Fetva Meclisi
Soru
Hocam bazı kaynaklarda, Hanefi mezhebine bıyık ölçüsü için kaş uzunluğu veriliyor. Bu doğru mudur, kaş ölçüsünü esas alabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bıyıkta esas olan kısa tutmaktır. Bu kısalıkta ise muayyen bir ölçü olmadığını söyleyebiliriz. Sıfıra da vurulabilir ama uzatılması kerih görülmüştür.
Evet, bıyıkta esas olan kısaltmaktır. Bu kısaltma için milimetrik ölçüler veremeyiz. Dudakların kırmızı bölümünün açılması, bıyık altında derinin hissedilebilecek kadar kısaltılmış olması (ki yaklaşık olarak üç numara ile alma gibi bir durum) genel ölçü kabul edilebilir. Yanlara doğru uzatılması ise zaten sakallı durumda mümkün olmadığı için bizim örfümüze uzak bir uygulamadır ya da sakalsızlık durumuna bakılarak konuşulabilir bir durumdur deriz. Tavsiye etmeyiz. Genel bir “kısaltınız” emrine aykırılık vardır onda. Belirttiğiniz yerdeki kılların ise sağlık açısından sorunu yoksa alınmasının haramlığı da yoktur.
Selamünaleyküm. Tabii olmayan ve normal erkek tipine benzemeyen kaş alınabilir. Bunun kararı ise kişisel zevk değildir elbette. Zira kimsenin zevkine göre din ve hüküm olmaz. Mesela yüz erkekten tamamına yakının kaş şekli için normal kaş şekli diyebiliriz. Böyle bir ölçüyü değerlendirin.
Selamünaleyküm. İki kaş birleşecek şekilde bir durum varsa yani normal olarak bilinmeyen farklı bir durum varsa onun alınması mümkündür. Kaşların inceltilmesi şeklindeki uygulama ise sizin de zikrettiğiniz gibi caiz değildir. Buna göre yeniden değerlendirin durumu.
Belirttiğiniz yerlerdeki kıllar, sağlık açısından bir zarar oluşturmuyorsa alınabilir, sakal gibi kesilmesi yasak değildir.
Sizi erkek gibi gösteren şekli düzeltmenizde sakınca yoktur. Daha ilerisine gitmeniz caiz olmaz. Allah'a emanet olunuz.
bıyık konusundaki diğer fetvalar
Bıyıkta asıl olan bugünkü ifadelerle iki üç numaraya kadar kısaltılmasıdır. O şekilde kısaltılmadıktan sonra belirttiğiniz şekiller arasında çok fark yoktur. Özellikle kâfirlerin simgesi olmuş bir şekil olmasın yeter, önceliği böyle belirleyiniz. İnşaallah ileride daha sünnete uygun duruma gelir.
Dinimizin insana ait hiçbir şeyi dinin ilgi alanında tutmadığını bilmemiz gerekir. Buna göre de dinin karışmadığı bir alan gibi ne tüy ne sakal hiçbir şey yoktur. İnsan vücudundaki kıl, tüy, bıyık ve sakal dinin kurallarına dâhil konulardandır. Böyle geniş bir perspektifle bakmaya çalışınca şu özeti yapabiliriz: İnsanın bedenindeki tüyleri (saç, sakal, bıyık, kıl vs.) temiz ve bakımlı tutması, sağlığı ile ilgili bir konu olarak görüp ilgilenmesi İslam edebi ile alakalı kabul edilmiştir. Aynı zamanda da fıtratın korunması çizgileri içerisinde kalmaktadır. Baştaki saçın tıraşı konusunda hac ibadeti ile alakalı olarak sıfıra vurulması konusunda teşvik vardır. Bu hükmün dışında erkeğin saçı ile alakalı hüküm tek şekilli bir hüküm değildir. Bu da şu demektir: Kâfirlere ait bir sembolü taklit etmek, sağlıkla alakalı bir sorun oluşturmamak, ibadete (mesela gusle veya abdeste) engel bir durum oluşturmamak kaydıyla erkek saçını dilediği gibi bırakabilir. Sıfıra vurdurur, uzatır, düzeltir. Bu konuda birilerine benzememeye itina göstermek önemlidir. Kadınların saçları ile alakalı ise durum farklıdır. Kadının saçı onun ziyneti kabul edilmiştir. Kadın saçını kısaltabilir ama erkek gibi kökten kestiremez. Erkeklere benzemesi ve yabancı kültürleri taklit etmesi inceliğine dikkat edecektir. Erkeğin saçının (çocuklar da dâhil olmak üzere) bir bölümünün alınıp gerisinin bırakılması veya saç üzerinden şekiller yapılarak (mesela başın ortası sıfıra vurdurulup gerisi saçlı olacak) bir düzen yapılması da hadislerle yasaklanmıştır. Saça saç monte edilmesi de yasaktır. Tıbben gerekli bir tedavi dışında böyle bir uygulama caiz görülmez. Kaşlar başta olmak üzere yüzdeki kılların yolunması ile alakalı da şu kural vardır: Özellikle kaşların yaratılış şeklini değiştirip yeni bir tip oluşturacak uygulamalar caiz değildir. Göz kapaklarına temas eden, görmeyi engelleyen veya normal kaş yapısının dışına taşan kaşlara müdahale edilebilir. Bayanların yüzlerindeki tüyleri bir yolla almaları caizdir. Saç veya sakalın boyanması meselesinde ise genel olarak sakınca olmadığı söylenebilir. Özellikle siyah boya ile boyanması hususunda ise bazı âlimlerin en azından kerih gördüklerini bilmeliyiz. Bıyıklara müdahale edilmelidir. Tamamen salınmış bir bıyık şekli sünnete aykırı görülmüştür. Kısaltmak ile hafif bıyıklı olma arasında örfe ve çevre şartlarına itibar edilebilir. Sakalın kesilmesi konusunda hafi hüküm tahrimen mekruh olacağıdır. Bu da caiz olmamak anlamına gelir. Genel hüküm ise haram olmasıdır. Şu kadar ki, bu konudaki haram ifadesi bir zina ve alkol konusundaki haram ifadesi gibi değildir. Yaşanan toplumun şartlarını aşamamak gibi bir gerekçenin sakalsız olmaya ruhsat olabileceğini söyleyenlerin inşaallah yanılmamış olacağını umarız. Ama hedef Müslüman erkeğin sakallı olmasıdır. Sakala da kesinlikle bakım yapılmalıdır. Bedendeki diğer tüylerin (göğüslerde, bacaklarda, kollarda…) alınması konusunda haram düzeyinde bir yasak yoktur. Konu sağlıkla alakalı görülmelidir. Zaten sorunlu alınması gerekenler (koltuk altları ve etek tüyleri) alınacaktır. Gerisinde de sağlık kurallarına dikkat edilmelidir. Bedendeki tüylerin tamamına müdahale herhangi bir yöntemle yapılabilir. Yeter ki kullanılan yöntem insan sağlığı açısından uzun vadede bile olsa zararlı olmasın.
Allah mübarek etsin, sizi Peygamber efendimiz aleyhisselamın şefaatine nail olanlardan kılsın. Sakala tıraş bıçağı değdirilmediğinde biiznillah harama girmekten kurtulmuş olursunuz. Bir kabza yani kişinin sakalını avuçladığında avucunun içinde kalan kısmı kadar olması tam sünnet olandır. Yanlardan alınabilir. Mevcut toplum yapımızda ve oluşturulan algılara dikkat edildiğinde sakalı kenarları, yanakları ve uzunluğu özenle düzeltilmiş olarak sürdürmek daha isabetli olur diye düşünüyoruz. Allah mübarek kılsın.
Hadisi şeriflerde özellikle bıyıkların kısa tutulması emredilmektedir. Bu manada bıyıkların büyütülmesi mekruhtur. Yabancı bir kavmin din içerikli kültürüne benzeme anlamında olursa haram da olabilir.
Selamünaleyküm. Kadında bıyık fıtrî değildir yani yaratılışında esasen yoktur dolayısıyla bitmesi hâlinde alınabilir, bir sakıncası olmaz.