Fetva Meclisi
Soru
Hocam çocuk emzirdiği için oruç tutmama ruhsatı tüm annelere var mıdır yoksa kişiye göre değişir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Hamile bir bayanın oruç tutmaması, orucunu kazaya bırakması demektir. Bunun dinen bir sakıncası yoktur. Ancak şöyle bir durum vardır: Oruç bırakmaya ruhsat veren şey, hamilelik değildir. Hamileliğin vereceği yük ve ağırlıktan ötürü zorluk çekmedir ruhsat nedeni. Eğer bu zorluk sizin için varsa çok rahat orucunuzu erteleyebilirsiniz. Doğumunuz berekete vesile olsun.
Hayır, böyle bir GENEL HÜKÜM yoktur. Doktorun uyarısı veya tecrübesi ile hamile veya emziren kadın sağlık sorunu yaşıyorsa onun için böyle bir ruhsat vardır. Öyle biri orucunu yiyip daha sonra tutamadığı günler sayısı kadar kaza eder sadece.
Selamünaleyküm. Kendisini güçsüz hissedecekse ya da sütü gelmeyecekse kazaya bırakmasında sakınca yoktur.
Hamilenin orucunu yasaklayan veya ısrarla emreden bir bilgi yoktur. Hamileye sıkıştığında İZİN VARDIR. Siz orucunuzu tutun. Baş dönmesi, kusma, halsiz kalma gibi durumlar olursa bozarsınız. Daha sonra o bozduğunuz orucu kaza edersiniz. Allah size afiyetler versin.
Oruç, beden sağlığına zarar verecekse veya bebeğin beslenmesi olumsuz etkilenecekse, oruç tutulmaz. Daha sonra kaza edilir. Ancak bu hükmü kendi kendine değil Müslüman, ehil ve güvenilir bir doktor görüşüne dayandırmak gerekir. Yani, seni ve bebeğini muayene eden dindar bir doktor, “Oruç seni ve çocuğunu olumsuz etkiler” derse, bu senin için şer‘î bir ruhsat oluşturur ve Ramazan’da oruç tutmaman dinen caiz olur. Daha sonra sağlığın elverdiğinde kaza edersin. Bu durumda kefaret değil sadece kaza gerekir. Allah sana ferahlık, bebeğine afiyet, ailenize sabır ve dirayet nasip eylesin.
Bu oruç tutmayıp kazaya bırakmaya sebep olabilecek bir durumdur. Orucunu açabilir ve sonradan kaza eder.
anne konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir tartışmanın ne insancıl ne de dini bir yönü olabilir. Bu tartışma, anne babaların misafirliğinden çok eşler arasındaki fitnenin kıvılcımlarını gösterir ya da eşlerden birinin insanlık ağırlığını.
Sorunuzu bir sigorta müfettişine danıştım, hukuken bunun nasıl görüldüğünü sordum. Bana yazdığı cevaba göre de bu yapılan iş caiz görülmemektedir. Müfettişin cevabını size iletiyorum: "...Uygulamada bu husus “sahte sigortalılık” olarak adlandırılmakta olup mevcut yasalara aykırıdır. Uygulama ile kişinin bir iş yerinde fiilen çalışmamasına rağmen o iş yerinde fiilen çalışıyormuş gibi sigorta bildirimi yapılmaktadır. Bazı teşviklerden yararlanma, emekliliğe hak kazanma, kamu görevlilerinin eş tayini hakkından yararlanma ve benzeri amaçlarla uygulamaya başvurulmaktadır. Kadın işçilere kurum tarafından geçici iş göremezlik ödeneği adı altında analık yardımı yapılmaktadır. Bu yardımdan faydalanmak isteyenler genellikle doğuma yakın zamanda kendisini bir iş yerinde sigortalı olarak göstermekte ve analık yardımından yersiz olarak yararlanmaktadır. Fiilen çalışmayıp emekli olmak isteyenler yönünden “isteğe bağlı sigortalılık” yasada düzenlenmiştir. Bu yolla kişi genel sağlık sigortası ve uzun vadeli sigorta kollarına (malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası) tabi olmaktadır. Bu sayede sağlık hizmetlerinden faydalanma ve şartlar sağlandığında (prim+süre) emekliliğe hak kazanma mümkündür. Ancak bu uygulamada kişi kısa vadeli sigorta kolları (iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık) olarak tanımlanan haklardan faydalanamaz. Dolayısıyla analık yardımı alması da mümkün olmaz. Sahte sigortalılığın tespit edilmesi durumunda kişi adına bu dönemde yapılan sigorta bildirimlerinin iptali yanında, sigortalı olduğu dönemde yararlandığı tüm ödemeler (hastane masrafları, ilaç bedelleri vb.) geri alınmaktadır. Bu kişilerin emekli olması halinde de emeklilikleri iptal edilerek ödenen tüm emekli maaşları geri alınmaktadır. Ayrıca iş yeri hakkında her ay için ayrı ayrı idari para cezası uygulanmakta; nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmaktadır."
Bu soruda anne babanın çocuğu üzerindeki hakkı ve çocuğun itaatini genel olarak sormuyor olmalısınız. Zira onların hakları konuşulamayacak bir haktır. Allah’ın hakkını yok saymak veya çocuğuna açık bir zulüm yapmak gibi bir aşırılık olmadıkça onlara itaat mecburidir. Eğer anne baba veya biri çocuğunun evliliğine dinen haklı bir gerekçeye dayanarak engel getiriyorlarsa çocuk itaat etmek zorundadır. Mesela kaldıramayacağı veya yaşadığı örfe göre başına bela olacak bir evlilik peşinde ise böyle bir durumda anne babanın engellemesi esasen çocuk lehinedir, çocuk da buna itaat etmelidir. Normal bir evliliği basit sebepler veya keyfi nedenlerle engelliyorlarsa çocuğun itaat etmesi farz olmaz. Yine de çocuğun bereket kapısını kapatmamaya özen göstermesi evla olandır.
Oruç tutmayı deneyin. Oruçlu iken sizde takat düşmesi, baş dönmesi, sütünüzün gitmesi gibi durumlar olursa oruç tutmazsınız. Tutamadıklarınızı da daha sonra kaza edersiniz. Bu nedenle orucun fidyesini vermek yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Allah annenize rahmet etsin, mağfiret buyursun onu. Rüyalarımıza moral ve destek dışında bir anlam yüklememiz doğru olmaz. Siz de bunu daha fazla abartmayın. Anneniz için dualar edin, Kur’an okuyun. Rüyanızı hayra yorumlayın.
Sözünü ettiğiniz düğünde alkol kullanılacaksa mesela elbette gitmeyin. Haramlarla bir arada bulunamayız. Düğün günü öncesinde gidip hediyenizi verin, güzellikler dileyin ve görevinizi yapmış olun. Bu konuda asla tartışmaya girmeyin, sert cevaplar vermeyin.