Fetva Meclisi
Soru
Kötü rüya görmek amellerimizle mi ilgilidir?
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamberlerle aramızda benzerlik olmayacağını düşünürseniz mesele kalmaz. Onlar peygamberler!
Dini bir emir, kanuni bir görev olarak rüyanın değeri yoktur. Günlük hayatta ikinci dereceden işler için yönlendirici olarak amel edebilirsiniz.
Rüya içine dalamadığımız bir âlemdir. Nasıl görülür, nereden gelir nereye gider bilmeyiz; rüya gibi bir rüyadır gördüklerimiz. Buna rağmen rüya, Müslümanın hayatında etkisi yok sayılabilir bir kavram değildir. Özellikle de kıyamete yaklaştıkça Müslüman insanın tek tesellisi ve arkadaşı rüya olarak gerçekleşebilir. Bu nedenle rüyayı daha ciddi bir bakışla ele almamız gerekir. Yine de rüyanın abartılması en az yok kabul edilmesi kadar yanlıştır. Rüya ile alakalı olarak şu notları tespit etmemizde yarar vardır: Rüya peygamberler için vahyin bir çeşidi olarak daha önemli ve bağlayıcıdır. Diyebiliriz ki, peygamberler açısından rüya nübüvvetten bir cüzdür. Rüya gayba iman açısından önemli bir işarettir. Gözümüzle göremediğimiz gaybın benzerini rüya üzerinden görebiliyoruz. Demek ki gayb görülemese de vardır. Rüya mü'min için hayır ve bereketi hatırlatması bakımından faydalıdır. Rüya görme nedenimizi tam olarak bilemiyoruz ama yoğun ilgilendiğimiz veya elde edemediğimiz şeyler rüyamıza konu olabilir. Rüya bir meleğin hissettirmesi olabileceği gibi bir şeytanın hissettirmesi de olabilir. Aynı şekilde kişinin uyanık iken yoğunlaştığı konunun yansıması da olabilir. Peygamberlerin gördüğü rüya haktır, tartışılamaz. Salih insanların (evliyanın) rüyası ise genel olarak isabetli çıkar ama tabiri gerektiren gizli yönleri de olabilir. Evliyadan olduğu zannedilmeyen ama iyi kimseler olduğu zannedilenlerin rüyaları ise iyi olabileceği gibi yanlış da olabilir, bir bağlayıcılığı olmaz. Fasık kimselerin rüyaları ise genelde yanılgıyı gösterir. Kâfirlerin rüyalarında isabet eden olabilir. İyi bir rüya gören mü'min gördüğü rüyasını Allah’tan bilip hamd etmelidir. Rüyasını sevdiklerine sadece anlatmalıdır. Kötü bir rüya gören ise şunları yapmalıdır: Uyanınca istiâze yapmalıdır. (“Euzu billahi mineşşeytanirrecim” der.) Sol tarafına tükürür gibi nefes verir. Rüyanın ona zarar veremeyeceğine kesin inanır. Uyumaya devam edecekse diğer tarafına döner. Daha derin bir rüya ise kalkıp iki rekât namaz kılar. Ayetelkürsi okur. O rüyayı kimseye anlatmaz. 9.Görülmemiş rüyayı görmüş gibi anlatmak büyük günahlardandır. 10.Zamanımızda dini hassasiyetler zayıflamış ve ahiret idraki yok olmaya doğru kaymıştır. Bu nedenle de rüya insanların çok rahat uydurabildikleri ve çok rahat yorumlayabildikleri bir konu haline gelmiştir. Hâlbuki rüya ancak onunla ilgili ilme vakıf olanların tabirini yapabileceği ayrı bir dünyadır. 11.Rüya asla bir dini hüküm kaynağı değildir. Kimse görülmüş bir rüya ile ibadet edemez, bir şeye helal veya haram kararı rüya ile verilemez.
Rüya, günlük hayatımızı etkileyecek düzeyde görülmemelidir. Her rüyanın muhakkak etki edeceği söylenemez. Böyle üzücü gibi duran bir rüya ile meşgul olmamanız daha doğrudur. Yorumunu da bilemiyorum zaten.
Ecelin yaklaşması ile alakalı ise asıl soru, ecel hiç uzak değil ki hep yakındır zaten, onu rüyada görmeye gerek yoktur. Rüyada bir şey görüp anlama ise soru, peygamberler dışındaki insanların rüyaları bir şey görüp anlama için yeterli değildir.
Selamünaleyküm. Rüya ile meşgul olmayın. Rüya hikâyeleri oyalamadır.
amel konusundaki diğer fetvalar
O sese kulak verme. Vesveseye sevk eder seni. Şeriat’ımıza uygun olarak yaptığın bir amel için sıkıntı çekme. Şeytan bizi hiçbir iş yapmadan oturan mü'min yapmak ister. Onu beceremezse yaptığına takılıp kalan biri yapmak ister. İkisi de tehlikelidir. İhlaslı ve Şeriat’a uygun yap, Rabbine kavuşuncaya kadar da yürü.
Hayatı mü'mince yaşama emelimiz, hayat boyu sürecek mücadelemizin adıdır. Bir aya veya bir yıla sıkıştırılmış dindarlık eğitimi bir tür tuzak olabilir. Böyle düşünmeyin; bunun yerine beş vakit namazın bir güne yayılmış haline ‘namaz kılma görevimiz’ dediğiniz gibi, Allah Teâlâ’nın emir ve yasaklarını hayatınıza yerleştirme görevinin bütününe de dini yaşama adını verin. Bir gün heyecanlı, ertesi gün sönük geçen dindarlığınızı da nabzınızın atışı gibi algılamaya çalışın. Size özellikle şu ilkelerden yol almanızı tavsiye ederiz: A- İmanınızı korumayı esas göreviniz bilin. Ölün dirilin, tekrar ölün dirilin ama imanınızı zedelemeyin, zedeleyebilecek ortam ve davranışlardan uzak durun. B- Allah’ın haramları olarak bildiğiniz şeylerden uzak kalmayı, Mü'min olarak kalmanın temel şartlarından biri diye bilin, tatbik edin. Haram ve siz bir araya gelmez ilkesi ile yaşamı gaye edinin. C- Allah’ın farzları olarak önünüzde duran hususlardan taviz vermeyin. Eksik kalan her farz sizin için yapınızdaki eksik tuğla niteliğinde olsun, D- Sosyal kimliğinizi iyi doldurun. Başta ebeveyniniz olmak üzere insanların üzerinizde hakkı kalmasın. E- İşsiz olmayın. Emekliliği değil, YAŞADIKÇA ÇALIŞIYOR OLMAYI ilke ve gaye edinin. F- Eşinizle bir İSLAM MEDENİYETİ kurmayı arzulayın. Bunun için aileniz olsun. Bunun için bütçeniz olsun. Bunun için yaşayın. En azından evinizi bunun için canlı tutun. G- Dua başta olmak üzere, zikir ve benzeri faaliyetleriniz sizi canlı tutacaktır bunu unutmayın. Sabırlı olun, Allah’a tevekkülünüz tam olsun. Allah’a emanet olun.
Allah Teâlâ elinizi, ayağınızı, gözünüz ve dilinizi kaydırmasın. Sizi muhafaza etsin. Nerede olduğunuzdan önce sizin ne olduğunuza bakın. İmanınız ve mü'min kimliğiniz sizinle iken siz Roma kralına danışman bile olabilirsiniz. Oradan da Ashab-ı Kehf gibi cennete gidebilirsiniz. Mekke’de cehenneme gittiği kesin olanlarla doludur. Bunu unutmayınız; nerede önemli ama sen orada nasılsın daha önemlidir. Mesleğine ait dinin hükümlerini temel ilkeleri itibariyle bil. Ana sakıncalı işleri öğren. İlmihal bilgisi denen bilgiyi özümsemiş ol. Mü'min kardeşlerinle bağını güçlü tutmalısın. Bulunduğun konum seni hayattan da hayata yön veren akidende seninle beraber olanlarla beraberliğini güçlü tutacaksın. Şeytanı yüksek bir kayanın üstünde elinde kazma ile bekleme. O, en ince ayrıntılarla ve ummadığın ayrıntılarla karşına çıkacaksın. Ona göre tedbirli ol. İbadetleri ihmal etme. Namaz her yerde ve en önceki sensin. Kur'an okuyacaksın. O, günlük şarjın gibi olsun. Tarikatlardan birine girme belki ama zikrin olsun. Tesbihi tanı. Ailen mübarek bir aile olmalıdır. Eşin sensin sen de eşinsin. Unutma, duan kadar melek vardır yanında!
Selamünaleyküm. Hayır, o amel boşa gitmez ama ikindi namazını terk etmekle ortayı çıkan vebali o senin hayrın kapatmayabilir. Böylece sen çok şey kaybetmiş olursun. Çünkü ikin namazı en büyük farzlardan biridir. Yetim doyurmak veya başka bir ikindi gibi farz olmayan bir hayır iş, onun dengi değildir. Artı/eksi toplamak için bu dünyada var olduğumuzu düşünürseniz ne demek istendiği anlaşılır. Böyle anlayabilirsin.
Sevgili kardeşim, keşke babanla böyle bir konuyu tartışmasa idin. Hiçbir saç şekli babanın rızasından değerli olamaz. Dediğin gibi sünnet olsa bile saç uzatmak, babanın gönlünü alman farzdır. Cevabımız sana ne olursa olsun bu tartışmayı bitir ve babanın ellerini öp. Peygamber aleyhisselam efendimizin saçlarını omuzlarına kadar uzattığı bilgisi doğrudur. Ama saç uzatmak öğlen namazının sünnetini kılıp ecir kazanmak gibi bir sünnet değildir. Peygamber aleyhisselam: • Saçlarını uzattı. Bazı durumlarda saçı kulak yumuşaklarına kadar uzar, omuzlarına doğru sarkardı. Genel manzarası böyle idi. • Ne uzatana ne kısaltana sevap vaat etmedi. • Saçı olanın saçına bakım yapmasını, dağınık tutmamasını emretti. • Hac ibadeti esnasında saçı ustura ile kesmeyi ise teşvik buyurdu, sevap vaat etti. Bu durum, o günün örfü açısından da bakılması gereken bir durumdur. Hicri 463 yılında vefat eden büyük âlim İbnu Abdilberr, et-Temhid isimli eserinde (İmam Malik’in el-Muvatta’ isimli eserinin şerhidir) bu saç konusunu izah ederken çok güzel bir tespit yapmış. Hem konumuz olan saçı hem mü'min için hayatı anlama ölçülerinden birini izah ediyor. Allah ona rahmet etsin. Senin için onun sözlerini buraya nakledeyim, sen de kendine, ona göre çeki düzen ver. Diyor ki: “Bizim zamanımızda askerlerden başka saç uzatan kalmadı. Onların da uzun ve topuzlu saçları var. Salih kimseler ve ilim adamları ise uzun saçı terk ettiler. Saç askerlerin simgesi durumunda kaldı. Saçı topuz yapmak bugün sefihlerin (düşük tabakanın) işi oldu. “Bir gruba benzeyen onlardandır” denmiştir bize. (…) Sana, bu yeter. Salihlere her durumda uymak gerekir. Saçı uzatmak veya kesmek kıyamet günü bir işe yaramayacak. O gün niyetler ve ameller karşılık bulacak. “Nice saçı tıraşlı, saçı uzundan hayırlı olacak. Ve nice saçı uzun da salih biri olarak dirilecek.”
Allah Teâlâ eşinize rahmeti ile muamelede bulunsun, onu şehitlerden kılsın. a. Öncelikli olarak eşinizin şehit olarak kabul buyurulması için dua etmeyi unutmayın. Bize göre olması yeterli değildir, Allah neyi nasıl görürse son durum odur. Allah Teâlâ hakiki şehadeti ona da bize de nasip etsin. b. Şehitlerin şefaat edecekleri bilgisi kesin bilgidir. Yalnız bu şefaat onu hak edenler için ve Allah’ın izni ile olacaktır. c. Mü'min, birinin şefaatinden önce salih amellerine güvenmelidir. Allah’ın rızasını kazanacak salih ameller yapmayı önemseyiniz. Şehidin şefaati olursa o da nur üstüne nur olur. d. Allah’ın razı olduğu kullarından olarak ölür de cennete girilirse eşler orada buluşacaklardır biiznillah. Bu beklentiniz basit bir hayal değildir. Allah Teâlâ sizi muradınıza kavuştursun.