Fetva Meclisi
Soru
Günümüzdeki genç kızların gözlerine sürdükleri göz kalemi peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) sürdüğü ve tavsiye ettiği sürme midir? Eğer öyleyse bunu sadece evde mi kullanmalıyız yoksa dışarı çıkarken de kullanabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Göze faydası olacağı bilinen ve tıpça doğrulanan bir sürmenin kullanılması erkekler için caizdir. Bu hususta hadisi şerifler vardır.
Özellikle dikkat çekmek için göze müdahale etmenin sakıncası bellidir. Bunun dışında göz bakımı denebilecek uygulamalar için avreti teşhir demeyiz.
Selamünaleyküm. Sürme bayanlar için caizdir. Bayanların gözleri de kapatmaları gereken avretlerinden değildir. Özellikle namahremlerin dikkatini çekecek özel bir durum söz konusu ise, fitneye sebep olmak açısından caiz olmaz. Aksi takdirde sürme kullanmaları caizdir.
Selamünaleyküm. Göz, kadın için tesettürü şart olan avret değildir, üzerindeki ziynet de onun gibidir. Aşırı dikkat çeken bir durum ise o başkadır. Ellerdeki durum da böyledir, özel bir gayret yoksa. Yüzük de buna dahildir. Parmak açık kalabiliyorsa yüzük de kalabilir. Evlilik yüzüğü farklı değildir. Kına, el gibi açılması mubah olan bölgede ise sakıncası yoktur.
Selamünaleyküm. Sürme veya benzeri bir ziynet, ‘bak bana’ ilavesi oluşturursa onun kendisi zaten sorun olur. Bunun ötesinde açık bulundurulması mubah olan yerdeki bakımın sakıncası yoktur.
Asla bir doktora danışmadan böyle bir şey yapmayın. Sünnetten önce bebeğin sağlığını düşünün.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Erkeklerin kollarının açık olmasında bir haramlık yoktur. Bunu ecdat terbiyesinin bir gereği olarak görüp 'uzun kollu giyinmek' şeklinde yorumlayan bir anlayış vardır. Bunu da makul bir anlayış olarak görmeliyiz. Zira bilhassa gençlerin kıyafetleri tamamen ölçüsüz duruma gelmiş ve önü alınamaz bir boşluğa doğru sürüklenmiştir. Bu arada temas edilmesi gereken iki husus vardır. Birincisi, namazda ne kadar örtülmüş olunursa namazın o kadar faziletli olacağı ama kısa kolun namazın kabulüne engel olmayacağıdır. İkincisi de, koltuk altlarının görüleceği ya da başkalarının gözünde müstehcenlik olabilecek görüntülere sebep olmayı da ahlakımız açısından sakıncalı buluruz.
Harama yardım eden haram işlemiş olur. Mekruha yardım eden de mekruh işlemiş olur. Mezar yaptırmanın ise haram olan yönü vardır, mekruh olan yönü vardır. Mubah olan yönü vardır. Bu nedenle mezar yapan usta ile alakalı tek hükümden söz edemeyiz. Yaptığına göre hükmü de farklı olur.
Kapanış bozukluğu bir sağlık sorunudur. Tedavi etmeniz dinen caizdir. Bu tedavinin beraberinde bir estetik müdahalesi getirmesi, 'daha güzel görünmek için' ameliyat olma mantığı değildir. Dolayısıyla yapılmasında sakınca yoktur biiznillah. Geçmiş olsun.
Şoklama hayvanın yarı ölmüş duruma gelmesine neden oluyorsa bunun caiz olmayacağını bilmemiz gerekir. Bir tür sersemleştirme şeklinde olan ve kesilirken hareket edip kanın boşalmasına sebep olacak hareket ve gerilme yapabiliyorsa hayvan bunun için caiz olabilir deriz ama bunu da zaruret olmadıkça yapmamak gerekir.
Kıyamet gününde herkes hak arayışında olacaktır. İki tarafın da hak ihlali bir tür denkleşme nedeni olmamalıdır. Kimin ne kadar suçlu/haklı olduğu ahirette belli olacağına göre bir nebze haklı olan orada helallik yolunu açabilir. İşi burada bitirmek daha akıllıcadır.
Bir tacirin, ay sonu kâr ve zararını hesaplaması ne ise müminin nefis muhasebesi de odur. Önce din nedir, onu öğrenir mümin. Ardından da mesela bir hafta boyunca yaptığı ve yapmadığı işlerden dine ne kadar uygun yaşadığını hesap eder. Ortaya çıkan sonuç da onun çalışma programını oluşturur. Gerekiyorsa da bir ehlinden bu hususta destek alır. Nefis muhasebesinin özeti budur.