Fetva Meclisi
Soru
Halı sahada baklavasına maç yapmak; bir iki arkadaşla ortamdaki bir çok insanın yemesi için çikolatasına veya bisküvisine masa tenisi oynamak caiz midir? Bu maç sonunda alınan yiyecekleri yemek haram mıdır? Mağlup olanın ikramda bulunacağı veya belli bir nesneyi taahhüt ettiği oyun kumara benzemektedir. Kumar ise haramdır. Sizin niyetinizin arkadaşlık veya eğlence olması, ortadaki kumar benzeşmesini kaldırmaz. Uzak durmanız gerekir. Şeytanın helâke düşürecek yola itmesi için uzun bir süreç lazım değildir ona. Bunu idrak etmiş olalım.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir ticaret yapma var. Bir de helal olmayan şeyi ticaret yapma var. Size yapılan bir ikram helal bir şeyse onu yersiniz. Onu helal olmayan bir yolla satın almış ise size ikram eden bu onun yöntem sorunudur. Siz yiyebilirsiniz.
Başkalarının kumar olarak oynadığı bir nesneyi bizim basit bir oyun/eğlence gibi görüp kabul etmemiz ne kadar yakışa kalır? Evet, belirttiğiniz şekliyle KUMAR değildir ama siz uzak durun. Şeytan bugün basit bir eğlence olarak başlatır ama yarın neyi nereye getirir bilemezsiniz. Allah yardımcımız olsun.
Kumar olan her şey kumar olduğu için kesin haramdır. Kumara benzeyen, kumarı çağrıştıran, kumara yol açan da ona kaymaya neden olduğu için haramdır. Allah'a emanet olunuz
Yemek israf olsa da siz imanınızın size yasakladığı bir işi yapandan gelen ikramı yemeyin. Aksi takdirde şeytan sizi eritecek bir menfez bulmuş olur maazallah.
Selamünaleyküm. Yenilenin yenene para vermesi şeklindeki bir oyun kumardır. Kumar da haramdır. Az veya çok olması ise bu haramlığı değiştirmez.
Haklısınız, haramlar helalleri kuşatmış durumdadır. Kimin nasıl kazandığı ve ne yediği bilinmez olmuştur. Daha da vahimi artık helal kazanmak neredeyse mümkün değil diye inanılır olmuştur. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Size bu hususta şunları tavsiye edebiliriz: Biz ve çocuklarımız açısından daha korumalı ve daha takvaya yakın olanı tercih etmeyi ilke edineceğiz. Zamana ve ortama kapılmamayı prensip edineceğiz. Yine de bunun bir imtihan olduğunu, istememekle haramdan yüzde yüz kaçınamayabileceğimizi de bilecek ve buna göre planlamalarımız olacak. Çocuklarımızın haram/helal idrakinin zayıf kalmasına karşı tedbirli olacağız. Yine de kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir sonucun oluşmaması için denge siyasetini ihmal edemeyiz. Neticede biz bir toplumun parçasıyız ve gidebileceğimiz bir yer de yoktur. Bu toplumun içinde dinimizden taviz vermeden yaşayacağız. Kışa rağmen üşütmeden yaşamaya çalışmak gibi bir durumdur bu. Kazancında helallik sorunu bulunanlardan uzak kalmak isabetli olandır ancak özellikle Hanefi fukahasının bu husustaki çizgisinin KAZANCININ BÜTÜNÜ HARAM OLANLA, KAZANCINDA HARAM OLANIN AYNI TUTULMAYACAĞI ilkesi önemlidir. Yüzde yüz haram kazanıp yiyen birine mesafe koyacağız. Onun yemeğini yemeyecek, hediyesini almayacağız. Kazancına haram karışan için ise şu kural geçerlidir: Kazanılma yöntemi itibariyle haram olan bir şey kazanan için direkt haramdır ama ikinci kişi için o şekilde haram değildir. Örneklendirecek olursak, domuz her türlü herkese haramdır ama hileli bir ticaretten para kazananın kazandığı kendisine haram ikinci kişilere mesela misafirlerine haram değildir. Böyle bir planlama ile kendimizi korumaya devam edelim. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Tabii haliniz, jiletle vereceğiniz şekilden daha güzeldir. Erkek tabiatında olmayan bir şekil değilse yüzünüzdeki şekil onu değiştirmeyin. Olduğu gibi kalsın.
Buhari, Müslim ve diğerlerinin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: 'Verdiğinden dönen, kustuğunu yalayan köpek gibidir.' buyurmuştur. (Bkz. Buhari, Hibe, 14/2589) Fukaha, hediyenin teslim edilmiş olması veya olmaması, anne babanın çocuğuna verdiği hediye olması gibi ayrıntılar üzerinde durmuşsa da, hediyeden dönmenin çirkin bir tutum olduğu hadiste açıkça görülmektedir. Yapmamak gerekir.
Bu ayeti kerime, zina eden birinin ahlâki seviyesinin ancak kendisi gibi ya da müşrik biriyle evlenebileceğini beyan etmektedir. Ama zina eden bir erkek veya kadının, tevbe ettikten sonra iffetli biri ile evlenmesinde fıkhen bir sakınca yoktur.
Bir namaz kaçıran, diğer namaz vakti girdiğinde eğer daha önce üzerinde kaza namazı olan biri değilse önce kaçırdığı namazı kılarak başlar. Kaza namazları bulunan biri ise vaktin gerektirdiği duruma göre hareket edebilir.
Evlenmenin caiz olmasının şartları arasında kadının tesettürlü olması şartı yoktur. Ama akıl ve mantık tesettürsüzden uzak durmayı emretmez mi?
Tilavet secdesini mümkün olan ilk vakitte yapmak gerekir. Ancak gecikmekle de sorumluluk kalkmaz. Kural olarak hemen, hemen olmazsa ilk fırsatta şeklinde zikredebiliriz.