İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kemal Özer’in ‘Deccal Tabakta’ adlı kitabını okudum. Endişelerim bundan sonra daha da arttı. Hazır içeceklerin ve hazır tatlandırıcı bulunan gıdaların (çikolata, bisküvi gibi) tüketilmesi, alınması caiz/helal midir? Bu hazır gıdaları alarak, GDO’lu olarak üretilmiş olabilir diye, üretilen tarım ürünlerinden sağlanan katkı maddelerini (soya lesitini gibi) içinde barındıran gıdaları tüketme konusunda çok arada kaldım. Ne yapmayı tavsiye edersiniz?

Cevap

Evet, gıda konusunda tam anlamıyla bir fırtınanın içindeyiz. Hem de bu fırtına bir kum fırtınasıdır. O kitaptaki bilgiler ürkütücüdür. Yalnız şu iki gerçeği unutamayız. Birincisi: Ortada umumi bir afet vardır. Alternatifini getiremediğimiz şeyleri ulu orta imha kararı veremeyiz. İkincisi: Bu iddialar kamuya mal olmuş kesin bilgiler olmaktan bir nebze uzaktır. Bir ilim adamının gayretleri olarak durmaktadır şu anda. Buna göre de dikkatli oluruz, ulu orta karar vermeyiz ama kendimizi de salmayız. Böylesi daha iyi olur. Allah yardımcımız olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konumda şunu bilmelisiniz: Siyasetten ziraata kadar tam bir şeytan kuşatması altındayız. Hangi noktada ayağımıza basılıyorsa sadece orada acı hissediyoruz. En büyük sorun da burada zaten. Yalnız bir noktaya kilitlenip kalınca maazallah insanın aklı bile oynayabilir. Biraz daha itidalli ve gıda gündemini; - Helal, - Mekruh, - Riskli, - Tehlikeli, - Çok tehlikeli, - Haram! Şeklinde sıralamalıyız. Aksi takdirde kendi kendimizi yer bitiririz maazallah. Şeytan da bir taşla iki kuş vurmuş olur. Bu konuda internette dolaşan bilgilere itimat edemeyiz. Uzman olmayanların görüşlerine uyduğumuzda psikiyatrik vakalara alet olabiliriz. Bir başka ifadeyle dinimizin geniş bıraktığı alanı daraltmanın da anlamı yoktur. Bilhassa bazı hanım kardeşlerimizin esasen gerekli olan bu gıda titizliğini, varsa yoksa hayatın tek gündemi gibi tuttuklarını izleyebiliyoruz. Daha dengeli olmak şarttır. Allah yardımcımız olsun.

Hocam hazır baklava yufkalarında insan saçı olduğunu duymuştum. Araştırdığımda i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Gıda sıkıtımızı dillendiren yazınızın size şefaate vesile olmasını dilerim Allah'tan. Bu, olsa olsa imandan kaynaklanan bir endişedir. Öyledir de biiznillah. Ancak ortada bir hakikat var. O hakikat şudur: H.Kamil Bey, çok güzel konuşuyor da, konuştuğunun pratiği ancak mezarda olabilecek kadar sıkıntılı konuları konuşuyor. Onu destekleyen güçlü isimler bulunmuyor, herkes 'iyi iyi diyorsun da!' diyerek cevap vermeye kalkışıyor. Öyle normal bir sorunla karşı karşıya değiliz biz. Gıda sorunumuzun en önemli boyutu, insanların bu durumu bildikleri hâlde sessiz kalmayı, hatta tüketmeye devam etmeyi tercih ediyor olmalarıdır. Fıkıh diliyle buna BELVAYI UMUMİ denmektedir. Yani içinden çıkmamız mümkün olmayan sıkıntı demektir. Mesela çikolatanın her çeşidinde jelâtin vardır. O olmadan üretilmesi zordur. Burada jelâtin yerine hangi jelâtin dememiz gerekmektedir. Evet, sıkıntımız vardır ve büyüktür ama bu sıkıntıyı evham düzeyine getirip asıl yapmamız gereken işlerden de geri kalamayız. Bunun için: A- Gıda konusunu imanımızla, mümin kimliğimizle alakalı bir konu olarak bilmeye mecburuz. Evimizdeki tutumuzdan, çocuklarımızı eğitmemizden bu anlaşılmalıdır. Gıda konusu sıradan bir konu değildir. Midelerimize girenlerin hesabını vereceğimizi ve midemize girenin ibadetimizi bile etkileyeceğini bileceğiz, planımız ve yaşantımız buna göre olacak. Bu birinci merhaledir. B- Ne kadar becerebilirsek o kadar seçici olacağız. Market seçeceğiz, firma seçeceğiz, misafirlik seçeceğiz. Seçmesini bilmeyen kullanılmaktadır. Bu da ikinci merhaledir. C- En iyisini yapmayı ister ve gayret eder olduktan sonra en iyiyi beceremez de bir altta ya da daha düşük bir seviyede kalırsak, bu durumda Rabbimizin engin rahmetine sığınır, O'nun affını dileriz. Mümin, yapamadıklarından sorumlu olmaz. Yapmaya muktedir olduğu hâlde yapmadıkları mümin için azap sebebidir. Gıda da durum böyledir. Ekmeğimizden suyumuza kadar ne tabii bir şey kalmıştır ne de helal! Tam anlamıyla kuşatılmış durumdayız. Bu kuşatılma da bizzat kendi elimizle oluşturduğumuz bir kuşatılmadır. Adeta ipimizi kendimiz çekiyoruz. Bu da üçüncü merhaledir. D- İfrat yani bir işi abartmak hiçbir zaman doğru değildir. Tespih gibi tekrar edilmeye başlanan bir şeye dönüştürmeyelim bu mücadelemizi. Sabırla ve sebatla yürümek zorundayız. Şeytan heyecanımızı ayağımıza bağ yapabilir. İstişare etmeye devam edelim. Çevremizi bu anlayışta olanlardan oluşturalım. Sürekli inceleyelim ama ne uçuk kaçık bir hâl alalım ne de ürküp kaçalım,bu ikisinin ortasında bir yol bulmalıyız. Bu da dördüncü merhaledir. Allah'tan midelerimizi temiz tutmada bize yardım etmesini dileriz. Size de dualar ederiz, dualarınızı bekleriz.

Selamünaleyküm. Hocam benim size sorum artık içinden çıkamaz olduğum hazır gıda
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Okumak ve yazmak mü'minler olarak bize ait iki kavramdır. Okur ve yazar bir ümmetiz. Öyle idik, inşaallah da öyle olmaya devam edeceğiz. Mevcut okuyamaz/yazamaz durumumuz ilk örnek neslimize uygun bir durum değildir. Bunu birinci kural olarak kaydetmeliyim. İkinci olarak da şunu söylememiz gerekir: Okumak, herkes için meslek olabilecek nitelikte geliştirilebilir değildir. Herkes okuyabilir, okumalıdır da ancak okumayı bir zevk hâline getirebilmek bir kabiliyettir. O kabiliyet herkes için söz konusu olamaz. Olmasını beklemek de doğru değildir zaten. Normal bir hayat için gereken kadar okuma ve yazma becerisi için adeta farz olan okuma ve yazma diyebiliriz. Daha ilerisi için ise Allah kime kabiliyet verdi ise o, okuma ve yazmayı geliştirecektir. Bilhassa yazma için bu tespit çok önemlidir. Üçüncü olarak da şu tespiti yapabiliriz: Okumanın ilaç gibi günlük etkisi olmaz. Okumak, gıda gibidir. Bugünkü kilonuz ve kaslarınızda yirmi yıl önce yediğiniz bir çikolatayı arasanız bulamazsınız ama büyük ihtimalle o çikolata kaslarınızda, kemiklerinizde bir yerdedir. Size katkısını gözle göremezsiniz ama vardır. Bir çikolata gibi, bir sayfa yazı da birikimimizin bir yerinde durur biz onu göremeyebiliriz, görmemiz de gerekmez. Doğal okuma yöntemleri ile okumaya devam ederiz, okuruz, anlamaya çalışırız. Neticede ise kaderimizde yazılan kabiliyetimiz gelişecek veya başka bir yöne kayacağız. Yazmada ise durum biraz daha farklıdır. Yazmada şöyle kabul edebilirsiniz: Ya doğuştan yazma kabiliyetiniz olacak ve yazdıkça yazacaksınız ya da yazabilecek kadar okuyacaksınız. Okuyarak yazmayı geliştirmek ise yüz kazanıp bir harcamaya benzer. Yani yüz sayfa okuyan bir sayfa yazabilir. Her ikisinde de yine kabiliyet devrede olacaktır. Okumak veya yazmak asıl gaye değildir neticede. Gaye kullukta muvaffak olmaktır. Onu becerdikten sonra okuma yazma bilmesek ne olur, olduğumuz gibi kalem olsak ne olur! Size dualar ederim, dualarınızı beklerim. Allah'a emanet olun.

Selamünaleyküm hocam. Nasıl okumalı-anlamalı-uygulamalı ve yazmalıyız? Tefsirler
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaşadığımız toplumun bir insan birikimi olduğunu unutmamalıyız. İnsan bu, esfel-i safilin ile ahsen-i takvim arasında iniş çıkışı ile yaşar. O görüntüde herkes kendine göre haklı idi. Herkes yanlış yapmadığını düşünüyordu. Ve herkes bir başkasının yanlış yaptığı kanaatinde idi. Doğru olan nedir, ona karar vermek zordur. Bizim için ders olması gereken nokta şudur: Dünya bizi kendisine çekmekte ve içinde eritmektedir. Bu arada ahiretimizi kaybediyoruz diye endişelenirken görüyoruz ki, insanlığımızı da ne yazık ki kaybediyoruz. Hayatın biz nasıl istiyorsak ve bizim menfaatimiz nasıl gerektiriyorsa öyle olmasını istiyoruz. Aksi olursa feryat ediyoruz. Bunun tek bir nedeni yoktur şüphesiz. Kaybolan sadece dindarlık değildir. Kaybolan birden fazla değerimiz vardır. Lükse çok alıştık, kelepiri istiyoruz. Sabrımız tükenmiş. Tahammülümüz yok. Temenni ederiz, bu yaşananlar topluca bir düşünme zemini oluştursun ve kendimize gelmemize vesile olsun. Böyle giderse belalara gerek kalmadan kendimiz belamızı üretecek ve içinde kaybolacağız maazallah.

Hocam, sizin de bildiğiniz üzere dün akşam büyükşehirlerde sokağa çıkma yasağı g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Şehvete karşı yemekle ilgili tavsiyeler pansuman tedavi niteliğindedir, nihai olarak etki edici değildir. Evlenmeyi kesinlikle ihmal edemeyiz. Çevre de önemli bir faktördür. Kiminle nerede oturup kalktığımız önemlidir.

Selamünaleyküm. Yaş itibariyle otuza merdiven dayamış, ufukta evliliğin gözükmed
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sorun çok yerinde, çağımızın hem nefsî hem sosyal bir imtihanına temas ediyorsun. Bu sorunu birkaç başlık halinde cevaplamaya çalışayım. 1. Beslenme, dinin kendisi değil vasıtasıdır. Evet, yediğimiz şeyler hem vücudumuzu hem de ruhumuzu etkiler. Ama din, gıda takıntısı değildir. Kur’an bize “helal ve temiz olanı” yemeyi emreder (Bakara sûresi 168. âyet). Ama bu, şu maddeyi yiyen cennete giremez, bu karbonhidratı tüketen asi olur gibi bir anlayışa asla dönüşmez. Dinimizde haram olan yiyecekler bellidir: domuz, kan, leş, sarhoş eden her şey. Onun dışında şeker, un, gluten gibi şeyler “zaruret yoksa terk edilmesi tavsiye edilebilir” ama “dini bir vecibe hâline getirilemez.” 2. Sağlık için dikkatli olmak güzel, takıntıya dönüştürmek hastalıktır. Evet, bu çağda çok fazla katkı maddesi, GDO, şeker vs. tüketiliyor. Uzmanların dikkat çektiği şeyler boş değil. Ama mesele dengeyle yaşamak meselesidir. Peygamber Efendimiz sallalahü aleyhi vesellem nasıl yaşamış? Aşırıya kaçmamış. Sofrasında israf ve lüks olmamış. Ama bal da yemiş, et de yemiş, hurma da yemiş. Arada tatlı da ikram etmiş, hepsini helal ölçülerle ve ölçülü yaşamış. Bugün bazı kimseler, gıdayı âdeta dinleştiriyor. “Sıfır glütensiz yaşamak farzdır” der gibi konuşuyor. Bu bâtıl bir anlayıştır. Din, Allah’ın dinidir. Sağlıklı yaşam tavsiyesini İslam’ın yerine geçiremezsin. 3. Müslümana düşen nedir? Helal ve tayyib (temiz) gıdayı tercih etmek. Vücuda zararlı olanı olabildiğince azaltmak, ama haramlaştırmamak. İsraf etmemek. İmkânı ölçüsünde organik, doğal, katkısız ürünler bulmaya çalışmak. Bunu başkalarına da dayatmadan, kibirlenmeden yapmak. 4. Pratik hayatta nasıl yaşamalı? Elinden geldiğince temiz gıda yemeye çalış. Evde pişirmeye ağırlık ver, dışarıda yediklerini azalt. Beyaz şeker ve un gibi şeyleri azalt ama haramlaştırma. “Yediğim helal mi?” sorusu kalbini kuşatmasın, çünkü vesvese başlar. Bu alanda paylaşım yapanları da filtrele, her söyleyeni alim zannetme. Özetle, dengeli ol, sapma. Az ye, öz ye, şükret. Bu ümmetin şiarı budur. Yani Müslüman ne şeker bağımlısıdır ne de gıdaya farklı kutsallıklar atfedecek şekilde takıntılıdır. Müslüman dengededir. Ağzını olduğu kadar kalbini de beslemeye bakan insandır. Allah senin de gönlünü ferah, sofranı bereketli, hayatını da itidalli eylesin.

Son günlerde beslenmeyle ilgili paylaşımlar yapılıyor; şeker, beyaz un, glüten v

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İman hayatımız, iniş çıkışları olan bir hayattır. Ashabı kiram için bile benzer şeyler olmuştur. Bu durumda bir risk yoktur. Risk, sizin bunu sabitleştirmenizdedir. Hiçbir şey olmamış gibi bir dönem sonra yolunuza devam etmelisiniz. Hastalık hastası olmak başka şey, bir hafta grip olup yatmak başka şeydir. Hasta olabilirsiniz ama hastalık hastası olmanızı kabul edemeyiz. Kalkın ve yolunuza devam edin. Ne türlü olursa olsun namaza devam edin. İmanınızı koruyun. İnişlerin çıkışlarını da görürsünüz biiznillah.

27 yaşında bir erkeğim. İslam ahlak ve fazileti ile yetiştirilmeye çalışmış, İsl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Seni tebrik ederim. Ahirete intikal etmeden ahlak tarafına, helal vadisine yönelmişsin. Mübarek olsun. Şimdi şunu yap: Tevbeni canın bil. Öl, öl, öl ama tevbenden vaz geçme. Şeytanın seni aldatmasına karşı dikkat et. Senin üzerinde maddi hakkı bulunanlara haklarını verebiliyorsan ne güzel. Veremiyorsan da bir yolla onlara ulaştırabilirsin. Mesela mağazaya hissettirmeden o miktarda bir mal bırakabilirsin. Bir yolla ulaştırman yeterli, muhakkak söylemen gerekmez. Dikkat et kendine ve ilerlemeye bak. Hatan kadar güzelliğin olsun şimdi. Daha da fazla olsun. Allah'a emanet olasın.

Allah’a karşı hatalarım için tövbe ettim, ediyorum ama kul haklarında zorlanıyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İşi bırakma yerine bayanlara mahsus çalışmasını söyleyin. Daha iyisini yapmış olursunuz. Bu arada da üslubunuz aile ortamınıza zarar vermeyecek bir üslup olsun, buna dikkat edin.

Benim eşim fizyoterapist olarak görev yapıyor. Çoğunlukla bayan hastalara tedavi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insan sahibi olmadığı bir malın zekâtını vermez.

Annemin anne ve babası vefat etti. Onlardan kalan mallara ise kardeşleri bakıyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ashabı kiramın bilmediği bir kitaptır o. Onların bilmediği ve bilmek istemeyecekleri bir şeyden bize hayır yoktur.

Kenzül Havas adlı kitapla ilgili bilgi verebilir misiniz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Issız bir yerde beraber aynı arabada kalırsanız bu bir halvet olur, caizlik kalkar. Bayanla ara sıra da olsa bedensel temas olursa yine caizlik kalkar. Bunun haricinde yüz göz olmamak kaydıyla caiz olabilir ama öyle veya böyle kerahet muhakkak vardır.

Hocam ben yurtdışında yaşıyorum ve sürücü eğitmeniyim. Sürücü kursumuzda bay öğr

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.