İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Herhangi bir sebeple kovandaki fazla ana arıların veya bunların larvalarının itlaf edilmesi caiz midir?

Cevap

Yüce Allah, şifa kaynağı olarak balı insanların istifadesine sunmuştur. Bu hususa Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle işaret edilmektedir: “Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.’ Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.” (en-Nahl, 16/68-69) Ekolojik dengeyi bozmamak kaydıyla, arıların istenmeyen ölçüde oğul vermemesi, verilen oğulların zayıf olmaması, fazla bal almak ve ana arıların birbirlerine zarar vermemesi için fazla ana arıların veya larvalarının itlafında bir sakınca yoktur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir köyde, 'Herkes arısını şu kadar yere koyacak!' şeklinde bir karar alınmadı ise hiç kimse arısından dolayı mesul olmaz.

Biz köydeki bahçemize arı kovanı koyduk. Arılar kovandan çıkıp çiçeklere konup p
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İkinci ve üçüncü durum, sakıncadan söz edilemeyecek bir durumdur. Birinci durum ise örfe bağlıdır. Bu şekilde yapılmasını o yöre insanları çalma olarak görmüyorlarsa sakıncası yoktur. Arıcılar arasında böyle bir şey yanlış kabul ediliyorsa o takdirde yapılan yanlış demektir.

Selamünaleyküm sayın hocam; sizlere bir kaç tane sorum olacak inşallah: 1)Bizim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir şey için doktora görünmek gerekir. Gerisi seviyesiz denebilecek işlerdir. Allah yardımcınız olsun, geçmiş olsun.

Allah bize kısa süre önce bir evlat nasip etti. İlk bebeğimiz olduğu için etraft
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimiz özellikle kayınlara karşı daha dikkatli olunmasını emretmektedir. İnsan, ilke olarak yabancı birine karşı dikkatli olur ama kayın, enişte gibi aslında yabancı olanlara karşı kendini rahat hisseder. Bu rahatlık da şeytanın işine gelir. Bugün insanlar, dinimizin bu inceliğini bir aşırılık gibi görüyorlar ama hiç kimse karakollar, mahkemeler ve mezarlıklara sıçrayan bu kıvılcım nitelikli ateşin yaktığı imanları, aileleri konuşmuyor ya da konuşamıyor. Peygamber aleyhisselam efendimizin uyarısı gayet açıktır. Yabancı erkeklere dikkat edilmesi gerektiğini ikaz ettiği bir konuşmasından sonra: “Peki kayınlar” hakkında ne buyurursunuz? diye sorulunca: “O ölümdür!” şeklinde cevap vermiştir. Evet, kayınlara karşı bu uyarıyı yapan dinimiz bize onlara düşmanca davranmayı da emretmiş değildir. Bunun ortası bulunabilir. Mesela evde veya başka bir ortamda tek başına bulunulmaz. Buna HALVET HALİ diyoruz. Hanımlar kıyafetlerini ev kıyafetinin üstüne çıkarırlar. Konuşmalarda sınırsız gibi davranılmaz. Hoş geldinizden sonra erkekler bir odada kadınlar öbür odada kalabilirler. Dinimize ve iffetimize zarar vermeden bir çözüm bulunması mümkündür. Şöyle bir not düşmekte de yarar vardır: Akrabalar bu tür uygulamaları bir küsme nedeni, kendilerine vahşi insan muamelesi yapıldığı refleksini gösterme gerekçesi yapabilirler. Onlara cevabımız şudur: Akrabamız değerlidir ama dinimiz daha değerlidir. Bununla tavır koyacak ve küsecek bir akrabayı görünce sevgili Peygamberimize sığınır, onu ne kadar da güzel buyurmuş diye başımıza taç ederiz. Bunu saygısızlık veya saygı konusu olarak değil din veya değil konusu olarak görmek isteriz. Dinimizin bir emri uğruna dünyada tek başımıza kalmaya razı olmadıkça da mümin olmanın tadını yaşayamayız. Bunu bilmek gerekiyor.

Hocam benim eşim benim abilerimle bir arada oturup sohbet edebilir mi? Bir de kı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eşinizle aranız iyi ise onun babasının veya annesinin durumundan ötürü siz aile ilişkinizi zedelememelisiniz. Sizin için bu ikinci dereceden bir konu olmalıdır. Onu bahane ederek şeytan sizi tuzağa çekebilir. Eviniz ayrı olduğuna göre siz kendi hayatınıza bakmalısınız.

3 aylık evliyim. Eşimin ailesiyle evlilik öncesi ve sonrasında çeşitli problemle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbimiz, bu kâinatta ne varsa onu insana hizmet için yarattı. İnsana zarar veren şeyin kaldırılmasında bir sakınca yoktur. Önce karıncaların evinize girmemesi için tedbir alın. Başaramazsanız yakma dışında herhangi bir yolla onları kaldırabilirsiniz. Allah'a emanet olun.

Hocam, benim evimi bahar başladığı an karıncalar basıyor. Sürekli her tarafı tem

HELALLER VE HARAMLAR konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişinin temiz, bakımlı ve düzgün görünümlü olması, dinimizin tavsiye ettiği hususlardandır. Saç, sakal ve bıyık bakımı bu bağlamda değerlendirilmelidir. Saçı temizlemek, yıkamak, koku sürmek, taramak ve boyamak, Hz. Peygamber’in teşvik ettiği hususlardandır. (Buhârî, Ehâdîsü’l-enbiyâ, 50 [3462]; Libâs, 67 [5899]; Müslim, Libâs, 80 [2103]) Buna göre, başkalarını yanıltma kastı olmaksızın saç, sakal ve bıyık boyanabilir. (Mübârekfûrî, Tuhfetü’l-ahvezî, 5/353-361 [1752-1753]) Erkeğin saçını, siyah dışındaki kına rengi gibi renklere boyaması caiz ise de siyah renge boyaması mekruh görülmüştür. Mekke’nin fethi günü, Hz. Ebû Bekir’in yaşlı babası Ebû Kuhâfe’nin saçlarının beyazlaştığını gören Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Bu beyaz saçın rengini değiştiriniz ve siyahtan sakınınız.” (Müslim, Libâs, 79 [2102]) Ancak saçı beyazlaşan kimse genç olursa, siyaha boyamasında da bir sakınca görülmemiştir. Çünkü bu durumda siyaha boyanan saç tabiî hâline dönüşmüş olacaktır. Nitekim Sa’d b. Ebî Vakkâs, Ukbe b. Âmir, Hasan, Hüseyin ve Cerîr gibi sahabîlerin bunu uyguladıkları nakledilmektedir. (Şevkânî, Neylü’l-evtâr, 1/154-155 [143]) Kadınlar için ise bir sınırlama yoktur. Bu konuda dikkat edilmesi gereken husus, kadının saçını ve vücudunun diğer mahrem yerlerini yabancı erkeklere göstermemesidir. Boya, saç üzerinde kimyasal bir tabaka oluşturup suyun temasına engel olmadıkça guslü ve namaz abdestini engelleyici bir unsur değildir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/154)

Kadınların ve erkeklerin saçlarını boyamaları caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm dini, müzik konusunda ayrıntılı ve özel hüküm koymak yerine genel ilke ve amaçları belirlemekle yetinmiştir. Buna göre İslâm’ın ilke ve esaslarına aykırı, günaha sevk eden, haramı teşvik eden müzikleri yapmak ve dinlemek günahtır. Dinimizin temel inanç, amel ve ahlak ilkelerine aykırı olmayan, haramların işlenmesine sebep olmayan müzik türlerini dinlemekte ise dinen bir sakınca yoktur. Kur’ân ve Sünnet’te müzikle meşgul olmanın, müzik dinlemenin mutlak anlamda günah olduğunu gösteren deliller bulunmamaktadır. Aksine, Resûlullah’ın (s.a.s.), ilke olarak müziğin caiz olduğuna işaret sayılabilecek nitelikte ifadelerinin bulunduğu bilinmektedir. Nitekim o, nikâhın duyurulması için def çalınmasını öğütlemiştir. (Tirmizî, Nikâh, 6 [1089]; İbn Mâce, Nikâh, 20 [1895]) Yine bir bayram günü Hz. Âişe’nin yanında def çalıp türkü söyleyen iki câriyeye çıkışmak isteyenlere “Bırakın bugün bayramdır.” diye uyarıda bulunmuştur. (Buhârî, ʽÎdeyn, 25 [987]; Müslim, Salâtü’l-ʽîdeyn, 17 [892]) Müzik yapmanın ve dinlemenin hükmünün ne olduğu konusu İslâm bilginleri tarafından çokça tartışılmış, lehte ve aleyhte çok şey söylenmiştir. Tarafların ileri sürülen görüşleri, gerekçeleri ile birlikte değerlendirildiğinde müziğin mutlak anlamda yasaklanmadığı, aksine ilke olarak mubah kılındığı sonucuna ulaşılır. (bk. Zeylaî, Tebyîn, 4/222)

İslâm’ın müziğe bakışı nasıldır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan bir işin öngörülen sonucu üzerinde bahse girmek ve isabet edilip edilememesine göre bahsi kazanmak ya da kaybetmek kumardır. Bu iş hangi yöntemle ve hangi ad ile yapılırsa yapılsın kumar olarak değerlendirilir. Kumar, haksız kazanç yöntemlerinden biri olup İslâm’da kesinlikle yasaklanmıştır. Bu itibarla, spor müsabakaları üzerinden taraflardan birine menfaat sağlayan bahis oynamak, Kur’ân-ı Kerîm’in yasakladığı kumar kapsamına girmektedir ve caiz değildir.

Spor müsabakaları üzerinden bahis oynamak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İki veya daha fazla kişinin aralarında doğrudan veya dolaylı olarak anlaşma suretiyle bir tarafın kazanacağı, diğer tarafın kaybedeceği şansa dayalı her türlü oyun, kumar kapsamında olup haramdır. Kendi aralarında yarışacak kimselerden kazananın, üçüncü kişi tarafından vaat edilen ödülü alması ile kaybedenin bir zarara girmemesi esasına dayalı meşrû içerikli yarışmalara katılmak ve buradan kazanılacak ödülleri almak ise caizdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 6/206; el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/324) Ancak bu nitelikleri taşıyan bir yarışmaya katılabilmek için normal ulaşım ücreti dışında kontör göndermek vb. ilave ücret ödemek ya da bir ödeme taahhüdünde bulunmak, çekilişe katılmak için piyango bileti satın almak niteliğinde olduğundan yarışma bir tür kumara dönüşür.

Yarışmalarda elde edilecek ödülleri almak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybettiği bütün şans oyunları kumardır. Sadece kazananın kârlı çıktığı, kaybedenin ise zarara uğramadığı uygulamalar ise kumar niteliğinde değildir. Buna göre; marketlerde ve mağazalarda iş yeri sahiplerinin alışveriş yapan müşterilerine verdikleri çekiliş kuponuna hediye çıkması durumunda, müşterilerin çıkan hediyeleri almalarında bir sakınca yoktur. (Kâsânî, Bedâ’i, 6/206) Çünkü müşterilerden birinin kazanması hâlinde diğerleri bir şey kaybetmemektedir. Ancak çekilişe katılmak için ayrıca bir ücret ödenmesi hâlinde yatırılan para üzerinden şans yolu ile kazanç elde etme durumu söz konusu olacağından yapılan çekiliş işlemi kumar olur.

Market ve mağazalarda alışveriş karşılığında verilen çekiliş kuponlarına çıkan h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yüce Allah, diğer yeryüzü nimetleri gibi hayvanları da insanların hizmetine vermiş ve onlardan çeşitli şekillerde faydalanmayı helal kılmıştır. (en-Nahl, 16/5, 6, 80) Bununla birlikte dinimiz bir canlı olarak hayvanlara karşı da şefkatli ve merhametli olmayı emretmiştir. (Buhârî, Müsâkât, 10 [2365]; Müslim, Selâm, 151 [2242]) İnsanın, hizmetine verilen canlılara karşı merhamet ölçüleri ile muamele etmesi yanında onların sağlık ve temizliklerine de azami özen göstermesi gerekir. Bu sebeple hastalanan hayvanların imkân ölçüsünde tedavi edilmeleri gerekmektedir. Zira bu hem merhametin hem de sağlıkla ilgili tedbirlerin zorunlu bir sonucudur. Ancak ölümcül bir hastalığa yakalanmış, tedavi ederek iyileşme imkânı da olmayan ve şiddetli acılarla baş başa kalmış bir hayvanın veteriner gözetiminde uyutulmasında bir sakınca yoktur.

Hasta olan ve tedavisi yapılamayan kedi, köpek gibi hayvanların veteriner tarafı

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.