Fetva Meclisi
Soru
Maaşlı bir işte çalışırken, akşamları ve hafta sonları ikinci bir işte çalışılabilir mi? Maaşlı işyerinden herhangi bir mal/malzeme kullanımı söz konusu değil. Ancak bilgiyi, kişinin teknik yeteneğini iki işte de kullanması söz konusu. Veya bir örnekle; ayakkabı fabrikasında çalışan birisi işten sonra bilgisini kullanarak ayakkabı yapıp satabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman sözünün eri olmak zorundadır. Başka bir şirkette veya işte çalışmamaya söz vermiş birisi normal bir durumda başka bir işte çalışamaz. Ancak bu çalışma: Mevcut şirketine bir zarar vermeyecek, Günlük performansını etkilemeyecek düzeyde olması hâlinde hoş olmamakla beraber haram bir iş denecek seviyede de olmaz zannederiz.
Ortaklardan biri işte özel mesai harcadığı için maaş alabilir. Bu maaşı kâr zarar bölüşümüne dâhil etmezler. Bu şu demektir: Ortaklardan biri hem maaş alır hem iş sonu kârını da alabilir. Bu sözleşmede açık olarak bulunduğu sürece sakınca yoktur.
Aleykümselam. Ayette geçen BEHS kelimesinin anlamlarından biri de 'değerinden aşağı düşürmek' olarak zikredilebilir. Ayet, insanların aralarında birbirlerini ezecek hileler yapmalarını yasaklamaktadır. Hurda veya ikinci el eşya alım satımı bu ayete girmez. Yaptığınız işi, kurallarına uygun olarak yapıyorsanız, yalan konuşmuyorsanız, malı olduğundan daha değerli duruma getirmiyorsanız yaptığınız işte sakınca yoktur. Açık sözlü ve yalansız, hilesiz bir yöntemle ikinci el mal ticaretinde sakınca yoktur.
Bu durum, eşinizin iş yeri sahibi ile anlaşmasına veya alakasına bağlıdır. Genel olarak iş sahibi izin veriyorsa veya müsamahalı davranıyorsa kazançta sorun yoktur. Öyle değilse kazançta sıkıntı var demektir. Bu ise sizinle direk alakalı değildir, eşinizi tatlı dille ikaz etmeniz yeterlidir.
Bir yanlışı herkes yapıyor diye yapmak caiz olmaz. İş sahibinin izni ile yapılıyorsa bu bahsettiğiniz iş bir sıkıntı yoktur. İş sahibine karşı bir hile yapılarak bu iş yapılıyorsa elbette ortada sıkıntılı bir kazanç vardır. Siz böylesini yapmayınız.
Selamünaleyküm. Burada iki ihtimal var. Birincisi siz, eşinizin harama bulaşmasından endişe ettiğiniz için iş ortamını tenkit ediyorsunuzdur. Bunda haklısınız, tenkit de etmelisiniz. Tavsiyelerde bulunmalısınız. İkinci durum, o ortamda eşiniz ikinci bir kadınla bağlantı kurar veya ikinci kadınlar sizin eşinizle alakanızı zayıflatmaya neden olabilir. Bunu endişe etmekte de haklısınız elbette. Ancak ikinci durum yani sizin eşinizi ikinci kadınların bulunduğu ortamlarda görmekten endişe etmeniz öne çıktığında siz, bunu kolay kolay garanti edemeyeceğinizi bilmek zorundasınız. Evde onu hapsetmedikçe başaramazsınız bu arzunuzu. Eşiniz üzerindeki bu endişenize çok erken başlamışsınız. Bir aylık evli bir kadının, ilerideki muhtemel endişelerden ötürü 'boşanmaktan' söz etmesini gayet ağır buldum. Müslüman bir hanım olarak bunu size yakıştıramadım. Boşanmak kelimesini bu kadar rahat kullanmanız hiç doğru değil. Böyle bir ortam sizin aile yapınızı harap eder. Evet, eşinizin ortamı onun açısından veballe yüz yüze bulunması demektir ama sizin bunu sadece 'onun harama düşmesi tehlikesi penceresinden ele aldığınızı söyleyemezsiniz. Siz takvadan önce kadınlık endişesinden yola çıkıyor gibi duruyorsunuz. Zannederim önce sizin kendinizi toparlamanız gerekiyor. Bu bakışla devam ederseniz, eşinizi düşmeyecekse de bataklığa düşürürsünüz. Lütfen tekrar düşünün, kendi abartınızı da hesaba katın ve yeni evli bir kadının ağzından çıkmayacak sözü kullanmayın. Eşinizi sevdiğinizi söylüyorsunuz ama o ifadeye uygun olmayan evhamlar üretiyorsunuz. Tekrar düşünün ve teenni ile hareket edin. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Trafikteki kurallar, insanî değerler durumundadır. İzleyen olsun veya olmasın Müslüman'ın trafik kurallarına riayet etmesi gerektiğini söylüyoruz. Yaşanan ülkenin yönetiminin ne olduğu önemli değildir bu hususta.
Mü'min insan, şu fani dünyaya imtihan için geldiğini bilen ve insanca yaşamayı kulluk standartlarında yapan insandır. Eğlenmek, keyiflenmek de mü'minin hakkıdır. Mü'min de güler, neşelenir ama mü'minin izzeti, şahsiyeti zedelenmez hiçbir zaman. Ucuz ve sıradan işler mü'min işi değildir. Hele hele mü'min seviyesiz işleri meselek edinemez. Erkeği kadın gibi kadını da erkek gibi gösteren bir işi seviyesizlik buluruz.
O saatte sadece secdeli ibadet olan namaz yasaktır.
Bizi yetiştiren hocalarımızın bize gösterdiği temel kaynaklar arasında sözünü ettiğiniz kitap yoktur.
Namazda özelikle açmak gibi bir durum yoksa kadının avretinin yani namazda örtülmesi gereken yerlerinin az bir süre veya az bir yer olarak açık kalmasının namaza bir zararı yoktur. Mesela ruküye giderken başörtüsü takıldığı için saçının bir nebze açılmış olması ve hemen onu düzeltmesi böyle bir durumdur. Rüzgârın uçurduğu eteğinden ötürü diz altlarının birkaç saniye açık kalması böyle bir durumdur, namaza zararı yoktur.
Yalan ve hile karıştırmadıkça pahalı satılmasının zararı yoktur. Yalan ve hile helali haram yapar.