insanın elinde gelişen her ne varsa o, dinimizin mubah gördükleri arasındadır. İnsanların bu tür gelişmeleri sahiplenmeleri veya daha ileriye götürmek için gayret etmeleri de Allah’ın nimetlerine sahip olmak gibi görülmelidir. Müslüman olarak bizim yapay zekâ veya benzeri bir teknoloji ile direk ters düşmemizi gerektiren bir ayet veya hadis yoktur. Aksine bunları mubah sınırları içinde kullanmamız gereken ve ahirette hesabını vereceğimiz nimetler olarak görmeliyiz. Bazı hadislerde bugünkü gelişmelere dolaylı olarak da olsa işaret eden ifadeler bulunmaktadır. Tirmizi ve Ahmed bin Hanbel’in rivayet ettiği bir hadis şöyledir: ‘Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, vahşi hayvanlar insanlarla konuşmadıkça kıyamet kopmaz. O kadar ki kişiye kamçısının ucu, terlik kayışı konuşur. Uyluğu ondan sonra evde olanlardan kendisine haber verir.’ Bu veya benzeri hadisleri kıyametten önce nelerin gelişebileceğine dair bir uyarı olarak görmemiz gerekir ama her gelişmeyi de ‘işte bu hadiste geçen bilgi budur’ şeklinde acele ile yorumlamamız isabetli olmayabilir. Gelişmeler içinde bizi mubah sınırlarında bırakanlarını sahiplenir gerisini de ihtiyatla karşılarız.
Kitabın üzerinde “bu kitabı yapay zekâya okutamazsınız...” türünden yasal bir uyarı eklenmemiş ise yaptığınızda sakınca olmaz. Zira yapay zekâ artık hayatımızın bir parçası olma yolunda hızlıca ilerlemektedir, ondan uzak kalamayız, eline esir düşemeyiz.
fetva konusundaki diğer fetvalar
Müftü, daha önce müçtehitler tarafından konmuş kurallar ve verilmiş fetvalardan seçme yapabilen ve Müslümanlara onları aktaran kişi demektir. Bugüne kadar kim fetva verebilir yani kim müftü olabilir konusunu inceleyen ulemadan ‘müftü olmanın şartlarından biri de erkek olmaktır’ diyen yoktur. Aksine bu büyük ümmetimizin içinden büyük müçtehit kadınlar da çıkmıştır, çıkmalıdır da. Yalnız şunu da tespit etmeliyiz: Bugün ülkemizde müftülük makamı fetva ile beraber din hizmeti yapanların bürokratik yönetimini de temsil etmektedir. Hatta fetva ikinci planda kalacak şekilde bürokrasi daha öndedir. Bu ayrıntıyı bilerek kadından müftü olur mu olmaz mı sorusunu cevaplandırmak gerekmektedir.
Bir Müslüman bilmediği konularda özellikle önemsediği bir hocadan farklı bir bilgi duyarsa öncelikle bunu araştırır, hemen karar vermez. Neye ve niçin itiraz ettiğinizi bilmiyorum ama muhtemelen hocamızın bir fetvasının o şekilde olmadığı düşündünüz. Buna bağlı olarak ictihâdî konularda farklı fetvaların söylemi küfür olmaz. Günümüzde tekfir bağımlılığı hastalığının yaygın olduğu bir ortamda küfür kelimesini kullanmamak gerekir.
Adak yapmadıkça bu sözünüz size farziyet getirmez. Ailenizin ihtiyacını öncelikli duruma getirebilirsiniz, daha da iyisini yapmış olursunuz.
Teşhir, Türkçe sözlüğünde şu anlamlara geliyor: “Bir şeyi başkalarının görmesini sağlama, gösterme, sergileme ve dile düşürme.” Bir Müslüman’ın sözlükteki bu anlamı ile teşhir edilmesi onun toplum içinde bitirilmesi anlamına gelebileceği gibi o teşhir edilirken teşhire konu olan yanlışın da öyle veya böyle reklamı yapılacak demektir. Prensip olarak Müslümanlar kötülüklerin reklam edilmesine asla razı olamazlar. Doğru olan hataların sahipleri ikaz edilerek, nasihat edilerek düzeltilmesi yolunu tercih etmektir. Bazı şekilleri caiz olmakla beraber genel olarak TEŞHİR yapmak haram bir iştir. Nur suresinin on dokuzuncu âyeti bu işi yapanları ahiret azabı ile tehdit etmektedir. Teşhirle alakalı olarak şöyle bir özetleme yapabiliriz: Kişinin kendisini teşhir etmesi caiz değildir. Yalana dayalı bir teşhir yapıyorsa zaten yalan haramdır. Doğru olan bir işi yani yapmış olduğu bir hatayı teşhir ediyorsa o da mü'min ahlâkı ile uyuşmayan bir iş olarak kabul edilir. Bir Müslüman’ı yalana dayalı olarak teşhir eden günah içinde günah işlemiş olur. Teşhire konu olan şey doğru olsa bile ortada gıybet gibi büyük bir günah bulunacağı için yine teşhir caiz olmayacaktır. Kendisine zulmedilen birisi, zulmeden zalimi doğru olan şekli ile teşhir edebilir. Fetva sorarken de ortaya çıkabilecek teşhir vebal olmaz. Müslümanlara zarar veren veya verecek olan birinin teşhir edilmesi de mümkündür ama buradaki teşhir yeni zararlara sebep olmadan ve o konudan sorumlu olabilecek birileri tarafından yapılmalıdır. Müslümanları koruma adına nefsini tatmin eden ise yanlış yapmaktadır. İşlediği günahları insanlardan gizleyen birini teşhir etmek kabul edilemez bir hatadır ama toplumun gözüne bakarak ve bilerek haramları işleyen böylece de fasık durumuna düşen birinin teşhir edilmesi ise o günahın reklamına sebep olmamak kaydı ile sakıncalı değildir. İnsanların lakaplarını yaymakla ilgili ise şu söylenebilir: Kişinin lakabı onun rahatsız olmadığı bir lakap ise kullanılabilir ve yayılmasında sakınca görmez. Rahatsız olduğu bir lakap ise kullanılması teşhir hatasıdır.
Bak kardeşim, güzel kardeşim benim. Bu sözü keşke hiç kullanmasa idin, keşke! Sen hangi günahı hatta günahları yaptı isen yaptın, onları unut ve bana şimdiki tevbende ne kadar gerçekçi olacağını söyle. Sen “benim Allah’ım beni kabul etsin” istiyorsan o seni zaten kabul eder. Bunun garantisi senin tevbendeki garantidir. Her şey senin tevbenin gerçekçi ve kalıcılığında saklıdır. Allah’ın affı senin bütün hatalarından daha büyüktür. Yeter ki sen, pişman ol, terk et ve tekrar dönme. Birilerinin bir hakkı varsa sende onu onlara ver ya da helalliklerini iste. Asla gecikme, hemen şimdi gir bu yola. Bu soruları sana şeytan sordurtuyor. Seni bir gün daha fazla bataklığında tutmak istiyordur. Allah nice büyük günahlar işleyenleri affetti. Üstelik de onlar daha sonra sayılı kullardan oldular. Hiç bekleme. Gerçek ve samimi bir tevbe ile başla bu güzel dönüşüme. Hemen. Seni affı ve rahmeti ile kuşatan bir Allah bulacaksın. Sakın gecikme.