İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, “İNSANLARI KONUMLARINA GÖRE DEĞERLENDİRİN.” şeklinde bir hadis var mıdır varsa ne anlama gelmektedir?

Cevap

Evet, böyle bir hadis vardır. Müslim’in Mukaddimesinde ve Ebu Davud’da hadis olarak geçmektedir. Hadisin aslı أَنْزِلُوا النَّاسَ مَنَازِلَهُمْ şeklindedir. Hadisten direkt ve dolaylı olarak şu dersler çıkmaktadır: İnsanlara insaflı davranın, haklarını yemeyin. Toplumları da insanlar gibi hakkaniyetle değerlendirin. Âlimleri ve fazilet sahiplerini takdir etmeyi bilin. Karşınızdakini takdir etmesini bilin, genel hali iyi olanın basit hatalarını görmeyin. Münakaşa ederken edep sınırlarını aşmayın.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu hadis Buharî’de (3348) ve Müslim’de (222) olan bir hadistir. Dolayısıyla bu sözü Ebu Said el-Hudri’nin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden duyduğunda bir tereddüdümüz yoktur. Yalnız bu tür, ahiret âlemine ait bilgilerin bugünkü rakamların dünyasına yüzde yüz uyarlanabilmesinin bizi doğru bir anlayışa götürmeyebileceğini bilmemiz gerekir. Durumun vahametini anlatmak için söylenmiş olabileceği de muhtemeldir. İlk insandan son insana kadarki insan grafiğini her şeyden önce bilmekten mahrumuz. Bunun gibi pek çok karanlık noktayı toptan ifade eden bir sözü, filan yıla ait bir örnek gibi anlayamayız. Durum gayet ağır bir durumdur. Bunu anlamamız ve imanımızın kıymetini bilip korumamız üzerimize düşen asıl görevdir. Bu oluşmadıktan sonra gerisi bizi sadece karanlığa iter. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, imanımızı muhafaza etmeye bizi muvaffak kılsın.

Hocam bazen IŞİD üyeleri konuşmalarında “Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimiz, dünya ve ahiretimiz için gerekli bütün bilgileri bize aktararak bu dünyadan gitmiştir. Onun bize aktardığı bilgiler arasında kıyamete kadar olacak olağan dışı bazı olaylar da bulunmaktadır. Bu aktardığı bilgilerin bir kısmı herkesin çıplak gözle bile görebileceği kadar açık konular, bazıları da derin bilgi gerektirecek konulardır. Sözünü ettiğimiz bu derin konuları ele alırken şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir: Peygamber aleyhisselam efendimizden bize ulaşan bilgilerin sahih olanı ve olmayanı vardır. Sahih, ona ait olduğunda şüphe bulunmayan demektir. Bu bilgilerin önce sahih olup olmadığına bakılır. Özellikle sahih olmayan hadislerin sıradan insanlara aktarılıp zihinlerinin karışmasına ve umutsuz kalmalarına neden olmak yanlıştır. Hadisler bize Arapça dili ile taşınmıştır. Hadisleri anlarken iyi bir Arapça bilmeyenin iyi anlaması mümkün değildir. Hadislerde geçen konuları “işte şu olay/işte şu kişi/işte şu mekân” şeklinde muayyen bir noktaya tahsis etmek isabetli olmayabilir. Dünyanın ne kadar daha ömrü varsa bu hadisler o zamanlar için de geçerlidir ve bizim büyük, dehşet diye yorumladığımız nice olay belki de gelecek zamanlar içinde basit kalacaktır. Bu ihtimal unutulmamalıdır. Hadislerde anlatılan ağır olaylar Müslümanların umutsuz kalmalarını ve bir kenara çekilmelerini gerektirmemektedir. Müslüman için kural şudur: Her şeye rağmen Müslümanca hayatı devam ettirmek, kıyamete birkaç dakika bile kalsa elindeki fidanı dikmek. Bu ciddiyet ve önemseme ile bakılmadığında bu hadisler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme söylemediğini veya kastetmediğini söyletmiş oluruz. Allah muhafaza buyursun. Bu da Müslümanları yarın Rablerinin huzurunda mahcup olacakları evhama, vesveselere ve hatalı uygulamalara sevk edebilir. İnsanlara zulmetme, belli yerleri uğursuz görme, zaman ve umut israfına neden olma gibi sonuçlar da muhtemel olur.

Bazı hocaların konuşmalarında kıyametten önce ortaya çıkacak savaşlardan fitnele
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Merak edenine öğretebilirsiniz de, sizi ikna etmek isteyene hiçbir şey öğretemez sadece kendinizi yorarsınız. Ayrıca Mü'minler arasındaki fitnelerin sayısını artırır, derinliği büyütürsünüz. Bu da ilim olmaz. Allah'a emanet olunuz.

Selamünaleyküm. Hocam bazı kişilere bazı fıkıh konularını anlatınca anlatılan me
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haramlar bellidir. Farzlar da bellidir. Mesela alkol haramdır. Müslüman meyve suyuna da alkol gibi muamele yaparsa aşırı gitmiş olur. Başka bir örnek de şudur: Öğlen namazı mesela dört rekâttır ve şartları kılınışı bellidir. Bir ilmihal kitabında bunlar yazılıdır. Bir Müslüman kalkar da ilmihal kitabında olmayan şeyleri de namazın şartı gibi algılarsa aşırı gitmiş olur. Bir örnek daha: Yemek, uyku, muhabbet mübah ve ihtiyaç olan işlerdendir. Bunları daha iyi Müslümanlık adına kısıp bedenine zarar verirse aşırı gitmiş olur. Siz bunların tamamına “kaş yaparken göz çıkarmak” diyebilirsiniz.

Hocam geçenlerde Riyâzu’s Sâlihîn’de Müslim’in şu hadisini gördüm: "Dini konular
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah senden razı olsun kardeşim, sebep oldun biz de bu mübarek hadisleri hatırlamış olduk. Allah Teâlâ size, bize ve diğer okuyan kardeşlerimize gereğini yapmayı nasıp etsin. Hadis okurken bir noktaya dikkat etmeliyiz: Peygamber aleyhisselam efendimiz konuşurken Allah’ın elçisi olarak konuşur, kendi kişisel kanaatlerini açıklamaz. Biz anlasak da anlamasak da o hakkı ve gerekeni söylemektedir. Birikimimiz onun hadisini anlamaya müsait değilse, onu değil kendimizi eksik göreceğiz ve bilen birine muhakkak soracağız. Bu ince noktaya çok dikkat edelim. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Bir başka husus da şu noktadır: Hadisleri küçük bebekler hariç herkes dinleyecek şekilde okuyun. Okumak için uygun zaman seçmeye çalışın. Uzun uzun okumalar yapmayın. Mesela yarım saati hiç geçmesin. Önce hamd edin, salavat getirin okumaya öyle başlayın. Evdeki herkesin aynı oranda anlamasını beklemeyin. Sadece okumuş olmanız ve onların kulaklarına bu sözlerin girmesi bile nimet olarak yeter biiznillah. Bilgi kadar bereket de beklediğiniz şey olsun. Okumayı bitirince de yine hamd edin, salavat getirin. Rabbim yardımcınız olsun. Bizi de duanızdan unutmayınız. Birinci Hadis Abdullah bin Abbas radıyallahu anhuma anlatıyor: Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin arkasında idim. Bana buyurdu ki: “Delikanlı, sana bazı sözler öğreteceğim. Allah’ı koru ki Allah da seni korusun. (Sen onun dinini koru ki o da seni korusun.) Allah’ı korursan onu yanında bulursun. İsterken Allah’tan iste. Yardım ararken Allah’tan yardım ara. Şunu bil: Bütün insanlar sana bir yarar vermek için bir araya gelseler, Allah’ın yazdığından başkasını yapamazlar. Sana zarar vermek için bir araya gelseler, Allah’ın sana yazdığından başkasını yapamazlar. Kalem kaldırıldı, mürekkep kurudu. (Allah kaderi yazdı, o değişmez.)” Tirmizî, 2516 İkinci Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu söyledi: “Ben, kulumun beni umduğu gibiyim.” (İyi olmayı hak edecek işleri yapıp benden karşılığını bekleyenin umduğu gibiyim.) Buhari, 7405; Müslim,2675 Üçüncü Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Taûn (salgın hastalık) sebebiyle ölen şehittir.” (Taûn/veba, ağır bir ölüm çeşididir, şehidin ağır bir ölüm sonucu ölmesi ona farklı bir makam kazandırdığı gibi, imanı sarsılmadan vebadan ölen mümin de bir nevi şehidin yaptığını yaptığı için öyle bir makama sahip olmuştur.) Müslim, 1915 Dördüncü Hadis Esved diyor ki: Aişe radıyallahu anhaya, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem evde ne yapardı, diye sordum. Dedi ki: “Ailesinin işi ile meşgul olurdu.” (Evinde bir aile bireyi gibi idi, nübüvvet makamının ağırlığını aile içi işlerde hissettirmiyordu.) Buhari, 767 Beşinci Hadis Ebu Said el Hudri dedi ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez.” Tirmizî, 1955 Altıncı Hadis Abdullah bin Amr radıyallahu anhüma Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu nakletti: “Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müminin sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyamet günkü sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslüman’ın ayıbını örterse Allah da onu kıyamet günü örter.” Buhari, 2442; Müslim,2580 Yedinci Hadis Numan bin Beşir radıyallahu anh diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müminlerin birbirlerine sevgisi, merhameti alakası bir cesedin organları gibidir; o cesedin bir organı acı hissedince cesedin diğer organları da uykusuz kalır sıtma olur.” (Müminlerin kardeşlikleri bu kadar canlı ve gerçekçidir.) Buhari, 6011; Müslim, 2586 Sekizinci Hadis Aişe radıyallahu anha diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme taunu/vebayı sordum. Bana dedi ki: “O, Allah’ın eski ümmetlerden dilediğine gönderdiği bir azabı idi. Allah onu müminlere rahmet kıldı. Ona yakalanıp (gerekli tedbirleri aldıktan sonra) yerinde kalan, Allah’ın yazdığından başkasının başa gelmeyeceğini bilen ve karşılığını Allah’tan bekleyen birine şehit sevabı gibi bir sevap vardır.” Buhari, 3474 Dokuzuncu Hadis Suhayb Rumi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Müminin işi ne güzeldir; her işi hayırdır. (Onun için her alternatif, imanına göre oluştuğu için kazançlı olur.) Müminden başkasının da böyle bir durumu yoktur. Ona bir iyilik gelse şükreder ve kazanmış olur. Başına bir zarar gelse sabreder yine kazanmış olur.” Müslim, 2999 Onuncu Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Müslüman’a gam, keder, sıkıntı, üzüntü, eziyet, tasa ne gelirse gelsin hatta bir diken bile ona batsa, onunla muhakkak ki Allah hatalarını temizler.” (Müslüman, gerekli tedbirleri aldıktan sonra başına gelen büyük küçük ne varsa onların boşa gitmeyeceğini bilir. İbadetlerinden sevap umduğu gibi bunlardan da ecir umar.) Buhari, 5641; Müslim, 2572 On birinci Hadis Üsame bin Zeyd radıyallahu anh Peygamber aleyhisselamın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Bir yerde taun/salgın hastalık olduğunu duyduğunuzda oraya gitmeyin. Siz bir yerde iken orada çıkarsa siz de oradan çıkmayın.” (Kendinizi düşünmeyin, bütün insanları düşünen biri olun.) Buhari, 5728; Müslim, 2218 On ikinci Hadis Üsame bin Şerik radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Allah’ın kulları! Tedavi olun. Allah, şifasını yaratmadığı bir hastalık yaratmamıştır.” (Hastalığa karşı bir kenara çekilip kalmayın. Allah çabalamanızı istiyor.) İbni Hibban, 6061 On üçüncü Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Hastayı sağlıklının yanına sokmayın.” (Tıbbi bulaşma ilkelerine dikkat edin.) Buhari, 5771; Müslim, 2221 On Dördüncü Hadis Ebu malik el-Eş’ari, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Temizlik imanın yarısıdır.” (İman cennet demektir. O zaman da bütün çeşitleri ile temizlik abdestten el yıkamaya kadar cennetin yarısı demektir.) Müslim, 223 On beşinci Hadis Ukbe bin Amir radıyallahu anh diyor ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme “Kurtuluş nedir?’ diye sordum. Buyurdu ki: Diline sahip ol, Evin sana yetsin (evinin kıymetini bil), Günahlarına ağla (tevbe et, istiğfar et.) Tirmizî, 2406 On beşinci Hadis Amr bin As radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle nakletmiştir: “Tıpla önceden bir ilgisi olmadığı halde bir hastayı yönlendiren zararı öder.” (Uzmanlığı olmayan hastayı yönlendirmemelidir, yönlendiren bir hataya sebep olursa hem vebale girer hem maddi ziyanı öder.) Nesaî, 4830; Ebu Davud, 4586

Hocam sizi dikkatle izleyenlerden biriyim. Son salgın belasından sonraki mesajla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi sizin imanınız açısından elbette sizi endişelendirecektir ama bir erkek olarak sizin öyle bir düzeltme görevi yapmanızı gerektirmeyebilir. Mesele sokak ortasında düzeltilebilecek bir meselenin ötesindedir. Bebeklikten itibaren başlayacak bir eğitimle olacak düzeltme sizin ve bizim çok ötemizde duruyor. Daha geniş düşünmeye çalışmalısınız.

Selamünaleyküm hocam. Hadis-i şerifte ahir zamanda deve topuzlu bayanların olaca

alim konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hiç tartışmamak hayatı durdurmak olur. Biz bizi yaratan Allah ile tartışmayız, onun şeriatı ile tartışmayız. Bizim gibi insanlarla tartışırız. Edebine uyulabildikten sonra tartışmanın sakıncası yoktur. Dini konularda tartışırken şu kurallara uymaya çalışın: a. Düşündüklerini ve savunduklarını “din” olarak görme ve gösterme. “Dine ait olduğunu zannettiğin” şeyler olarak gör. Bu bakış sana haddini bilme ve ileri gitmeme nezaketi getirecektir. b. Senin için kesin gibi olan şeylerin karşındakiler için de öyle olmayabileceğini kabul et. c. Dine ait olarak bildiğin hususlarda baştan sona her şeyin tek düzey olması gibi bir tutum içinde olma. Sen ne konuşursan o konuştuğun dinin en önemli meselesi gibi olmasın. Dinin temelleri var, farzları var, vacipleri var… Bu derece olmayan hususları var. Âyet var hadisten öncelikli. Âlim sözü var hadisten sonra gelir. Din bir kurallar ve o kuralların tertibi üzerine kuruludur. Buna uy. d. Bazı doğruların ilk bakışta görülemeyebileceğini bilmelisin. İnsanların kavrama düzeyleri de farklı olunca sana açık seçik gibi gelen bir hususun bir başkası için kapalı olabileceğini bil. Bu da bazı doğruların farklı ihtimaller üzerinden anlaşılabileceği gerçeğini gösterir. e. Mü'minler arasında ülfet ve muhabbetin bulunması ve yükselmesinin kimi meseleleri konuşmaktan daha önemli olacağını asla unutma. Tartışınca ne olacak, tartışmayınca ne olacak denklemini iyi kurmalısın. f. Sık sık kendini test et; gerçekten doğruyu karşındaki ispat ederse kabul edebilecek ve susacak mısın yoksa inadın sürecek mi, bunu kalbine sık sık danış. Adalet ve insaf hissiyatın ne durumdadır diye kendini sorgula. g. Ve hiçbir zaman şunu unutma: Din yaşanması içindir tartışılması için değildir.

Hocam, ilim adamları ve hocalar çok fazla tartışıyorlar. Ben de ilahiyat bitirdi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbanî bir âlimdir, isabet ettiği etmediği konular olabilir. Onu tek kaynak gibi görmek kadar hiç saymak da doğru olmaz.

Hocam bazı hadis kitaplarında Elbanî’nin görüşlerine rastlıyorum. Kendisi güveni
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Olmaz diye bir şey yoktur ama sen önce kendini yetiştir, birilerine bir şey öğretmek kendiliğinden oluşsun. Ve bir âlimin dizinin dibinde bulunmadıkça kendine bile hayrın olmayabilir.

İslami eğitimimi ailem oldukça iyi şekilde verdi fakat ben İslami ilimlerde deri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min insanın gayesi cennete girmektir. Dünyayı ve dünyadaki olayları cennete engel olup olmadıklarına göre değerlendirir. Bu mantıkla bakarak tercih yapabilirsiniz.

Bir meselede birden çok fetva olursa ve o âlimler güvenilirse, kendine kolay gel
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu söz aslı olan bir hadis değildir. Temel hadis kitaplarında bulunmadığı gibi uydurma hadisleri tanıtan kitaplarda “asılsızdır” kaydı ile bulunmaktadır.

Hocam okuduğum kitapta geçen bir ifadeyi size danışmak istiyorum. İfade tam olar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir soru gereksizdir. Kimin daha üstün olacağından önce insanın “ben nasılım?” diye düşünmesi gerekir. Gereksiz ve sonucu soranı ilgilendirmeyen sorular asıl faydalı şeylerden uzak kalma sebebi olabilir. Allah yardımcımız olsun. Sadece bir bilgi olarak şunu söyleyebiliriz: Melekler Allah Teâlâ’nın saygın kullarıdırlar. Sadece emredileni yaparlar ve asla asi olmazlar. Allah Teâlâ onları sadece ibadet etmeleri için yarattı. Kimi vahiyle ilgilenir, kimi rızıkla, kimi dağlarla ilgilenir. Kimi de namaz ve tespihten başka bir işle ilgilenmez. Melekler gibi bir ibadete beşerden kimse dayanamaz. Bu nedenle iyi bir kulluk yapıp velilik makamına yükselenler için bazı âlimler meleklerden daha üstün olabilirler demişlerdir ama bu üstün olma durumu, “şu şundan daha üstündür” şeklinde bir oranlama ile yapılmaz, genel olarak konuşulur.

Hocam melekler mi daha üstündür evliyalar mı?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.