Fetva Meclisi
Soru
İlahiyat talebesiyim ve hafızlık yapıyorum. Okula giderken mushafımı çantamda taşıyorum. Okulda bazen çantam yerde olabiliyor, bu yaptığım sakıncalı bir şey midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yakın mesafeden bakıldığında deri üzerindeki şekilleri, saçı gösteren kıyafet tesettür sayılmaz. Bunun dışındakilerin namaza zararı yoktur.
Yerin adına, semtine, şekline takılıp kalmayın. Sizin mümin bir hanım olarak orada Allah’ın size yasak ettiği bir pozisyonda olup olmayacağınıza bakın. İmanınızın gevşeyip gevşemeyeceğine bakın. Orada bulunduktan sonraki mümin kimliğiniz ile önceki arasında ne fark olacağına bakın ve öyle karar verin.
Selam verip aldıktan sonra, hakka tecavüz gibi bir hata işlemedikten sonra mesafeli ve seviyeli davranmakta sakınca olmaz.
Mushaf’ı tutmadan okumanızı caiz gören ulemamız vardır. Kurs hocanız o görüşü tercih ediyorsa biiznillah bunda sakınca yoktur.
Bunu hatıra olarak çantasında saklasa daha bereketli bir iş yapmış olursunuz.
Buna doktor izin veriyorsa dinen sakıncası olmaz. Pis gördüğünüz yerde namaz kılmamanız gerekir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu çirkin ve melun iş acilen tevbe edilmesi gereken büyük günahlardan biridir. Öyle biri, o hâli devam ederken mü'min biri ile evlenmeye layık değildir. Tevbe ederse ve tevbesinde samimi olursa evlenmesinde sakınca olmaz.
Sağ elle taharet yapmak edep dışı bir iştir. Mekruh bir iş olarak bilinmelidir. Zaruret olmadan yapılması durumunda kerahete düşülmüş olur ama abdeste ve namaza etkisi olmaz.
Bugün yaşanan hayatın akışı içerisinde maalesef, babadan devralınmış, inceliklerine inilmeyen bir din yaşayışı hâkimdir. O kadar ki, daha titiz bir din yaşamaya çalışan veya sünnetlere dikkat ederek yaşamak isteyenler, Müslümanların arasında bile istihza konusu olabilmektedirler. İbadetler neredeyse şartlarımıza uygun olanlar ve olmayanlar şeklinde tasnif edilecek hale geldi. İş maksadını aştı, mecrasını değiştirdi de diyebiliriz. Biz böyle bir gidişatı kökten değiştirmeye muktedir olamayabiliriz. Ancak iki şeyi yapmazsak Allah katındaki sorumluluğumuzdan kurtulamayız. Birincisi, böyle bir gidişatı değiştirme gayret ve samimiyeti içinde olmaktır. İkincisi de, hiç olmazsa kendi eksenimizdeki alanda daha samimi ve aslına uygun bir dini hayatı hâkim kılma gayretidir. Bu değerlendirmeden sonra mevcut şartlarımıza göre, yeni başlayanı ile yenilenmek isteyeni ile hepimiz için ibadetleri ve kulluğu şekillendirecek bir program çizebiliriz. Herkesin kendi şartlarını da dikkate alarak uygulayabileceği kalıcı ve bıktırmayan, feyizli bir ibadet programı tavsiyesi şudur: 1- Önce haramlardan arınma ve haramsız bir hayat yaşama samimiyeti göstermeliyiz. Haram bünyeye girdikten sonra feyiz kalkar. En önemli haram çeşitlerinden biri olarak da kul haklarına dikkat edilmelidir. 2- İbadetin kabul edilmesinin iki ana şartı vardır: İhlâs ve Peygamber aleyhisselama uygunluk. Yaptığımız iş riyasız olmalı ve bidat olmamalıdır. 3- Adım adım yürümek zorundayız. Bulunduğumuz ortamı ve bizim özel şartlarımızı tamamen yok saymak gibi bir hataya düşersek ibadetlerden erken bıkar ve kulluğu terk ederiz. Elbette tembelliğe ve baştan savmaya kaymayacağız. Ancak, şartları gözetmekle, şartlardan ötürü kaytarmak arasındaki dengede Rabbimizin bizi imtihan ettiğini bilip ona göre davranacağız. Başımızı kuma sokmakla elde edebileceğimiz bir şey yoktur. 4- En önemli silah olarak sabrı kuşanmak mecburiyetindeyiz. Sabırsız alınabilecek bir karış yol yoktur. Sabrın sınırını da biz belirlemeyeceğiz. Sabrın kendisi bir sabır konusu olacak kadar sabra aşina olmalıyız. Ne elde edeceksek o muhakkak sabrın sonunda olacaktır. Allah’ın yardımı da sabredenleredir. Bu direncimiz, yılmadan, usanmadan ayakta kalışımız bizim sebatımızdır. 5- İbadet ve kulluk ortamının oluşmasına dikkat etmeliyiz. Salih bir cemaatin varlığı, aynı düşünen kardeşler arasında bulunmak büyük bir nasiptir. Eğer böyle bir ortamı yakalayamadı isek tırmanacağımız yokuş dikleşmiş demektir. Ortam oluşturmanın bir başka yolu da bilgi edinmektir. Taşımalı bilgilerle kulluk daha zor ve pürüzlüdür. Fıkıh, hadis ve benzeri bilgileri mezara kadar sürecek bir programda almaya devam etmeliyiz. 6- Allah’ın salih kullarına ait örnekleri, abartmadan ve uydurmadan incelemek bizim için iyi bir heyecan oluşturur. 7- Şeytanın en önemli taktiklerinden olan, kendini yetersiz ve değersiz görme bataklığına batmadan düşünmek ve çalışmak şarttır. Evet. Zayıfız, âciziz, Rabbimizin huzurunda boynu büküğüz; ama himmetimiz büyüktür. O’nun yardımı ile biz de Ebubekir, Ömer olabiliriz. 8- En mükemmelini yapmayı isteriz; ama ona takılıp kalmayız. 9- Yalnızlığı tehlikeli görmeliyiz. Bir şeyh, ağabey, hoca, mürşid… biri önümüzde ve yanımızda durmalıdır. Ama önümüzde dururken Allah ve Nebi’si ile aramızda durmadan önümüzde olmalıdır. 10- Sürekli olan az, ara sıra olan çoktan hayırlıdır. 11- Kur'an okumayı vazgeçilmez nafile bir ibadet görüp devam etmeliyiz. Kur'an bizim hızımız, aşkımız, enerjimizdir. Belirli bir Kur'an hatmi takvimini hiç aksatmadan sürdürmek zorundayız. Hava ve su gibi sürekli Kur'an’a muhtacız. 12- Namazı kılmayı Müslüman olmanın gereği, hatta olmazsa olmazı görmeliyiz. Önce farzlar, ardından nafileler amellerimiz arasında yerini almalıdır. 13- Zikir dilimizin suyu olsun. 14- İstişaresiz hayat eksiktir. Kimsenin aklı tek başına yeterli olmaz. Bilhassa din konusunda ehlini bulup danışmak kulluk için elzemdir.
Kişisel olarak Müslümanlığı yaşayamamamın nedenleri şunlardır: 1-Allah’ın nimetlerine, o nimetin gereği olan şekilde şükretmemek. Şükredilmeyen nimetlerin de doğal olarak elden gitmesi. 2-İlimden yoksun yaşamak veya uygulaması olmayan ilim sahibi olmak. 3-Günahlara karşı laubali davranmak, tevbeyi geciktirmek. 4-İyilerden uzak ortamlarda kalmaktan çekinmemek. 5-Dünyayı ilk hedef haline getirmek, ahireti uzak görmek.
Bu durumu bir doktor ile görüşmeniz gerekiyor. Doktor size, her iki hastalık için de geçirdiğiniz tedavinin evlilik açısından bir sakıncası olmayacağını söylerse söylemeniz gerekmez. Cinsellik, bir arada bulunabilme ve benzeri evliliğe mahsus konulardan birinde 'engelli' denebilecek bir tahminde bulunmuyorsa söylemeniz gerekmez. Aksi bir kayıt getirirse onu muhakkak söyleyin. Neticeyi de hiçbir şekilde merak etmeyin. Allah Teâlâ geçmiş etsin, hayırlı akıbetler ihsan etsin.
Ergenlik, çocuğun erkek veya kadın olma sürecine girmesi demektir. Bu da genelde on iki yaşı ile on beş yaşı arasındaki bir süreci yansıtmaktadır. Erginlik çağı bir yandan erkeklik veya kadınlık sürecini gösterirken bir yandan da Allah’ın katında sorumluluk sürecinin başladığını göstermektedir. Dinimizi anlatan kitaplarda genellikle bu kavram için ‘buluğ’ deyimi kullanılmaktadır.