Fetva Meclisi
Soru
Hocam uzunca bir süredir içimden bir ses, yaptığım ibadet ve davranışları gösteriş için, insanlar senin namaz kıldığını görsünler diye yapıyorsun diye fısıldamaktadır. Müflis olmaktan korkuyorum. Bana bir tavsiyede bulunur musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir psikologla durumu değerlendirip onun tavsiyeleri ile bize tekrar yazmalısınız.
Şeytanın bizimle mücadelesi uzun geçmişli ve derin planlıdır. Sizi hayırdan kökten engellemeye çalışması onun ilk hedefidir. Onu beceremediğinde ise belirttiğiniz gibi makul kılıklı bir gerekçe ile üzerinize gelir ve neticede siz KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARABİLİRSİNİZ. Dininizin size emrettiklerini, tavsiyelerini kuralına göre yapın. Uç takıntılara takılmamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Hepimiz kuluz, hepimizin bir imtihanı muhakkak vardır. İyi bir sonla ahirete gitmek için gayret etmek zorundayız. Arkadaşınız için hem dua edin hem de daha fazla destek verin. Bulunduğu ortamı değiştirmesini tavsiye edin. Bulunduğu ortamda siz yokken etki altında kaldığı kişileri ve eylemleri değiştirmelidir.
Mümin, önüne gelenin sözüne kulak asar, şeytana kapı aralarsa müşrik de olur aklını da kaybeder. Namazınızı kılın. Tahiyyatı okuyun. Şeytanın görüneninden ve görünmeyeninden Allah'a sığının.
İçinizden gelse de gelmese de namaz kılmaya çalışacaksınız. Bazılarının ne dediği önemli mi? Allah diyeceğini demiştir. Kendinizi zorlayın. Bir süre sonra şeytanı yendiğinizi göreceksiniz. Bir süre için sünnetleri terk edebilirsiniz. Ama asla, hiç kılamam yönünü tercih etmeyin.
Doğru bir yoldasınız. Bunun için de şeytan sizi rahat bırakmıyor. Bu şu demektir; sizde taşlanacak meyveli ağaç var, bu nedenle de taşlara hedef oluyorsunuz. Yılmadan devam edeceksiniz ve sonunda biiznillah kazanacaksınız. Allah'a emanet olun.
amel konusundaki diğer fetvalar
Hayatı mü'mince yaşama emelimiz, hayat boyu sürecek mücadelemizin adıdır. Bir aya veya bir yıla sıkıştırılmış dindarlık eğitimi bir tür tuzak olabilir. Böyle düşünmeyin; bunun yerine beş vakit namazın bir güne yayılmış haline ‘namaz kılma görevimiz’ dediğiniz gibi, Allah Teâlâ’nın emir ve yasaklarını hayatınıza yerleştirme görevinin bütününe de dini yaşama adını verin. Bir gün heyecanlı, ertesi gün sönük geçen dindarlığınızı da nabzınızın atışı gibi algılamaya çalışın. Size özellikle şu ilkelerden yol almanızı tavsiye ederiz: A- İmanınızı korumayı esas göreviniz bilin. Ölün dirilin, tekrar ölün dirilin ama imanınızı zedelemeyin, zedeleyebilecek ortam ve davranışlardan uzak durun. B- Allah’ın haramları olarak bildiğiniz şeylerden uzak kalmayı, Mü'min olarak kalmanın temel şartlarından biri diye bilin, tatbik edin. Haram ve siz bir araya gelmez ilkesi ile yaşamı gaye edinin. C- Allah’ın farzları olarak önünüzde duran hususlardan taviz vermeyin. Eksik kalan her farz sizin için yapınızdaki eksik tuğla niteliğinde olsun, D- Sosyal kimliğinizi iyi doldurun. Başta ebeveyniniz olmak üzere insanların üzerinizde hakkı kalmasın. E- İşsiz olmayın. Emekliliği değil, YAŞADIKÇA ÇALIŞIYOR OLMAYI ilke ve gaye edinin. F- Eşinizle bir İSLAM MEDENİYETİ kurmayı arzulayın. Bunun için aileniz olsun. Bunun için bütçeniz olsun. Bunun için yaşayın. En azından evinizi bunun için canlı tutun. G- Dua başta olmak üzere, zikir ve benzeri faaliyetleriniz sizi canlı tutacaktır bunu unutmayın. Sabırlı olun, Allah’a tevekkülünüz tam olsun. Allah’a emanet olun.
Bir etki oranından söz edilebilir ama rüyaları amellerle veya sonuçlarla direk bağlantılı duruma getirmek mümkün değildir, doğru da değildir. Peygamberlerin dışında kimsenin rüyası gün ışığı gibi değildir.
Allah Teâlâ elinizi, ayağınızı, gözünüz ve dilinizi kaydırmasın. Sizi muhafaza etsin. Nerede olduğunuzdan önce sizin ne olduğunuza bakın. İmanınız ve mü'min kimliğiniz sizinle iken siz Roma kralına danışman bile olabilirsiniz. Oradan da Ashab-ı Kehf gibi cennete gidebilirsiniz. Mekke’de cehenneme gittiği kesin olanlarla doludur. Bunu unutmayınız; nerede önemli ama sen orada nasılsın daha önemlidir. Mesleğine ait dinin hükümlerini temel ilkeleri itibariyle bil. Ana sakıncalı işleri öğren. İlmihal bilgisi denen bilgiyi özümsemiş ol. Mü'min kardeşlerinle bağını güçlü tutmalısın. Bulunduğun konum seni hayattan da hayata yön veren akidende seninle beraber olanlarla beraberliğini güçlü tutacaksın. Şeytanı yüksek bir kayanın üstünde elinde kazma ile bekleme. O, en ince ayrıntılarla ve ummadığın ayrıntılarla karşına çıkacaksın. Ona göre tedbirli ol. İbadetleri ihmal etme. Namaz her yerde ve en önceki sensin. Kur'an okuyacaksın. O, günlük şarjın gibi olsun. Tarikatlardan birine girme belki ama zikrin olsun. Tesbihi tanı. Ailen mübarek bir aile olmalıdır. Eşin sensin sen de eşinsin. Unutma, duan kadar melek vardır yanında!
Selamünaleyküm. Hayır, o amel boşa gitmez ama ikindi namazını terk etmekle ortayı çıkan vebali o senin hayrın kapatmayabilir. Böylece sen çok şey kaybetmiş olursun. Çünkü ikin namazı en büyük farzlardan biridir. Yetim doyurmak veya başka bir ikindi gibi farz olmayan bir hayır iş, onun dengi değildir. Artı/eksi toplamak için bu dünyada var olduğumuzu düşünürseniz ne demek istendiği anlaşılır. Böyle anlayabilirsin.
Sevgili kardeşim, keşke babanla böyle bir konuyu tartışmasa idin. Hiçbir saç şekli babanın rızasından değerli olamaz. Dediğin gibi sünnet olsa bile saç uzatmak, babanın gönlünü alman farzdır. Cevabımız sana ne olursa olsun bu tartışmayı bitir ve babanın ellerini öp. Peygamber aleyhisselam efendimizin saçlarını omuzlarına kadar uzattığı bilgisi doğrudur. Ama saç uzatmak öğlen namazının sünnetini kılıp ecir kazanmak gibi bir sünnet değildir. Peygamber aleyhisselam: • Saçlarını uzattı. Bazı durumlarda saçı kulak yumuşaklarına kadar uzar, omuzlarına doğru sarkardı. Genel manzarası böyle idi. • Ne uzatana ne kısaltana sevap vaat etmedi. • Saçı olanın saçına bakım yapmasını, dağınık tutmamasını emretti. • Hac ibadeti esnasında saçı ustura ile kesmeyi ise teşvik buyurdu, sevap vaat etti. Bu durum, o günün örfü açısından da bakılması gereken bir durumdur. Hicri 463 yılında vefat eden büyük âlim İbnu Abdilberr, et-Temhid isimli eserinde (İmam Malik’in el-Muvatta’ isimli eserinin şerhidir) bu saç konusunu izah ederken çok güzel bir tespit yapmış. Hem konumuz olan saçı hem mü'min için hayatı anlama ölçülerinden birini izah ediyor. Allah ona rahmet etsin. Senin için onun sözlerini buraya nakledeyim, sen de kendine, ona göre çeki düzen ver. Diyor ki: “Bizim zamanımızda askerlerden başka saç uzatan kalmadı. Onların da uzun ve topuzlu saçları var. Salih kimseler ve ilim adamları ise uzun saçı terk ettiler. Saç askerlerin simgesi durumunda kaldı. Saçı topuz yapmak bugün sefihlerin (düşük tabakanın) işi oldu. “Bir gruba benzeyen onlardandır” denmiştir bize. (…) Sana, bu yeter. Salihlere her durumda uymak gerekir. Saçı uzatmak veya kesmek kıyamet günü bir işe yaramayacak. O gün niyetler ve ameller karşılık bulacak. “Nice saçı tıraşlı, saçı uzundan hayırlı olacak. Ve nice saçı uzun da salih biri olarak dirilecek.”
Allah Teâlâ eşinize rahmeti ile muamelede bulunsun, onu şehitlerden kılsın. a. Öncelikli olarak eşinizin şehit olarak kabul buyurulması için dua etmeyi unutmayın. Bize göre olması yeterli değildir, Allah neyi nasıl görürse son durum odur. Allah Teâlâ hakiki şehadeti ona da bize de nasip etsin. b. Şehitlerin şefaat edecekleri bilgisi kesin bilgidir. Yalnız bu şefaat onu hak edenler için ve Allah’ın izni ile olacaktır. c. Mü'min, birinin şefaatinden önce salih amellerine güvenmelidir. Allah’ın rızasını kazanacak salih ameller yapmayı önemseyiniz. Şehidin şefaati olursa o da nur üstüne nur olur. d. Allah’ın razı olduğu kullarından olarak ölür de cennete girilirse eşler orada buluşacaklardır biiznillah. Bu beklentiniz basit bir hayal değildir. Allah Teâlâ sizi muradınıza kavuştursun.