Fetva Meclisi
Soru
Hocam şu an Habur sınır kapısında gümrük muhafaza memuru olarak bir aydır görev yapmaktayım. Gümrük denilince ilk akla gelen şeylerin başında rüşvet ve türevleri var. İşimiz, kaçak ne varsa yakalamak ve ceza kesmek. Tabi işimizi yaparken de karşılık beklemeden su, meyve suyu vb. şeyler veriyorlar. Kimi zaman talepte de bulunuyorlar ya da ileride bir karşılık bekler gibi veriyorlar. Bunlardan su alıp içmemde sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin tercih imkânınız olmadığından dolayı kazancınıza olumsuz bir etkisi yoktur. Fakat siz bu durumda, "Allah'ım bu tırın içerisinde olanlardan, kalbimin meyletmesinden ve doğal görmesinden sana sığınırım. Bunlardan dolayı beni sorumlu tutma. Bu işi yapan kimseleri de doğru yola ilet" şeklinde dua etmenizi tavsiye ederim.
Selamünaleyküm. Hiçbir şekilde taviz verme. Baban seni harama teşvik ediyor, dinlemek zorunda değilsin. Sabret ve ayakta kal. Beddua ederse etsinler çekinme.
Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.
İnsanlığın ve toplumun makul ve helal bir ihtiyacını karşılayan her iş kendi ekseninde önemlidir. Haram olmadıktan sonra hiçbir iş için “gereksiz” denemez. Böyle bir iddia ya kendimizi başkalarından üstün görme yani kibir gösterir ya da bindiğimiz dalı kesmeyi gösterir; ikisi de kabul edilemez. Atık su işinde çalışmak basit ve seviyesiz görülebilir ama bugünkü hayatta kaç gün o işin bakımı yapılmadan sağlıklı yaşanabilir? Tepeden bakan anlayışı hayata uyumlu bir anlayış olarak göremeyiz. Helal ve sağlıklı olduktan sonra her iş rızık kazanmak için uygundur. Elbette belli bir kabiliyet, eğitim ya da benzeri birikimlere sahip olanlar daha iyi işleri seçeceklerdir. Müslüman olarak da seçmelidirler. Ancak böyle bir seçme gerekliliği başka işlerde bulunanları hor görmeye ruhsat oluşturmaz. Kur'an’ımız bize Davud aleyhisselamı büyük bir Peygamber aleyhisselam olarak tanıtırken aynı zamanda bir DEMİRCİ USTASI olduğunu da bildiriyor. Tekrar vurgulayacak olursak, biz ve çocuklarımız kaliteli ve zengin işlerde çalışsın isteyebiliriz, istemeliyiz de ama onların kabiliyetlerini ve toplumun ihtiyacını istesek de yok kabul edemeyiz. Allah Teâlâ’nın yarattığı bu düzende büyük bir planlama ve hikmetler bulunmaktadır. Biz en iyi için yatırım yaparız ama taş yuvarlanır yerini bulur; hayat budur, böyledir. Ölçümüz helal ve sağlıklı olmalıdır. Kabiliyet ve fırsatları yok kabul edemeyiz. İnsanları meslekleri ve işleri üzerinden değerlendirmek asla kabul edilemez.
Çok iyi etmişsiniz, dinimizi korumak zorundayız. O taviz bu taviz ne olacak dinimizin korunması?
Böyle bir hata ile size gelen yiyecek veya benzeri eşyayı fakir birine vermeniz doğru olandır. Yanlış geldiğini ikaz etmeniz üzerinize düşen görevdi, onu yapmışsınız. Başka yapacak bir şeyiniz de yoktur.
ceza konusundaki diğer fetvalar
Kadına zor kullanarak tecavüz edilmesi durumunda kadın için bir ceza yoktur. Mahkeme, kadının ne kadar zorlandığını ve ne kadar kendi rızası ile iştirak ettiğini araştırır elbette. Erkek tarafı ise silah kullandı ise terör suçu ile yargılanır; cezasında idam, direkt öldürülme, el ve ayaklarını çaprazlama kesme ve sürgün vardır. Bunlardan birini hâkim takdir eder. Silah kullanmadı ise cezası zinaya verilen cezadır. Şüphesiz bu beyan İslam devleti içindir.
Evet, KAZF Müslüman, iffetli birine zina ithamında bulunmaktır ve cezası seksen sopadır. Bu suçun kadına veya erkeğe karşı işlenmesinin farkı yoktur, erkeğe de iftira edene aynı ceza verilir.
Cennete girmemek için imansız ölmüş olmak gerekir. İmanla ölen için biiznillah sonunda cennet vardır. Belirli bir insanın bedenine, malına veya onuruna zarar veren de ondan helallik almadıkça kul hakkı ile öleceği için ahirette cezasını çekecektir ama cennete er veya geç girer biiznillah. Devletin yani kamunun malına zarar veren veya maruf olan yasaları ihlal eden de kul hakkı gibi bir hak işlemiş olur ama bu onun cennete girmesine mani olmaz. Tevbe etmesi veya devletin takdir ettiği cezayı ödemiş olması inşaallah yeterli olur. Yeter ki tevbesi samimi olsun.
Böyle bir hesap yerine muhteşem bir tevbe yap. Yeniden diril, ayağa kalk, şeytanı tekmele ve ibadetlerine sarıl. Yer yarılsa sen yine o çirkin işe dönme. Böyle sürdür hayatının geri kalan kısmını. Dayaktan da kurtulursun biiznillah ahiret azabından da.
Böyle bir iddia doğru olmaz, yerinde de olmaz. Hastalık da sıkıntılar da Allah’tandır. Hatalarımız olursa istiğfar eder, tekrar etmemeye çalışırız. Böyle yapalım. Geçmiş olsun.
Ramazan ayı dışında tutulan bütün oruçlar bozulduğunda KAÇ GÜN İSE BOZULAN O GÜN KADAR kaza edilir, ek bir cezası yoktur.