Fetva Meclisi
Soru
Hocam anne ve babanın çocuğunun evlenmesine engel koymasının sınırları var mıdır? Yoksa onlar anne babadır diye evlenmeye getirdikleri her engel geçerli mi olacaktır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu soruda gerginlik var. Elbette öyle olmayacak. Dinimiz anne babaya itaat etmeyi emretmiştir ama onlara sınırsız bir alan getirmemiştir. En büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkını (emir veya yasaklarını yok kabul etme anlamında) geçtiklerinde onlara itaat yoktur. Aynı şekilde çocuklarının insan olma vasfını yok kabul edecek düzeyde bir zulme de annelik babalık hakkı olarak sebep olamazlar. Allah’ın farzlarından biri veya haramlarından biri onların isteği ile ters düşüyorsa istekleri yerine getirilmez. Bu da onlarla sürtüşmeden yapılır. Onların isteği farz ve vacip olmayan işlerden birinin ihmal edilme nedeni oluyorsa onların isteği öne geçirilir. İstekleri çocuğun aç kalması, çocuklarını aç bırakması, insanların arasında sefil kalması gibi kaldırılamaz ve mantıksız işleri yansıtıyorsa ona da itaat edilmez ama bu itaat etmeme nezaketle dillendirilir.
Anne veya babaların çocuklarına boşanmayı emretmeleri zulümdür, böyle bir hakları yoktur. Çocuklarına tavsiye ve öğütte bulunmaları doğru olandır. Böyle bir durum vaki olduğunda ise çocuğun yükü kendisine çekerek eşine zulmetmekten sakınması gerekir. Gerçekten boşanmayı gerektirecek bir durum varsa mesele yok, zaten boşanmaları normal duruma gelmiş olur. Acele etmeden, istişareler yaparak karar vermesi münasip düşer. Kesinlikle de ebeveyninin gazabını çekecek söz ve davranışlarda bulunmayacak. Bu bir imtihandır. Hayatın belki de en ağır imtihanlarından biridir bu. Kazanmaya mecburuz. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Evlenmesi zorunlu hâle gelen bir erkeğin anne babası kendisine engel çıkarıyorsa itaat etmesi gerekmez. Yeter ki çocuksu bir tutum içinde olmadığından emin olsun, gerekli istişareleri yapmış olsun. Fakat sakın gizli bir yola tevessül etmeyin.
Babanın veya başka birinin bir erkek ya da kızı istemediği biri ile evlendirmekte zorlama hakkı yoktur. Evlilik rıza ile yürür. En baştan istenmeyen bir evlilik muhabbeti olmayan bir evlilik olabilir. Babanın buna hakkı yoktur. Siz, bu hususta babanızı üzmeden nezaketle itiraz edebilirsiniz. Sadece bu nedenle vebale girmezsiniz.
Anne baba her şeyde haklıdır diye bir kural yoktur. Anne veya baba da zalim olabilir ama her şeye yüzeysel bakılabilen bu dünyada tam bir adalet beklenemez. Bilhassa insanın anne babasına karşı bir hukuk zaferi kazanması suya yazı yazmak gibi zor alabilir. Bunun için de deriz ki evladın hakkını ancak Allah Teâlâ alır kıyamet günüde. Dünyada da anneye babaya ceza verebilir elbette ama kimin neyi ceza olarak gördüğünü biz kesin olarak bilemeyiz.
Selamünaleyküm. Baba veli olarak kızının evlendirilmesinde birinci derecede yetkilidir. Makul bir neden olmadıkça kızını men etme hakkına sahiptir. Eğer gerekçe makul değilse, o takdirde kız babaya rağmen evlenebilir. Daha önce evlenmiş ya da başka kadından çocuğu var türü bir nedenle kızını evlendirmek istemeyen ya da bu evliliği engelleyen babanın yaptığı bir zulüm değildir. Çünkü yoğun örnekler, bu tür evliliklerin sorunlu olduğunu göstermektedir. Bir babanın bu konuda ihtiyatlı davranması makuldür. Kız babaya itaat etmelidir.
anne konusundaki diğer fetvalar
Sorunuzu bir sigorta müfettişine danıştım, hukuken bunun nasıl görüldüğünü sordum. Bana yazdığı cevaba göre de bu yapılan iş caiz görülmemektedir. Müfettişin cevabını size iletiyorum: "...Uygulamada bu husus “sahte sigortalılık” olarak adlandırılmakta olup mevcut yasalara aykırıdır. Uygulama ile kişinin bir iş yerinde fiilen çalışmamasına rağmen o iş yerinde fiilen çalışıyormuş gibi sigorta bildirimi yapılmaktadır. Bazı teşviklerden yararlanma, emekliliğe hak kazanma, kamu görevlilerinin eş tayini hakkından yararlanma ve benzeri amaçlarla uygulamaya başvurulmaktadır. Kadın işçilere kurum tarafından geçici iş göremezlik ödeneği adı altında analık yardımı yapılmaktadır. Bu yardımdan faydalanmak isteyenler genellikle doğuma yakın zamanda kendisini bir iş yerinde sigortalı olarak göstermekte ve analık yardımından yersiz olarak yararlanmaktadır. Fiilen çalışmayıp emekli olmak isteyenler yönünden “isteğe bağlı sigortalılık” yasada düzenlenmiştir. Bu yolla kişi genel sağlık sigortası ve uzun vadeli sigorta kollarına (malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası) tabi olmaktadır. Bu sayede sağlık hizmetlerinden faydalanma ve şartlar sağlandığında (prim+süre) emekliliğe hak kazanma mümkündür. Ancak bu uygulamada kişi kısa vadeli sigorta kolları (iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık) olarak tanımlanan haklardan faydalanamaz. Dolayısıyla analık yardımı alması da mümkün olmaz. Sahte sigortalılığın tespit edilmesi durumunda kişi adına bu dönemde yapılan sigorta bildirimlerinin iptali yanında, sigortalı olduğu dönemde yararlandığı tüm ödemeler (hastane masrafları, ilaç bedelleri vb.) geri alınmaktadır. Bu kişilerin emekli olması halinde de emeklilikleri iptal edilerek ödenen tüm emekli maaşları geri alınmaktadır. Ayrıca iş yeri hakkında her ay için ayrı ayrı idari para cezası uygulanmakta; nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmaktadır."
Böyle bir tartışmanın ne insancıl ne de dini bir yönü olabilir. Bu tartışma, anne babaların misafirliğinden çok eşler arasındaki fitnenin kıvılcımlarını gösterir ya da eşlerden birinin insanlık ağırlığını.
Oruç tutmama yani kazaya bırakma ruhsatı annelikten ötürü değildir. Zor geçen hamilelik veya bebeğini emzirince takatsiz kalma gibi bir zorluk yaşayan anne içindir sadece.
Anne babanın ağır hizmeti için sünnet namazlar bırakılabilir. Ancak bunu: Buradaki “ağırlık” nispi bir durumdur yani kişiden kişiye, durumdan duruma göre değişir. Aman dikkat edin ve keyif bozulmasına ağır demeyin. Genelleştirmeyiniz, Farzları asla buna benzetmeyiniz.
“Olmaz” dememesi bir izindir, kullanabilirsiniz.
Şu anda onlara karşı olman gerektiği gibi isen, onlar da senden razı iseler, tevbeni de yaptı isen korkma ve yoluna devam et. Allah tevbenden sonra geçmişinle seni helak etmez.