Fetva Meclisi
Soru
Hediye verildikten sonra hediyenin geri istenmesi durumunda ne yapılmalıdır? Buhari, Müslim ve diğerlerinin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: 'Verdiğinden dönen, kustuğunu yalayan köpek gibidir.' buyurmuştur. (Bkz. Buhari, Hibe, 14/2589) Fukaha, hediyenin teslim edilmiş olması veya olmaması, anne babanın çocuğuna verdiği hediye olması gibi ayrıntılar üzerinde durmuşsa da, hediyeden dönmenin çirkin bir tutum olduğu hadiste açıkça görülmektedir. Yapmamak gerekir.
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir konuda aile içindeki genel anlayış önemlidir. Titiz bir erkek için gayet önemli bir konu olabilir bu. Kadının da bu titizliğe dikkat etmesi gerekir. Evet, bir kadın eşinden izinsiz, eşinin malı olan beş kilo şekeri hediye edemez. Erkek de aynı şekilde eşinin olan bir şeyi istediği gibi tüketemez, veremez. Bunun ideal olanı ise erkeğin böyle bir ayrıntıya takılmaması, kadının da sorma nezaketini ihmal etmemesidir. Bunun tartışıldığı bir aile kıvılcım bekleyen ormana dönebilir aman dikkat ediniz. Unutun bunu gitsin.
Dinimize göre hediyeleşmek mendub bir iştir yani hoş görülmüş ve teşvik edilmiştir. Hediyeleşmenin ana gayesi de insanlar arasındaki muhabbet ve sosyal ilişkilerin güçlenmesi olmalıdır. Hediyeleşmeye mahsus hükümler de vardır. Hediyeleşmek bir veren bir de alanın bulunması ile mümkündür. Kendisine hediye verilen verileni almadıkça hediye gerçekleşmez. Çağdaş teslim yöntemleri ile de hediyeleşme gerçekleşebilir. İnsan kendisine ait olanı hediye edebilir. Başkasının malından veya kamu malından hediye verilemez. Hediyenin de dinen mal kabul edilebilir bir şey olması gerekir. Borçlu alacaklıya hediye veremez, aksi olabilir yani alacaklı borçluya hediye verebilir. Baba ve annenin çocuklarına vereceği hediyelerde adaleti gözetmesi gerekir. Müslüman kâfire kâfir Müslüman’a dinen sakıncalı olmayan bir nesne olmak kaydı ile hediye verebilir. Kâfirlerin dini bayram ve günlerinde onlara hediye vermek veya o güne mahsus hediyelerini kabul etmek caiz değildir. Ancak onlardan gelecek bir hediye de din ve itikatlarına teşvik nitelikle bir durum oluşmuyorsa hediyeleri alınabilir. Nişanlılar arasındaki hediyeler ayrılma durumunda geri istenebilir. Tüketilen bir şey ise o istenmez. Eşlerin birbirlerine verdikleri hediyelerde daha sonra geri almak yoktur. Belli bir imza yetkisi taşıyan memur ve yöneticilerin makamlarında bulundukları sürece hediye alması genel olarak sakıncalı görülmüştür.
Ben şahsen modern tıbbın dışındaki yöntemleri referans olarak kabul etmiyorum. İnsanların zafiyetlerini sömürmek olarak karşımızda duran bu uygulamalardan uzak kalınması gerektiği kanaatindeyim. Ticarete insan ve din kurban edilebiliyor, önümüze çıkan manzaranın özeti budur.
Yanlış ve yersiz düşünüyorsunuz. Babanız bir hibe vermiyor ki diğer çocuklarına da vermek durumunda olsun. Babanızın yaptığına fıkıhta CUALE denir yani ödülle teşvik yapmaktadır. Hafız olan hediyeyi hak etmiştir, ona araba değil uzay aracı bile azdır, mübarek olsun. Siz neden, onun yaptığını yapmaya yeltenmiyorsunuz da aldığını almaya yelteniyorsunuz?
Âlimler babanın çocuğuna verdiği hediyeyi sonra geri istemesi dışında bir hediye/hibe/bağış verenin, verdiği teslim alındıktan sonra onu geri istemenin caiz olmadığını söylemiştir. Bu caiz olmama durumuna eşler de dâhildir. Yani eşlerden biri, verdiği bir hediyeyi daha sonra geri isteme hakkına sahip olmaz.
Karşılıklı olarak hediyeleşmek insanlar arasında sevgi ve saygının oluşmasına katkı sağlar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), “Hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın.” (Muvatta’, Hüsnü’l-huluk, 16) buyurmuştur. Ancak yetkili makamlarda bulunan kişilerin, bu göreve gelmeden önce aralarında hediyeleşme âdeti olmayan kişilerden her ne ad altında olursa olsun; hediye ve bağış kabul etmeleri caiz değildir. Zira bu durum, rüşvet olarak değerlendirilebilir. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/103; Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/86) Hz. Peygamber (s.a.s.), idari makamlarda bulunanlara verilen hediyelerle ilgili olarak; “Yetkililerin aldığı hediyeler, ganimetten aşırmak (kamu malını zimmetine geçirmek) gibidir.” (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/233 [20474]) buyurmuştur. Yine Resûlullah (s.a.s.), zekât toplamakla görevlendirdiği memurunun hediye aldığını işittiğinde; “Benim gönderdiğim bir görevliye ne oluyor ki: ‘Bu zekât malıdır; bu da bana hediye edilmiştir.’ demektedir! Bu kişi babasının (yahut anasının) evinde oturup kalsa, acaba kendisine hediye verilir miydi? Allah’a yemin ederim ki, sizden biriniz o zekât malından bir şey alırsa kıyamet gününe o malı boynunda taşıyarak gelecektir.” (Müslim, İmâre, 26 [1832]; bk. Buhârî, Eymân, 3 [6636]) buyurarak, kişinin yetkili bir makamda bulunmasından dolayı hediye almasının caiz olmadığını ifade etmiştir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu ayeti kerime, zina eden birinin ahlâki seviyesinin ancak kendisi gibi ya da müşrik biriyle evlenebileceğini beyan etmektedir. Ama zina eden bir erkek veya kadının, tevbe ettikten sonra iffetli biri ile evlenmesinde fıkhen bir sakınca yoktur.
Mağlup olanın ikramda bulunacağı veya belli bir nesneyi taahhüt ettiği oyun kumara benzemektedir. Kumar ise haramdır. Sizin niyetinizin arkadaşlık veya eğlence olması, ortadaki kumar benzeşmesini kaldırmaz. Uzak durmanız gerekir. Şeytanın helâke düşürecek yola itmesi için uzun bir süreç lazım değildir ona. Bunu idrak etmiş olalım.
Tabii haliniz, jiletle vereceğiniz şekilden daha güzeldir. Erkek tabiatında olmayan bir şekil değilse yüzünüzdeki şekil onu değiştirmeyin. Olduğu gibi kalsın.
Evlenmenin caiz olmasının şartları arasında kadının tesettürlü olması şartı yoktur. Ama akıl ve mantık tesettürsüzden uzak durmayı emretmez mi?
Bir namaz kaçıran, diğer namaz vakti girdiğinde eğer daha önce üzerinde kaza namazı olan biri değilse önce kaçırdığı namazı kılarak başlar. Kaza namazları bulunan biri ise vaktin gerektirdiği duruma göre hareket edebilir.
Tilavet secdesini mümkün olan ilk vakitte yapmak gerekir. Ancak gecikmekle de sorumluluk kalkmaz. Kural olarak hemen, hemen olmazsa ilk fırsatta şeklinde zikredebiliriz.