Fetva Meclisi
Soru
Dinimizde mezar yapmanın, süslemenin caiz olmadığını biliyorum. Peki, bu işi yapan ve bu işten para kazanan için bir sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Mezar kazma işinden ücret almakta ve ücret vermekte sakınca olmaz. Elbette Allah rızası için yapılırsa daha iyi olur, sevap bir iş olur.
Yasal bir uygulama gereği mezar açılabilir. Ortada bir hile ve aldatmaca yoksa inşaallah sakınca yoktur.
Bir Müslüman'ın başkasından alacağı mal veya paranın bir dayanağı olması gerekir ki o ona helal olsun. Becayiş yapma üzerine dayalı bir hak olmaz. Zira böyle bir şey, devletin verdiği hakkı, devletin razı olmayacağı bir şekilde devretmek olur. Bir çalma gibi olmasa da helalliği zor bulunur.
Meri kanun ve yönetmeliklerde yazılı bir durum ise bu aldığınız size helaldir. O dairede kendiliğinizden oluşturduğunuz veya kabul ettirdiğiniz bir para ise haramdır.
Mezarların karşısında cami veya düğün salonu bulunmasının farkı yoktur. Bundan ötürü bir vebale girmezsiniz biiznillah. Yalnız inşa edeceğiniz düğün salonunda haram işlendiği sürece ateşin etrafında dönersiniz. Asıl bu noktayı düşünün.
Selamünaleyküm. Haram olan bir işte çalışanın kazancı da şüphelidir. Müzik olduğu gibi helal olan işlerden değildir. Haram olma yanı daha ağır basan bir işte çalışıyorsunuz. Kurban bayramında kurban kesebilirsiniz o ayrı bir meseledir, kazancınızın berrak olmaması da ayrı bir meseledir
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bayanların gözlerine sürme çekmeleri hadislerde tavsiye edilmiştir. Bu bayanlar için bir ziynettir. Bayanların ziynetlerini ancak eşlerine karşı kullanmaları ve bayan bayana kullanmaları mümkündür. Sokakta teşhire neden olacak bir sürme hadislerde geçen sürme bile olsa caiz olmaz. Bugün kullanılanlar için de bu kural aynen geçerlidir.
Erkeklerin kollarının açık olmasında bir haramlık yoktur. Bunu ecdat terbiyesinin bir gereği olarak görüp 'uzun kollu giyinmek' şeklinde yorumlayan bir anlayış vardır. Bunu da makul bir anlayış olarak görmeliyiz. Zira bilhassa gençlerin kıyafetleri tamamen ölçüsüz duruma gelmiş ve önü alınamaz bir boşluğa doğru sürüklenmiştir. Bu arada temas edilmesi gereken iki husus vardır. Birincisi, namazda ne kadar örtülmüş olunursa namazın o kadar faziletli olacağı ama kısa kolun namazın kabulüne engel olmayacağıdır. İkincisi de, koltuk altlarının görüleceği ya da başkalarının gözünde müstehcenlik olabilecek görüntülere sebep olmayı da ahlakımız açısından sakıncalı buluruz.
Kıyamet gününde herkes hak arayışında olacaktır. İki tarafın da hak ihlali bir tür denkleşme nedeni olmamalıdır. Kimin ne kadar suçlu/haklı olduğu ahirette belli olacağına göre bir nebze haklı olan orada helallik yolunu açabilir. İşi burada bitirmek daha akıllıcadır.
Bir tacirin, ay sonu kâr ve zararını hesaplaması ne ise müminin nefis muhasebesi de odur. Önce din nedir, onu öğrenir mümin. Ardından da mesela bir hafta boyunca yaptığı ve yapmadığı işlerden dine ne kadar uygun yaşadığını hesap eder. Ortaya çıkan sonuç da onun çalışma programını oluşturur. Gerekiyorsa da bir ehlinden bu hususta destek alır. Nefis muhasebesinin özeti budur.
Kapanış bozukluğu bir sağlık sorunudur. Tedavi etmeniz dinen caizdir. Bu tedavinin beraberinde bir estetik müdahalesi getirmesi, 'daha güzel görünmek için' ameliyat olma mantığı değildir. Dolayısıyla yapılmasında sakınca yoktur biiznillah. Geçmiş olsun.
Şoklama hayvanın yarı ölmüş duruma gelmesine neden oluyorsa bunun caiz olmayacağını bilmemiz gerekir. Bir tür sersemleştirme şeklinde olan ve kesilirken hareket edip kanın boşalmasına sebep olacak hareket ve gerilme yapabiliyorsa hayvan bunun için caiz olabilir deriz ama bunu da zaruret olmadıkça yapmamak gerekir.