Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben eşimin iş yerinde sigortalı gözüküyorum. İki ay önce doğum yaptım ve şimdi doğum parası aldım. Orda çalışmadığım halde sigortalı olmam ve doğum parası almam günah mıdır? Ben evde yaptığım işlerin yanı sıra bebek baktığımı düşünerek sigorta yaptırmayı ve doğum parası almayı vicdanen uygun gördüm sizce bunun doğrusu nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Sigorta işlemini yürüten kurumun, o işlemin yürütülmesi için koyduğu temel kurallara aykırı bir durum değilse böyle bir şey yapılmasında sakınca yoktur. O kurum bunu suç sayıyorsa yapılması da sakıncalı olur. İkinci durum için de bu kural geçerlidir.
Sigorta eden kurumla alakalı kanun bunu suç sayıyorsa bu hile ile bir kazanç elde etmektir. Hile ile yapılan iş caiz olmaz.
Selamünaleyküm.Teyzenizin sizi evlat edinmesi, teyzenizin kocasına karşı sizin için bir mahremiyet oluşturmaz. Eniştenize karşı bir yabancısınız siz. Sigortadan önce bu sorunu çözmelisiniz. Sigorta ise zorunlu olduğundan dolayı yapılabilir. Haramlarla iç içe olduktan sonra bereket beklemek mümkün değildir. Vicdanınızın sesini dinleyin.
Yasalara uygun olarak yapılıyorsa bir sakıncası yoktur. Allah'a emanet olunuz.
Emeklilik idaresinin kurallarına göre “suç” sayılacak bir yöntemle emekli olunması caiz olmaz. Bunun dışında belirttiğiniz yöntemin sakıncası yoktur zannederiz.
Sigorta prensip olarak dinimizin yasak saydığı şeyler ihtiva ettiği için sakıncalı görülmüştür. Bu nedenle ulema umumen sigorta caiz değildir demektedirler. Ancak devletin yaptırmayı mecburi tuttuğu sigortalara ruhsat verilmiştir. Mevcut hayat şartlarına göre zorunlu olan ve keyfilik ihtiva etmeyen sigortalar yaptırılabilir. Buradaki keyfilik/zorunluluk ise herkesin kalbindeki imana göre karar verebileceği bir durumdur. Bir mü'min için anlamsız gibi duran diğer mü'min için ölümcül görülebilir. Herkes imtihan olmaktadır bu hayatta. Sigorta da imtihan alanlarımızdan biridir.
anne konusundaki diğer fetvalar
Bu soruda anne babanın çocuğu üzerindeki hakkı ve çocuğun itaatini genel olarak sormuyor olmalısınız. Zira onların hakları konuşulamayacak bir haktır. Allah’ın hakkını yok saymak veya çocuğuna açık bir zulüm yapmak gibi bir aşırılık olmadıkça onlara itaat mecburidir. Eğer anne baba veya biri çocuğunun evliliğine dinen haklı bir gerekçeye dayanarak engel getiriyorlarsa çocuk itaat etmek zorundadır. Mesela kaldıramayacağı veya yaşadığı örfe göre başına bela olacak bir evlilik peşinde ise böyle bir durumda anne babanın engellemesi esasen çocuk lehinedir, çocuk da buna itaat etmelidir. Normal bir evliliği basit sebepler veya keyfi nedenlerle engelliyorlarsa çocuğun itaat etmesi farz olmaz. Yine de çocuğun bereket kapısını kapatmamaya özen göstermesi evla olandır.
Böyle bir tartışmanın ne insancıl ne de dini bir yönü olabilir. Bu tartışma, anne babaların misafirliğinden çok eşler arasındaki fitnenin kıvılcımlarını gösterir ya da eşlerden birinin insanlık ağırlığını.
Oruç tutmama yani kazaya bırakma ruhsatı annelikten ötürü değildir. Zor geçen hamilelik veya bebeğini emzirince takatsiz kalma gibi bir zorluk yaşayan anne içindir sadece.
Anne babanın ağır hizmeti için sünnet namazlar bırakılabilir. Ancak bunu: Buradaki “ağırlık” nispi bir durumdur yani kişiden kişiye, durumdan duruma göre değişir. Aman dikkat edin ve keyif bozulmasına ağır demeyin. Genelleştirmeyiniz, Farzları asla buna benzetmeyiniz.
“Olmaz” dememesi bir izindir, kullanabilirsiniz.
Oruç tutmayı deneyin. Oruçlu iken sizde takat düşmesi, baş dönmesi, sütünüzün gitmesi gibi durumlar olursa oruç tutmazsınız. Tutamadıklarınızı da daha sonra kaza edersiniz. Bu nedenle orucun fidyesini vermek yoktur. Allah yardımcınız olsun.