Fetva Meclisi
Soru
Eşime Allah'ın isimleri ile işlenmiş gümüş kolye aldım, çıkarıp takması çok zahmetli, normalde dışarıda gözüküyor ama tuvalet ve banyoya girerken kazağının içine alması yeterli olur mu yoksa sakıncası var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Mushafı bilerek yer denebilecek bir seviyede tutmak caiz olmaz. Bir çantanın içinde iken ve kasıt olmadan öyle bir yerde bulunmasında inşallah sakınca olmaz. Siz yapabildiğiniz kadar saygılı davranın. Her saygı bir sevap ve takva işaretidir.
Öyle bir yüzükte sakınca olmaz.
Kalbiniz size doğru söylüyor. Araştırın, bulunca daha temiz bir iş kurun. Allah kolaylıklar versin.
Selamünaleyküm. Evet, o yüzükle tuvalet ve benzeri yerlere girmemelisiniz. Yüzüğü de kullanmamalısnız. Mukaddesatımıza karşı saygımızı zedeleyecek işlerden kaçınmalıyız.
Keşke Müslümanlar olarak böyle kanunlarla ve eşlerimiz açısından bu ihtimallerle karşılaşmasa idik, keşke! Dinimiz açısından bu kanun hiçbir dayanağa oturmamaktadır. Müslüman olarak kendi açınızdan yapabiliyorsanız tedbir alabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Yakın mesafeden bakıldığında deri üzerindeki şekilleri, saçı gösteren kıyafet tesettür sayılmaz. Bunun dışındakilerin namaza zararı yoktur.
Allah konusundaki diğer fetvalar
İnşaallah bundan ağır bir vebal oluşmaz ancak mukaddesatımıza ait isimleri, kullanımları aslına uygun olarak yapmamız gerekir, bunu da bilelim.
Hayır, hayâ için “utanma” diye bir açıklama çok kısır kalır. Hayâyı arlanma, sıkılma olarak dar bir dairede görmenin yerine daha geniş bir çerçevede şöyle anlamalıyız: Bir numaralı hayâ başlığı insanın Allah’tan hayâ etmesidir. Allah’ın kulu üzerindeki nimetlerini ve o nimetlere karşı kulun yetersizliğini düşünerek, Allah’ın azametini ve ona karşı ona asi olmanın ne kadar büyük bir hata olacağını tefekkür ederek daha iyi Müslüman, daha iyi bir kul olmaya gayret eder. Bu bir hayâ sahibi olma gerçeğidir. İkinci bir hayâ konusu da meleklerdir. İnsanı sürekli izleyen meleklerin varlığına iman eden biri onların izlemesine karşı kulluğunda hata ederken veya yarın hesabı sorulduğunda meleklerin şahit olacağını düşünürken hayâ ile donanmış olduğu anlaşılır. Üçüncü bir hayâ durumu da insanlardan hayâ etmektir. İnsanlara zulmederek, kendisini yanlışa düşürerek yanlış yapmayıp hayâ etmiş olur. Bir dördüncü hayâ çeşidi de insanın kendi kişiliğine karşı dikkatli olmasıdır. İnsan olarak, Müslüman olarak toplum içinde şahsiyetini yıpratacak işler yapmaktan hayâ eder ki bu bir kendi şahsiyetini kendin koruma anlayışıdır. Hayâ ve pısırıklık, ezilmişlik aynı şeyler değildir. Buna da dikkat edilmelidir. Hayâ hayatı kuşanmalıdır. Tartışırken, sinirli iken, açık veya gizli bir yerde iken, sevinç ve üzüntü anında, eli darda veya bollukta, zengin veya fakir durum ne olursa olsun hayâ kişiliğimiz ve tavrımız olmalıdır. Bu düzeyde ve sürekli bir hayâ için Allah’a ve ahiret gününe imanın aktif olması gerekir. Iman zayıfladıkça hayâ da zayıflayacaktır. Allah’ın nimetleri ve azabı, kudreti unutulmamalıdır. Allah’ın kulunu her an murakabe ettiği bilinmelidir. Hayâ açısından güzel örnek olabileceklerle beraberlik gerekir. Ve hayâ için kişinin nefsi ile sürekli bir mücadele içinde olması gerekir.
Allah ismi bizim imanımızın özüdür. Pastanın üzerine yazılması (Arapça harflerle veya Türkçe harflerle olması fark etmez) asla uygun bir iş değildir. En üst noktadaki mukaddesatımızı böyle şeylere alet edemeyiz. Pastanın üzerine lafza-ı celali yazmak bir dindarlık değildir. Basit bir taklit ve benzeşmektir. Bu benzeşmeye de dini değerleri alet etmek hatadır.
Evet, mukaddesatımızın süs ve dekor olarak kullanılmasının böyle bir sorunu da vardır. Bu sebeple mukaddesattan süs yapılmamasını tavsiye ediyoruz. Belirttiğiniz gibi bir kırılma ve benzeri durum olduğunda ya gömülür ya da yakılır o tür eşya.
Dua bir ibadettir. İbadet, Allah’ın istediği şekilde yapıldığında kabul olur ve ibadet yerine geçer. Rabbimiz dua ederken, onun dualarımızı kabul edeceğinden şüphemiz olmamasını istemektedir. ‘Eh, tutarsa..’ niteliğinde bir dua yanlıştır. Uygun şeyleri, edebine uyarak isteyen için duanın kabul olmasına mani bir şey yoktur. Elbette kabulün ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini kendisine dua ettiğimiz Allah bilecektir.
Keşke yakınlığımız fiilen artsa da sıkıntımız da olsa, keşke! Böyle bir kural yoktur, sıkıntı olmadan da yaşayıp mü'min olarak ölmek mümkündür ama genellikle de o belirttiğiniz gibi olmuştur.