Fetva Meclisi
Soru
Müzik dinlemek istemiyorum ancak maalesef her yerde müzik çalıyor. İş yerinde, toplu taşımada hatta bazı tuvaletlerde bile. Bu konuda sorumluluğumuz nedir, neler yapabiliriz? Dikkatimi çekti diyanetin Kuran radyosunda bile ara müziklerde üflemeli çalgılı aletlerle yapılmış müzikler var.
Cevap
Benzer fetvalar
Yaratılış gayemizin Allah'a kulluk olduğunu hepimiz biliriz. Bu kulluk anlayışımız, dünya nimetlerinden ve zevklerinden mahrum yaşamamızı gerektirmiyor. En güzel nimetlerden biz de istifade ederiz. Önemli olan Allah'ın haramlarından kaçınmak, emirlerini de yerine getirmektir. Çok geniş olan mubahlar dairesinde de dolaşabiliriz. Yeter ki, yaptığımız iş Allah'a kulluğumuzu engellemesin, bizi kâfirlere benzetmesin. Önemli olan budur. Müzik dinlemeyi de bu açıdan ele almalıyız. Müzik, Allah'ı zikri engelliyor, gaflete düşmeyi sağlıyorsa elbette haramdır. Bir de küfür ehlinin tatbikatına benzeyen işler de yasaktır. Biz, biz olarak kalmalıyız. Müziğin haram olduğunu gösteren pek çok hadisi şerif vardır. Bazı alimler bu hadisleri yukarıda anlatmaya çalıştığım ölçülerle sınırlamaya gitmişlerdir. Bazıları da olduğu gibi yasak olduğunu söylemişlerdir. En berrak yol müzik ve benzerlerinden uzak durmaktır. Çağımızda müziğin insan sesinden daha gür ve yaygın hale gelmesinden de kendimize ders çıkarabiliriz.'İlahi' kavramını da ben bize ait kavramlardan biri olarak anlamıyorum. Bir de müzikli olmasını siz düşünün. Allah'a emanet olunuz.
Aynı şekilde mikroplar da hayatımızı kuşatmış durumdadır. Biz, nasıl mikroplara teslim olmadan yaşamaya çalışıyorsak aynı şekilde haramlardan bir haramı da o şekilde algılarız. Sıyrılabildiğimiz kadar sıyrılır gerisinde Allah'ın mağfiretine iltica ederiz. Sorun, kendimizi salmak veya salmamaktadır. Nefsi gıdıklayan, vakti öldüren, daha efdal bir işi yapmaya mani olan her ne ise onun adı mâlâyânidir. Her mâlâyâni zayiattır. Ölçümüz bu olsun. Allah'a emanet olunuz; Kur'an'la yüreğinizi ferahlatma seviyesine gelmeye çalışınız.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz aletin, müzik aleti olarak dinimiz açısından kullanılması yanlıştır. Bu birinci yönü. Bir başka yönü de, o alet bizden başkalarını simgelemektedir. O yayıldıkça onların kültürü yayılıyor. Siz, bir mümin genç olarak uzak durun o illetten. Allah size kalp huzuru ve bereketli bir hayat ihsan buyursun.
Kıymetli kardeşim, olanlar gerçekten üzücü şeyler. Keşke yapmaları gerekeni yapsalardı, hiç olmazsa verilen sözleri tutsalardı. İnna lillahi inna ileyhi raciun. Bununla beraber geçmişte kalmış bir günahtan dolayı artık sen de çok gerilme. Affet. Allah'tan bağışlanma dile. Kendi hayatına olan olumsuz müdahaleleri olabildiğince azalt. İnsanlarla iyi geçin. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Kulluğumuzun en temel ilkelerinden biri şudur: Allah Teâlâ bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bilmek, yapmak ve benzeri her konuda bu kural geçerlidir. Bilmemek ve bilmemeyi benimsemek aynı şeyler değildir. Kul, bir şeyi bilemeyebilir ama bilme yollarını ihmal etmez. İmkânı kadar bilmek için de çırpınırsa onun bilmiyor olmasından kaynaklanan eksikliği sıkıntı oluşturmaz. Önemli olan bilmemeyi benimsemiş olmamaktır. Neyi öğreneceğimize gelince onda da kural şöyledir: Başta Allah'a iman olmak üzere dinin temel meseleleri öğrenilecek. Namaz kılmayı bilmemek mazeret olamaz. Meleklere iman etmenin gerekliliğini bilemiyor olamayız. Ama meleklerin isimlerini bilmemek olabilir. En temel konulardan başlayarak genişleyen bir halka şeklinde bilme ihtiyacımızı giderebiliriz. Bunu temel kural olarak alabilirsiniz. Bildiğimizi, bilmeyene öğretme mecburiyetimiz de böyledir. Biz söyleriz, gerisine karışmayız. Gücümüz yetiyorsa elle de müdahale ederiz. Gücümüz yetmiyorsa bundan da sorumlu olmayız. Allah yardımcımız olsun, işimizi kolay etsin. Bir haramı terk etme başarınızı da tebrik ederim. Rabbim sizi geri dönmekten muhafaza buyursun.
Günaha vesile olmak da günahtır. Müşterilerin tercihleri, Allah'ın yasaklarına müdahale olmadığı sürece saygıyla karşılanır. Dolayısıyla müşterilerinize çizginizi belli edin veya bu konuda çözümler üretin.
çalgı konusundaki diğer fetvalar
Sizin asıl böyle bir ortamda mümin kimliğinizi ortaya koymanız gerekmez mi? Mümin kimliğinizi ileri derecede olmayan dostlarınız için mi saklıyorsunuz? Düğüne gitmeyin, günaha ortak olmayın. Bir gün önce gidip hediyenizi vererek de dostluğunuzu ispat edin.
Haram bir çalgı bayan veya erkek olması durumunda hükmü değişmez. Haram çalgı olmamalıdır. Bir de bayanların oyunu da müstehcen ve avret teşhirli olmamalıdır. Bu iki çizgi içinde yapılabilir.
Fukahanın büyük bölümüne göre nikâhın ilan edilmesi, bunun için düğün yapılması sadece müstehaptır. Terk edilmesi nikâhın varlığına zarar vermez. Eski zamanlarda insanların birinin diğeri ile evlenmesi öğrenebilecekleri sınırlı imkânlar vardır. Bunun için def/davul veya benzeri bir alet kullanılıyordu. Yemek veriliyordu. Şenlikler yapılıyordu. Bu zamanda ise ilan çok daha kolay yöntemlerle gerçekleşebilir. Bunun için düğün veya benzeri bir toplantı da yapılabilir. Haramlardan birini ihtiva etmedikçe bir sakıncası da olmaz. Başta müzik ve erkek kadın karma oturma olmak üzere haram bir iş yapılmadıkça düğün olur da olmaz da. İnsanların evliliğin düğününü evlilikten daha önemli görmeleri büyük oranda bir sosyal boşluğu doldurma özentisinden kaynaklanmaktadır. Böbürlenme, israf, yabancı kültürlere teslim olma ve alkol diğer muhtemel sıkıntıları yansıtır.
Yasal veya meslek kuralları açısından bir zorunluluk varsa koyabilirsiniz. Eğitim ve terapi için söz konusu aletler “olmazsa olmaz/alternatifi yok” nitelikte ise de koyabilirsiniz. Bunun dışında müzikten medet uman bir durumda olmanız isabetli olmaz.
Oyunsuz olması o açıdan bir olabilirlik oluşturur. Diğer günahlar ise bulundukça oraya katılımın hükmü aynıdır. Karma oturma mesela caddede yürüme gibi olduğunda yani kimsenin kimseye dikkat etmediği ve dış kıyafet açısından korunaklı olduğunda sakıncasızdır. Düğün ortamında bunun ne kadar sağlanabileceği ise meçhuldür. Buna göre karar veriniz.
Bu haberinizin doğru olmamasını dilerdim. Allah akıbetimizi hayır etsin. Mescitlerde tef çalınmasını da görecek miydi bu ümmet, vay hâlimize vay!