Fetva Meclisi
Soru
Hocam okuduğum kitapta geçen bir ifadeyi size danışmak istiyorum. İfade tam olarak şöyle: "Ümmetimin âlimleri, İsrailoğullarının nebilerinden üstündür." Kitapta hadis olarak zikredilmiş. Kaynaklarımızda böyle bir hadisin olup olmadığı hususunda bilgilerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu hadisin pek çok rivayeti vardır. Hiç biri sahih değildir. Genelde zayıf hadisler arasında zikredilmektedir. Bu tür faziletler hususunda da zayıf hadislerle amel etmek genel bir kural gibidir.
Hayır, böyle bir SAHİH hadis yoktur. Bunu hadis olarak görmemiz gerekmiyor.
Selamünaleyküm. Bu hadis, benzeri bir ifadeyle de olsa kitaplarımızda vardır ama SAHİH bir hadis değildir. SAHİH OLAN HADİSLER ise evlenmeyi ve çoğalmayı teşvik eden hadislerdir. Bu hüküm de kıyamete kadar geçerlidir.
Aleykümselam. Bu söz, hemen hemen her mevzuat kitabında mevzu olarak kaydedilmiştir. Sözün hadis olma ihtimali çok zayıftır. Ravileri hakkında ağır ithamlar vardır. Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin böyle bir sözle yücelmeye ihtiyacı da yoktur. O, bu ümmetin İmamlarının başıdır. Allah ona rahmet etsin.
Selamünaleyküm. O edebiyat yapmış. Edebiyatı boş vermenizde hiçbir sakınca yoktur. Buharî ve Müslim'in peşinden gidebilirsiniz.
Selamünaleyküm. İsa aleyhisselamın inmesi ve Mehdi ile alakalı bilgiler hadis kitaplarında sağlam bilgiler arasında vardır. Kur'an'da bulunmaması bir bilginin yok olmasını gerektirmez. Dinimize ait olan pek çok husus Kur'an'da hiç bulunmadığı hâlde dini meselelerimiz arasında zikredilmektedir hatta inanılmaktadır. Herkesin kendisinden mesul olacağı bir diyara gideceğiz. Orada asırlardan beri kimin batıl bir hikâyeye inandığı kimin de batılın adamlarından etkilenerek ümmetini ayıpladığı belli olacaktır. O zamana da çok yoktur.
alim konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir soru gereksizdir. Kimin daha üstün olacağından önce insanın “ben nasılım?” diye düşünmesi gerekir. Gereksiz ve sonucu soranı ilgilendirmeyen sorular asıl faydalı şeylerden uzak kalma sebebi olabilir. Allah yardımcımız olsun. Sadece bir bilgi olarak şunu söyleyebiliriz: Melekler Allah Teâlâ’nın saygın kullarıdırlar. Sadece emredileni yaparlar ve asla asi olmazlar. Allah Teâlâ onları sadece ibadet etmeleri için yarattı. Kimi vahiyle ilgilenir, kimi rızıkla, kimi dağlarla ilgilenir. Kimi de namaz ve tespihten başka bir işle ilgilenmez. Melekler gibi bir ibadete beşerden kimse dayanamaz. Bu nedenle iyi bir kulluk yapıp velilik makamına yükselenler için bazı âlimler meleklerden daha üstün olabilirler demişlerdir ama bu üstün olma durumu, “şu şundan daha üstündür” şeklinde bir oranlama ile yapılmaz, genel olarak konuşulur.
Mü'min insanın gayesi cennete girmektir. Dünyayı ve dünyadaki olayları cennete engel olup olmadıklarına göre değerlendirir. Bu mantıkla bakarak tercih yapabilirsiniz.
Evet, böyle bir hadis vardır. Müslim’in Mukaddimesinde ve Ebu Davud’da hadis olarak geçmektedir. Hadisin aslı أَنْزِلُوا النَّاسَ مَنَازِلَهُمْ şeklindedir. Hadisten direkt ve dolaylı olarak şu dersler çıkmaktadır: İnsanlara insaflı davranın, haklarını yemeyin. Toplumları da insanlar gibi hakkaniyetle değerlendirin. Âlimleri ve fazilet sahiplerini takdir etmeyi bilin. Karşınızdakini takdir etmesini bilin, genel hali iyi olanın basit hatalarını görmeyin. Münakaşa ederken edep sınırlarını aşmayın.
Hiç tartışmamak hayatı durdurmak olur. Biz bizi yaratan Allah ile tartışmayız, onun şeriatı ile tartışmayız. Bizim gibi insanlarla tartışırız. Edebine uyulabildikten sonra tartışmanın sakıncası yoktur. Dini konularda tartışırken şu kurallara uymaya çalışın: a. Düşündüklerini ve savunduklarını “din” olarak görme ve gösterme. “Dine ait olduğunu zannettiğin” şeyler olarak gör. Bu bakış sana haddini bilme ve ileri gitmeme nezaketi getirecektir. b. Senin için kesin gibi olan şeylerin karşındakiler için de öyle olmayabileceğini kabul et. c. Dine ait olarak bildiğin hususlarda baştan sona her şeyin tek düzey olması gibi bir tutum içinde olma. Sen ne konuşursan o konuştuğun dinin en önemli meselesi gibi olmasın. Dinin temelleri var, farzları var, vacipleri var… Bu derece olmayan hususları var. Âyet var hadisten öncelikli. Âlim sözü var hadisten sonra gelir. Din bir kurallar ve o kuralların tertibi üzerine kuruludur. Buna uy. d. Bazı doğruların ilk bakışta görülemeyebileceğini bilmelisin. İnsanların kavrama düzeyleri de farklı olunca sana açık seçik gibi gelen bir hususun bir başkası için kapalı olabileceğini bil. Bu da bazı doğruların farklı ihtimaller üzerinden anlaşılabileceği gerçeğini gösterir. e. Mü'minler arasında ülfet ve muhabbetin bulunması ve yükselmesinin kimi meseleleri konuşmaktan daha önemli olacağını asla unutma. Tartışınca ne olacak, tartışmayınca ne olacak denklemini iyi kurmalısın. f. Sık sık kendini test et; gerçekten doğruyu karşındaki ispat ederse kabul edebilecek ve susacak mısın yoksa inadın sürecek mi, bunu kalbine sık sık danış. Adalet ve insaf hissiyatın ne durumdadır diye kendini sorgula. g. Ve hiçbir zaman şunu unutma: Din yaşanması içindir tartışılması için değildir.
Elbanî bir âlimdir, isabet ettiği etmediği konular olabilir. Onu tek kaynak gibi görmek kadar hiç saymak da doğru olmaz.
Olmaz diye bir şey yoktur ama sen önce kendini yetiştir, birilerine bir şey öğretmek kendiliğinden oluşsun. Ve bir âlimin dizinin dibinde bulunmadıkça kendine bile hayrın olmayabilir.