Fetva Meclisi
Soru
Bir meselede birden çok fetva olursa ve o âlimler güvenilirse, kendine kolay gelen fetva ile hareket etmekte bir sakınca var mıdır? Buna bir örnek olarak “Gazete ve dergilerdeki müstehcen resimler ile televizyondaki açık görüntüler gerçek değil resim ve hayal olduğu için onlara bakmak hakiki kadının vücuduna bakmak gibi haram sayılmaz. Ancak şehvet ile bakan bir kimse için haram olur.” bu fetvayı verebilirim. Beni aydınlatırsanız sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Mü'minin asıl fetvası kalbinden gelir. Müftüler 'olur' deseler de o, kalbine sormalıdır. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Fıkhî meselelerde zaruret olmadıkça 'kim ne demiş?' araştırması git gide dinden soğuma ile sonuçlanabilir, yanlış bir tutumdur, buna dikkat etmenizi tavsiye ederim. Mescide GİRMEK ile MESCİDE UZANIP BİR ŞEYİ ALMAK aynı değildir. Hadisteki farkı öyle anlayabilirsiniz. Bir başka fark da, GİRİP OTURMAK ile ZORUNLU BİR DURUMDA GİRMEK arasındaki farktır. Amel edeceğiniz bir fetvayı bulduktan sonra sadece fetva makamının o işe ehil olup olmadığına bakmalısınız. Allah'a emanet olunuz.
Düşünebildiğiniz kadar düşünün, binlerce karar da verin ama bir iş yapacağınız zaman ehline danışmadan asla karar vermeyin.
Bir kere böyle bir tercih ancak alternatifli meselelerde olabilir. Mesela bir konuda iki fetva verilebilir. Bu fetvalardan biri ayetten veya hadisten ya da temel kurallardan ilk anlaşılan şekliyle ele alınmıştır, bun takvaya daha yakın olan anlamında AHVAT OLAN denir. Diğeri ise yine dinin kendisinde var olan ruhsatlardan yola çıkılarak alınmıştır. Buna da EYSAR (daha kolay olan) denir. Her iki yöntemi de değişik meselelerde kullanan alimler olmuştur. Ancak bir ayrıntı asla unutulmamalıdır: Ahvat veya eysar her ikisi de dinin içinde var olan kurallara bağlık kalarak verilir. İnsanların keyfine, toplumdaki gevşemeye göre fetva verilmez. Verilirse ona fetva değil taviz denir.
Selamünaleyküm. Sadece Darimî’nin rivayet ettiği hadislerden bir hadistir. Hadis zayıf bir hadistir. Anlam olarak da, Allah adına konuşmak ve imza atmak demek olan fetvaya karşı cüretkâr olmak bile bile ateşe atlamaktır şeklinde anlaşılabilir.
Selamünaleyküm. Mesele şudur: 'Tanışma, şeytanın ağlarına takılmanın ilk seansı olmamalıdır.' Tanışıyoruz derken evlendikten sonra bile zor görülecek sahnelere sebep olmak bir tuzaktır. Önce çevre araştırması yapılmalıdır. Bu araştırmayı evli birinin yapması daha uygun düşer. Araştırma sonuçları olumlu ise üçüncü bir kişinin bulunduğu bir ortamda, laubaliliğe kaçmadan bu teklif yapılabilir. Genelde annelerin veya teyzelerin bu işi üslenmesi yararlıdır. Araştırma döneminde bilhassa kız hakkındaki kararı, evlenecek erkeğin ablası, teyzesi gibi evli bir yakınının vermesi çok önemlidir. Kadınların dünyasına erkeklerin girmesi zordur. Erkeğin anladığını zannettiği pek çok şey daha sonra yanlış anlaşılmış oluyor.
alim konusundaki diğer fetvalar
Bu söz aslı olan bir hadis değildir. Temel hadis kitaplarında bulunmadığı gibi uydurma hadisleri tanıtan kitaplarda “asılsızdır” kaydı ile bulunmaktadır.
Böyle bir soru gereksizdir. Kimin daha üstün olacağından önce insanın “ben nasılım?” diye düşünmesi gerekir. Gereksiz ve sonucu soranı ilgilendirmeyen sorular asıl faydalı şeylerden uzak kalma sebebi olabilir. Allah yardımcımız olsun. Sadece bir bilgi olarak şunu söyleyebiliriz: Melekler Allah Teâlâ’nın saygın kullarıdırlar. Sadece emredileni yaparlar ve asla asi olmazlar. Allah Teâlâ onları sadece ibadet etmeleri için yarattı. Kimi vahiyle ilgilenir, kimi rızıkla, kimi dağlarla ilgilenir. Kimi de namaz ve tespihten başka bir işle ilgilenmez. Melekler gibi bir ibadete beşerden kimse dayanamaz. Bu nedenle iyi bir kulluk yapıp velilik makamına yükselenler için bazı âlimler meleklerden daha üstün olabilirler demişlerdir ama bu üstün olma durumu, “şu şundan daha üstündür” şeklinde bir oranlama ile yapılmaz, genel olarak konuşulur.
Evet, böyle bir hadis vardır. Müslim’in Mukaddimesinde ve Ebu Davud’da hadis olarak geçmektedir. Hadisin aslı أَنْزِلُوا النَّاسَ مَنَازِلَهُمْ şeklindedir. Hadisten direkt ve dolaylı olarak şu dersler çıkmaktadır: İnsanlara insaflı davranın, haklarını yemeyin. Toplumları da insanlar gibi hakkaniyetle değerlendirin. Âlimleri ve fazilet sahiplerini takdir etmeyi bilin. Karşınızdakini takdir etmesini bilin, genel hali iyi olanın basit hatalarını görmeyin. Münakaşa ederken edep sınırlarını aşmayın.
Hiç tartışmamak hayatı durdurmak olur. Biz bizi yaratan Allah ile tartışmayız, onun şeriatı ile tartışmayız. Bizim gibi insanlarla tartışırız. Edebine uyulabildikten sonra tartışmanın sakıncası yoktur. Dini konularda tartışırken şu kurallara uymaya çalışın: a. Düşündüklerini ve savunduklarını “din” olarak görme ve gösterme. “Dine ait olduğunu zannettiğin” şeyler olarak gör. Bu bakış sana haddini bilme ve ileri gitmeme nezaketi getirecektir. b. Senin için kesin gibi olan şeylerin karşındakiler için de öyle olmayabileceğini kabul et. c. Dine ait olarak bildiğin hususlarda baştan sona her şeyin tek düzey olması gibi bir tutum içinde olma. Sen ne konuşursan o konuştuğun dinin en önemli meselesi gibi olmasın. Dinin temelleri var, farzları var, vacipleri var… Bu derece olmayan hususları var. Âyet var hadisten öncelikli. Âlim sözü var hadisten sonra gelir. Din bir kurallar ve o kuralların tertibi üzerine kuruludur. Buna uy. d. Bazı doğruların ilk bakışta görülemeyebileceğini bilmelisin. İnsanların kavrama düzeyleri de farklı olunca sana açık seçik gibi gelen bir hususun bir başkası için kapalı olabileceğini bil. Bu da bazı doğruların farklı ihtimaller üzerinden anlaşılabileceği gerçeğini gösterir. e. Mü'minler arasında ülfet ve muhabbetin bulunması ve yükselmesinin kimi meseleleri konuşmaktan daha önemli olacağını asla unutma. Tartışınca ne olacak, tartışmayınca ne olacak denklemini iyi kurmalısın. f. Sık sık kendini test et; gerçekten doğruyu karşındaki ispat ederse kabul edebilecek ve susacak mısın yoksa inadın sürecek mi, bunu kalbine sık sık danış. Adalet ve insaf hissiyatın ne durumdadır diye kendini sorgula. g. Ve hiçbir zaman şunu unutma: Din yaşanması içindir tartışılması için değildir.
Elbanî bir âlimdir, isabet ettiği etmediği konular olabilir. Onu tek kaynak gibi görmek kadar hiç saymak da doğru olmaz.
Olmaz diye bir şey yoktur ama sen önce kendini yetiştir, birilerine bir şey öğretmek kendiliğinden oluşsun. Ve bir âlimin dizinin dibinde bulunmadıkça kendine bile hayrın olmayabilir.