İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam melekler mi daha üstündür evliyalar mı?

Cevap

Böyle bir soru gereksizdir. Kimin daha üstün olacağından önce insanın “ben nasılım?” diye düşünmesi gerekir. Gereksiz ve sonucu soranı ilgilendirmeyen sorular asıl faydalı şeylerden uzak kalma sebebi olabilir. Allah yardımcımız olsun. Sadece bir bilgi olarak şunu söyleyebiliriz: Melekler Allah Teâlâ’nın saygın kullarıdırlar. Sadece emredileni yaparlar ve asla asi olmazlar. Allah Teâlâ onları sadece ibadet etmeleri için yarattı. Kimi vahiyle ilgilenir, kimi rızıkla, kimi dağlarla ilgilenir. Kimi de namaz ve tespihten başka bir işle ilgilenmez. Melekler gibi bir ibadete beşerden kimse dayanamaz. Bu nedenle iyi bir kulluk yapıp velilik makamına yükselenler için bazı âlimler meleklerden daha üstün olabilirler demişlerdir ama bu üstün olma durumu, “şu şundan daha üstündür” şeklinde bir oranlama ile yapılmaz, genel olarak konuşulur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. a. Mü'min imanı iki bölüme ayrılabilir; açık olan iman nesneleri ve gaybi yani gözle izlenemeyen iman nesneleri. Meleklere iman gaybi olan iman nesnelerindendir. Gözümüzle görmediğimiz hâlde onların varlığına iman ederiz. Aksi takdirde ise iman mümkün değildir. b. Meleklere ait bilgilerimizin önemli bir bölümü Kur'an kaynakladır. Diğer bölümü de sahih hadislerle sabittir. Bu nedenle de tartışılabilir, araştırılabilir bir bilgi değildir onların bilgisi. c. Meleklerle alakalı bilmemiz gereken ve imanımızı tamamlayan bilgiler şöyledir: Melekler de Allah’ın kullarıdırlar. Mübarektirler, değerlidirler, Allah’a itaat durumundadırlar. Allah Teâlâ ile nesep bağları veya ortaklık gibi bir bağları asla yoktur, sadece kuldurlar. d. Melekler nurdan yaratılmıştırlar. Nurdan nasıl yaratıldıkları da bizim için meçhul bir bilgidir. Tıpkı topraktan babamızın nasıl yaratıldığının meçhul kaldığı gibi. e. Meleklerin yeme içme, uyuma gibi ihtiyaçları yoktur. f. Meleklerin erkeklik dişiliği yoktur. Evlenme, çoğalmaları olmaz. g. Melekler insan şekli dahil her şekle bürünebilirler. Mevcut şekillerinin nasıl olduğunu da bilmiyoruz. İşlerinde seridirler. İnsan gibi yürüyerek, koşarak iş yapmazlar. Ne yaparsa yapsınlar, o yaptıkları kendi kudretleri ile değil, Allah’ın onlara yaptırması iledir. Bu nedenle de işlerinde sonsuz bir organize ve kudret vardır. Yaptıkları işlerin insan standartlarında hayal edilmesi bile mümkün değildir. Buna rağmen usanma ve yorulmaları yoktur. h. Meleklerin mekânı genellikle göklerdir. i. Meleklerin sayısı hakkında bir bilgi yoktur ama rakam olarak da mevcut sayma sayılarımızın çok üstünde bir rakamla var olduklarını tahmin ediyoruz. j. Meleklerin bilgisi insan bilgisinin çok üstündedir hatta insanların bilgisi ile oranlanması mümkün olmayan bir bilgiden de söz edebiliriz. k. Meleklerin de kendi aralarında daha üstünü olanları vardır. Bazılarının ismi Kur'an’da bize bildirilmiştir. Cebrail, Mikâil, İsrafil bu ismi bildirilenlerdendir. Farklı işlerde ve farklı yerlerde görevleri olan meleklerdir bunlar. Kimi bir insanla ilgili iş görür, kimi bir coğrafyadaki işi görür. Kimileri insanların amellerini takip eder. Kimi Arş’ı taşır. Kimi sadece tesbih, rukâ, secde eder. l. Melekler ve insanların bağlantısı çok önemlidir. Adeta melekler bizim ahiretimizin belgeleri durumundadırlar. Onun için de melekle evler, iş yerleri, melekli okullar oluşturmak gibi bir gayemiz olmalıdır. Bu evde melek olur mu olmaz mı diye incelememiz şarttır. Bu sayede Allah Teâlâ’nın büyüklüğünü idrak ederiz. O imanla da şükür noktasında hareketlenmemiz olur. Meleklere iman etmek, onları sevmek daha dindar yaşamaya teşvik eder. Bir nevi yirmi dört saati uyanık gibi olan mü'min durumunda olmaya yardım eder bu iman. Onların biz kol kanat germesine talip oluruz ve bu biiznillah gerçekleşir.

Meleklere iman etmeyenin imanı olmaz deniyor. Ben de böyle inanıyorum ama bir zi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

“Hoca” sözcüğünün ifade ettiği anlam daha çok “din görevlisi” ifadesi ile örtüşmektedir. Siz özellikle hoca sözcüğünün değil “âlim” sözcüğünün ifade ettiği anlam üzerinde değerlendirme yapmalısınız. Önce bunu düzeltelim. Daha sonra da şunu bilmekte yarar olacaktır: Âlimler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin varisleridir yani onun dinini ve davasını kıyamete kadar taşıyacak emanetçileridirler. Âlimlere bu gözle bakmak ve bu saygınlıkla değerlendirmek gerekir. Âlim bir insandır. Asla melek değildir. İnsanlıkla alakalı sınırlar ve sorunlar onun için de geçerlidir. Elbette beynini dolduran ilim ve işgal ettiği makam onu farklı kılacaktır ama asla insan olmanın ötesine götürmeyecektir. Âlimler arasında bir derece ve birikim farkı olması tabiidir. Zira onlar insandır neticede. Hepsinin aynı düzeyde olması beklenemez. Peygamberler arasında bile bir derece farklılığı vardır. Âlimlerin hangisinin değerinin ne olduğu gibi bir ölçme asla yapılamaz. Bunu sadece Allah Teâlâ bilebilir. Âlimin ilmi beşeri ölçülerle ölçülebilir ama fazileti ölçülemez. Âlimin/âlimlerin ilmî birikimleri, ümmete katkısı ise ölçülebilir ama bu ölçme sıradan Müslümanların işi değildir. Bir âlimi değerlendirebilmek için en az o âlim kadar olmak hatta ondan da biraz yukarıda olmak gerekir. Oyuncuları değerlendirir gibi âlimleri değerlendirmeye kalkışmak tam anlamı ile bir cahillik örneğidir. Çok kitap yazmış olmak, sosyal medyada çok mesaj yayınlamış olmak, çok konuşma yapmış olmak gibi belirtiler üzerinden Peygamber aleyhisselamın varisleri arasında değerlendirme yapmak bu ümmetin değerleri ile oynamak sonucuna götürecektir. Bu bir kayma ve kaymayı meşrulaştırma sonucuna sürükleyebilir maazallah. Gayesi Allah’ın rızasını kazanıp cennete girmek olan bir mü'min böyle bir uğraşıyı kendisine uygun bulmamalıdır.

Hocam, her hoca aynı ilmi okumuyor mu? Neden bazı hocalar bazı konuları anlamıyo
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Meleklerin varlığına iman ediyoruz. Bir kısım meleğin bizimle ilgili görevler icra ettiğini de biliyor, öyle iman ediyoruz. Hangi meleğin, ne zaman ve nasıl bir görev icra ettiğini ise ayrıntıları ile bilmiyoruz. Böyle gayba ait bir konuyu da ayrıntıları ile bilmemiz mümkün değildir. Bu konularla meşguliyetiniz size bir fayda getirmez. Daha faydalı bilgiler toplamaya çalışın. Allah yardımcımız olsun.

Allah bir yerde adaletsizlik ve fitne varsa oraya meleklerini gönderir mi? Yani
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Velilik, Allah'a yakın olma, kullukta muvaffak olma gayreti içinde olmak demektir. Her mü'min esasen veli adayıdır. Ne var ki pek çok kul, bu velilik yolunda erkenden dökülmektedir. Bu nedenle de veli diye bilinen insan sayısı az olmaktadır. Hiç kimsenin velilik garantisi yoktur. Sadece ashabı kiram için böyle bir vasıf büyük oranda elde edilmiştir. Diğer mü'minler için veli olma ihtimali yüksek olur, o kadar. Yoksa velilik bir medreseden mezun olmak gibi diploma ile ispat edilebilir bir vasıf değildir. Veli, a- İmanında sıkıntı olmayan, b- Haramlardan ve hatta küçük günahlardan kaçınan, c- Farzları ihmal etmeyen ve hatta Sünnetleri bile harf harf tatbik eden, d- Ümmeti ile ilgilenen insan demektir. Bu özellikleri kim nerede kazanırsa o veli olur. Ne medrese şarttır ne de tarikat. Şart olan nefis cihadıdır. Eğer bu bir tarikat yardımı ile elde ediliyorsa ne âlâ. Bir medresede elde ediliyorsa o da güzel. Bir cihat meydanında elde ediliyorsa o da güzel. Bir bakkal dükkânında bakkalın ulaştığı bir makam ise ona da peki deriz. Gerisi boş, takılmaya değmez.

Tarikat olmadan veli olunmaz mı? Bir âlim, “tarikatsız ancak 400 senede Allah’a
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Meleklerin İnsana Destek Olması Nasıl Anlaşılmalıdır? Melekler, Allah Teâlâ’nın yarattığı varlıklar içinde görevleri yalnızca ibadet olan ve Allah Teâlâ’nın kendilerine verdiği görevleri yerine getiren, nurdan yaratılmış varlıklardır. Yaratılış mahiyetleri gereği gözle görme imkânımızın olmadığı meleklerle ilgili bilgilerimiz, Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz tarafından bize verilen bilgilerle sınırlıdır. Aşağıdaki ayet-i kerimeler, meleklerin insanlara olan desteklerine dair bize önemli veriler sunmaktadır: “…önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır.” (Ra’d, 13/ 11) “…Melekler de rablerinin yüceliğini hamd ile dile getiriyorlar ve yerdekiler için istiğfar ederek onların bağışlanmasını diliyorlar. İyi bilin ki bağışlama ve merhameti sınırsız olan ancak Allah’tır.” (Şûrâ, 42/5) “Meleklerden Arşı taşıyanlar ve onun etrafında bulunanlar, Rablerine hamd ederek tesbih ederler, O’na inanırlar ve mü’minler için Allah’a şöyle dua ederler: ‘Ey Rabbimiz, rahmet ve ilminle her şeyi kuşattın. Tevbe edenleri ve yolunda gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru. Ey Rabbimiz, onları da, onların babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanları da, vaat ettiğin Adn Cennetlerine koy. Yegâne gâlip, hüküm ve hikmet sahibi Sensin. Onları kötülüklerden koru. O gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmişsindir. İşte büyük kurtuluş budur’.” (Mü’min 40/7-9) Abdullah b. Mes’ud’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) meleklerin insanlara olan desteğinden şu şekilde bahsetmiştir: “Şeytanın ve meleğin insanın kalbine bıraktığı duygu /hisler vardır. Şeytan kalbe, kötülük ve hakkı yalanlama duygusu atar. Buna mukabil melek, insanı iyiliğe çağıran ve hakkı tasdik etmeye çağıran duygular bırakır. Kim kendisinde böyle iyiliğe çağıran bir his duyarsa bilsin ki o Allah’tandır ve bundan dolayı Allah Teâla’ya hamd etsin. Kim de kendisinde kötülüğe çağıran diğer duyguyu hissederse bilsin ki o şeytandandır ve böyle bir durumda hemen kovulmuş şeytanın şerrinden Allah Teâlâ’ya sığınsın!” buyurmuş, devamında şu ayeti okumuştur: “Şeytan içinize yoksulluk korkusu düşürür ve çirkin şeyler yapmanızı emreder. Allah ise kendinden bir bağışlama ve lütuf sözü vermektedir. Allah her şeyi kuşatmakta ve her şeyi bilmektedir.” (Bakara 2/268; Hadis için bkz: Tirmizi, Tefsir, 3; Nesâi, Tefsir, 46) Meleklerin bunlara ilaveten savaşlarda Müslümanlara yardımı, manevi destekleri, düşmanları korku ve ümitsizliğe düşürmeleri gibi destekleri de bildirilmiştir. Kaldı ki meleklerin Allah’ın emrine amade olarak verilen görevleri eksiksiz yapmaları yönüyle konuya bakıldığında (Tahrim 66/6) hafaza melekleri gibi özel olarak insanlarla görevli olanların dışında diğer meleklerin de Allah’ın izniyle insanlara her an yardım ve destekte bulunabilecekleri söylenebilir. Dolayısıyla gözle görülmese, mahiyeti ve içeriği tam olarak bilinemese de meleklerle insanlar arasında bir bağın bulunduğu açıktır. Meleklerin insana olan desteklerini şu başlıklar altında ifade etmemiz de mümkündür: 1. Allah Teala’ya dua edip insanların bağışlanması için istiğfarda bulunmak, 2. İnsanın kalbine iyiliği ilham etmek suretiyle insanın dünyada iyi davranışlar sergileyip doğru tercihler yapmasını istemek, 3. İnsanları, farkında olmadıkları birçok zarar ve tehlikeden Allah’ın izniyle korumak, 4. Allah’ın izni, iradesi ve emri doğrultusunda mutlak olarak yardımda bulunmak. Meleklerin yardım ve desteklerine dair bilinmesi gereken en önemli husus ise yardımın esasında Allah katından olduğu ve ne meleklerin ne de başka diğer varlıkların Allah’ın izni olmadan hiçbir yardımda bulunamayacakları gerçeğidir. Konuya dair şu ayetler bu hususu ortaya koymaktadır: “..O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir? Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder. Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır.” (Âl-i İmrân 3/ 124-127) “…Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında, hiçbir işe yaramaz.” (Necm 53/ 26)

Meleklerin İnsana Destek Olması Nasıl Anlaşılmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hafaza melekleri, insanoğlunun yaptığı iyi-kötü bütün davranışlarını kaydeden ve insanı korumakla görevli olan meleklerdir. Bu meleklerin diğer bir ismi de “Kiramen Katibîn”dir. Bununla birlikte hafaza melekleri ile kiramen kâtibin meleklerinin farklı olduğu şeklinde bazı görüşler de bulunmaktadır. Kuran-ı Kerim’de birçok ayette bu meleklerden bahsedilmektedir: “Muhakkak sizin üzerinizde koruyucu melekler vardır. Onlar (Allah katında) çok değerli kâtiplerdir. Bütün yaptıklarınızı bilirler” (İnfitâr, 82/10, 11, 12) “İnsanın önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır.” (Ra’d, 13/11) “Yoksa onlar bizim, gizlediklerini ve fısıldaştıklarını işitmediğimizi mi sanıyorlar! Hayır! Doğrusu onların yanındaki elçi meleklerimiz her şeyi kaydediyorlar.” (Zuhruf, 43/80) “İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. Arkadaşı (melek), “İşte hep beraber olduğum şahıs burada” der. (Kaf, 50/18, 21, 23) Kur’an-ı Kerim’de, insanların bütün amellerinin tam olarak kaydedildiği, (Nebe, 78/29) bunların kıyamet günü insanlara kendilerinin bizzat okumaları için arz edileceği, (İsra, 17/13, 14) bazı günahkârların “Bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş!” diyerek hayrete düşecekleri (Kehf, 18/49) şeklinde verilen bilgiler hep hafaza melekleri ve onların görevleriyle alakalıdır. Hadislerde de bu meleklerin devamlı insanların beraberinde bulundukları, kişinin her zaman yaptığı ibadetlerden aldığı sevapları o kişi hasta olup yapamadığı zamanlarda da yazmaya devam ettikleri, her ikindi ve sabah namazında Allah Teâlâ’ya insanların durumlarını arz ettikleri haber verilmektedir. (Bkz. Buhari, Mevâkît, 16; Ezan, 3; Dârimî, Rikâk, 56) Allah Teâlâ’nın insanın amellerini melekler olmadan da bilmesine rağmen bu melekleri insanın amellerini yazmakla görevlendirmiş olması farklı şekillerde açıklanmıştır. Her şeyden önce bu meleklerin varlığı, insanın başıboş herhangi bir varlık olmayıp özgür irade ve tercihi ile yaptığı bütün amellerinin önemine binaen kayıt altına alındığı hususunu gözler önüne sermektedir. İnsana yaptığı amellerin bu şekilde kayıt altına alındığının bildirilmiş olması, esasında insanların amellerinin karşılıklarını alacakları büyük bir din gününe hazırlanmasını sağlama anlamı da taşımaktadır. Hatta şu da var ki hafaza meleklerinin bu şekilde insanların bütün amellerini kayıt altına almaları, ahiretteki hesabın hiçbir haksızlık ya da hataya yer verilmeksizin yapılacak olmasının bir işaretidir. Zira böyle bir şahitlik ve kayıt durumunda insanın amellerini hatırlayamaması, yaptıklarını inkâr etmesi ya da başka bir bahane ileri sürmesi söz konusu olamayacaktır. İnsanın hafaza melekleriyle gözetim ve koruma altında olduğunu hissedip hiçbir amelinin gizli kalmayacağını bilmesi, onun sağlıklı bir kulluk bilincine ulaşması ve üstün bir ahlaka sahip olmasında önemli bir etkendir. Bir başka açıdan şu da söylenebilir ki hafaza meleklerinin her zaman insanın yanında bulunmaları, hayatın çeşitli zorluk ve korkularına karşı insanı güçlü kılmakta, onu aşırı korku ve birtakım yersiz evhamlardan da korumaktadır. Sonuç olarak hafaza meleklerini, her zaman insanın beraberinde bulunarak yaptığı iyi-kötü bütün söz, fiil ve davranışlarını amel defterlerine kaydeden, insanı Allah Teâlâ’nın takdir ettikleri dışındaki zararlardan koruyan, kıyamet günü de insana kendisi ve amelleri konusunda şahitlik yapacak olan melekler olarak tanımlamamız mümkündür.

Hafaza melekleri hakkında bilgi verir misiniz?

alim konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu söz aslı olan bir hadis değildir. Temel hadis kitaplarında bulunmadığı gibi uydurma hadisleri tanıtan kitaplarda “asılsızdır” kaydı ile bulunmaktadır.

Hocam okuduğum kitapta geçen bir ifadeyi size danışmak istiyorum. İfade tam olar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min insanın gayesi cennete girmektir. Dünyayı ve dünyadaki olayları cennete engel olup olmadıklarına göre değerlendirir. Bu mantıkla bakarak tercih yapabilirsiniz.

Bir meselede birden çok fetva olursa ve o âlimler güvenilirse, kendine kolay gel
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, böyle bir hadis vardır. Müslim’in Mukaddimesinde ve Ebu Davud’da hadis olarak geçmektedir. Hadisin aslı أَنْزِلُوا النَّاسَ مَنَازِلَهُمْ şeklindedir. Hadisten direkt ve dolaylı olarak şu dersler çıkmaktadır: İnsanlara insaflı davranın, haklarını yemeyin. Toplumları da insanlar gibi hakkaniyetle değerlendirin. Âlimleri ve fazilet sahiplerini takdir etmeyi bilin. Karşınızdakini takdir etmesini bilin, genel hali iyi olanın basit hatalarını görmeyin. Münakaşa ederken edep sınırlarını aşmayın.

Hocam, “İNSANLARI KONUMLARINA GÖRE DEĞERLENDİRİN.” şeklinde bir hadis var mıdır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hiç tartışmamak hayatı durdurmak olur. Biz bizi yaratan Allah ile tartışmayız, onun şeriatı ile tartışmayız. Bizim gibi insanlarla tartışırız. Edebine uyulabildikten sonra tartışmanın sakıncası yoktur. Dini konularda tartışırken şu kurallara uymaya çalışın: a. Düşündüklerini ve savunduklarını “din” olarak görme ve gösterme. “Dine ait olduğunu zannettiğin” şeyler olarak gör. Bu bakış sana haddini bilme ve ileri gitmeme nezaketi getirecektir. b. Senin için kesin gibi olan şeylerin karşındakiler için de öyle olmayabileceğini kabul et. c. Dine ait olarak bildiğin hususlarda baştan sona her şeyin tek düzey olması gibi bir tutum içinde olma. Sen ne konuşursan o konuştuğun dinin en önemli meselesi gibi olmasın. Dinin temelleri var, farzları var, vacipleri var… Bu derece olmayan hususları var. Âyet var hadisten öncelikli. Âlim sözü var hadisten sonra gelir. Din bir kurallar ve o kuralların tertibi üzerine kuruludur. Buna uy. d. Bazı doğruların ilk bakışta görülemeyebileceğini bilmelisin. İnsanların kavrama düzeyleri de farklı olunca sana açık seçik gibi gelen bir hususun bir başkası için kapalı olabileceğini bil. Bu da bazı doğruların farklı ihtimaller üzerinden anlaşılabileceği gerçeğini gösterir. e. Mü'minler arasında ülfet ve muhabbetin bulunması ve yükselmesinin kimi meseleleri konuşmaktan daha önemli olacağını asla unutma. Tartışınca ne olacak, tartışmayınca ne olacak denklemini iyi kurmalısın. f. Sık sık kendini test et; gerçekten doğruyu karşındaki ispat ederse kabul edebilecek ve susacak mısın yoksa inadın sürecek mi, bunu kalbine sık sık danış. Adalet ve insaf hissiyatın ne durumdadır diye kendini sorgula. g. Ve hiçbir zaman şunu unutma: Din yaşanması içindir tartışılması için değildir.

Hocam, ilim adamları ve hocalar çok fazla tartışıyorlar. Ben de ilahiyat bitirdi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbanî bir âlimdir, isabet ettiği etmediği konular olabilir. Onu tek kaynak gibi görmek kadar hiç saymak da doğru olmaz.

Hocam bazı hadis kitaplarında Elbanî’nin görüşlerine rastlıyorum. Kendisi güveni
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Olmaz diye bir şey yoktur ama sen önce kendini yetiştir, birilerine bir şey öğretmek kendiliğinden oluşsun. Ve bir âlimin dizinin dibinde bulunmadıkça kendine bile hayrın olmayabilir.

İslami eğitimimi ailem oldukça iyi şekilde verdi fakat ben İslami ilimlerde deri

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.