Fetva Meclisi
Soru
Hocam eğer bir insan İslam’dan çıkarsa ve sonra pişman olup tövbe ederse Müslüman olabiliyormuş tekrar. Bunu ikinci kez tekrarlarsa bir daha tövbe etse bile kabul olmaz mı? Al-i İmran suresinin doksanıncı ayetinde öyle geçiyormuş. Ben de böyle bir durumdayım. İki defa dinden çıktım. Şimdi tövbe kapısı kapalı mı bana?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir değil bin kere bile bozsanız yine tevbe edeceksiniz. Allah'tan başka gidilebilir bir kapımız mı var ki?
Senin durumun bir takıntıyı gösteriyor. Bu konular seni zihin kargaşasına götürdüğüne göre bunlarla ilgilenme. Dinden çıktığına kendi kendine karar verme. Başka işlerle meşgul olmaya bak. İbadetlerini yap, işine gücüne bak.
Geçmişi bırakın, şimdi 'sözünde duran, tevbe bozmayan erkek mü'min' olmaya çalışın. Geçmişi karıştırmanız gerekmiyor, yararı da yok.
Aleykümselam. TEVBESİ KABUL OLMAZ bir hata yoktur. Tevbe eden ve tevbesinde samimi olan biiznillah kurtulur.
Durum şöyle olsa idi mesela Müslüman olmayan biri kanser olduğunu anlayınca Müslüman olsa idi, ona Müslüman değilsin demeyecektik. Küfürden dönmek bile mümkün iken küfürden çok daha alt düzeyde olan bir günahtan dönmek neden mümkün olmasın? Yeter ki bu kişi son nefeslerinde bunu yapmış olmasın.
Kâfir Müslüman olunca sıfırdan doğmuş gibi olur. Müslüman tevbe edince eski yapmadığı ibadetleri tek tek yapar.
ali imran konusundaki diğer fetvalar
Âl-i İmran, Kur'an-ı Kerim’de Allah Teâlâ’nın kendilerini seçip diğer insanlardan üstün kıldığını haber verdiği mü'minlerden biridir. Âl-i İmran suresinin 33-37 ayetleri böyle bir konuyu zikreder. Âyetlerin zahirinden anlaşılan da İmran’ın Musa aleyhisselamın babası değil Meryem aleyhisselamın babası olduğudur. Musa aleyhisselamın babası olan İmran ile bu İmran arasında bin sekiz yüz yıla yakın bir zaman olduğu tahmin edilmektedir.
Bu soruda bir ezilmişlik görüntüsü okunmaktadır. Allah’ın dini İslam, erkek ve kadın bütün insanlarındır. Erkek olmak veya kadın olmak değil mü'min ve muhlis olmak sonucu değiştirmektedir. Nahl Suresinin 39, Âl-i İmran suresinin 195. âyetleri bu gerçeği beyan etmektedir. Din açısından kadın ile erkek arasındaki fark, her ikisinin de yaratılış farklılıklarının üzerine belirlenmiş farklardır. Evet, Nisa suresinin 34.ayeti erkeklerin bir puan önde olmalarını emretmektedir. Bu önde olma bir erkeğin bir kadından bir puan önde olması değildir. Erkek cinsinin kadın cinsinden sorumluluklar açısından önde olmasıdır. Nice kadınlar vardır ki benzeri erkek az yaratılmıştır. Erkek olmak tek başına önde olmaya yeterli değildir. Cennet aynı cennettir ve herkese kadın ya da erkek olarak aynı şartlarda sunulmuştur. Yaşanan hayatta feminist anlayışların Müslüman nesillere etkisinden kaynaklanan endişelerden uzak durulmalıdır. Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı hayata yönlendirsin.