Fetva Meclisi
Soru
Hocam resmi şirketlerde iş sözleşmesi maddelerinde o şirkette çalışırken başka bir yerde çalışmama gibi bir şart var. Şirketler düşük ücretlerle çalışanların on bir veya on iki saat gibi vakitlerini alıyorlar. Biz şirketin imkân ve mallarını kullanmadan, şirket dışında kalan vaktimizde başka bir yerden para kazansak bu caiz olur mu? Bunu yapmasak da İslami olmayan ortamlardan kurtulup kendi işimizi kurabilmek gibi bir yola ulaşmamız çok mümkün görünmüyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman Cuma namazını terk edeceğini bile bile bir iş anlaşması yapamaz. Ancak açlık ve sokakta kalmak gibi bir AĞIR ZARURET durumunda öyle bir işte geçici olarak çalışabilir.
Siz devletten camide beş vakit bulunmanız için maaş alıyorsunuz. Bir kişi olsa hatta hiç kimse olmasa bile orada bulunmanız aldığınız maaşın helal olması için şarttır. Siz orada sadece imam veya müezzin değilsiniz; o noktada devletin emanetini sahiplenmiş bulunuyorsunuz. Resmi izin günleriniz dışında orada bulunmamanız emanete hıyanettir. Sadece aldığınız maaşın helal olup olmaması olarak bakmamalısınız. Sizin bu durumunuza göz yuman idareciniz/müftünüz de hıyanete ortaktır. İnsanın acil bir işi nedeniyle bir vakit namazdan geri kalması kabul edilebilir ama bunu ilkeleştirmek kabul edilemez. Nerede kaldı ki sizin bir Müslüman olarak namazda camide olmanız gerekirdi. Yaptığınız sıradan bir memurun bile yapmaması gereken bir iş iken bir imam olarak asla size yakışmayanı yapmış olursunuz. Tevbe edin ve vazifenize sadık olun. İnsanlara iyi örnek olun. İşiniz çoksa imamlığı bırakın ve çok olan işinize yönelin.
Çalışmak ya normal şartlarda yani alternatiflerinin de bulunabileceği şartlarda olur ya da aç kalmak, açıkta kalmakla sonuçlanabilecek şartlarda olur. İkinci çalışma çeşidinde dinimizin emirlerinde yer yer taviz verebiliriz. Aksi takdirde dinimizi işe harcatmamız mümkün değildir.
Selamünaleyküm. İmzaya sadık kalmamak mü'min karakteri değildir. Direk haram olmasa da yaptığınız doğru değildir.
Sadece haram olan bir işi yapıyor olmak orada işçi bile olsa kişi kazancını haram yapar. Geneli haram olmayanlardan oluşan ama haram olanın da bulunduğu mesela bir markette çalışan kişi, bizzat o haram olan bölümde çalışmıyorsa kazancı için haram demeyiz. Elbette en helal olanı aramak ve bulmak asıl hedefimiz olmalıdır.
İnsanlığın ve toplumun makul ve helal bir ihtiyacını karşılayan her iş kendi ekseninde önemlidir. Haram olmadıktan sonra hiçbir iş için “gereksiz” denemez. Böyle bir iddia ya kendimizi başkalarından üstün görme yani kibir gösterir ya da bindiğimiz dalı kesmeyi gösterir; ikisi de kabul edilemez. Atık su işinde çalışmak basit ve seviyesiz görülebilir ama bugünkü hayatta kaç gün o işin bakımı yapılmadan sağlıklı yaşanabilir? Tepeden bakan anlayışı hayata uyumlu bir anlayış olarak göremeyiz. Helal ve sağlıklı olduktan sonra her iş rızık kazanmak için uygundur. Elbette belli bir kabiliyet, eğitim ya da benzeri birikimlere sahip olanlar daha iyi işleri seçeceklerdir. Müslüman olarak da seçmelidirler. Ancak böyle bir seçme gerekliliği başka işlerde bulunanları hor görmeye ruhsat oluşturmaz. Kur'an’ımız bize Davud aleyhisselamı büyük bir Peygamber aleyhisselam olarak tanıtırken aynı zamanda bir DEMİRCİ USTASI olduğunu da bildiriyor. Tekrar vurgulayacak olursak, biz ve çocuklarımız kaliteli ve zengin işlerde çalışsın isteyebiliriz, istemeliyiz de ama onların kabiliyetlerini ve toplumun ihtiyacını istesek de yok kabul edemeyiz. Allah Teâlâ’nın yarattığı bu düzende büyük bir planlama ve hikmetler bulunmaktadır. Biz en iyi için yatırım yaparız ama taş yuvarlanır yerini bulur; hayat budur, böyledir. Ölçümüz helal ve sağlıklı olmalıdır. Kabiliyet ve fırsatları yok kabul edemeyiz. İnsanları meslekleri ve işleri üzerinden değerlendirmek asla kabul edilemez.
çalışan konusundaki diğer fetvalar
Öncelikle söz konusu hatada senin bir katkın direkt veya dolaylı var mı, bunu bil. Direkt senin imzan da bulunduğu için bu iş yürüyorsa imzanı çekmek zorundasın. Değilse, bu iş hakkında tereddütlerin mi var yoksa kesin bilgilerin mi? Kesin bilgin olmadıkça taşlarla oynama. Kesin bilgin varsa, ortadaki zulme elbette müdahale edeceksin. Sen en üst makama iletirsin. Senin işine mal olsa bile bu sen zulme engel olmanın sevabını kazanırsın. Asla sadece şüphe ile bir işi yapma. Kesin bil, belgeli bil.
Kurban bir ibadet olarak oğlunuza da vacip oldu ise o kurban ibadetini yerine getirmekle sorumludur. Bu ibadeti onun adına siz vekâleten yani tamam sen benim kurbanımı kes diyeceği bir şekilde kesebilirsiniz, kurban olarak sakıncası olmaz. Yine de siz onun kendisinin bu ibadeti eda etmesini yönlendirin, daha kalıcı bir iş olur.
Evet, prensip olarak sigorta caiz olmayan bir iştir. Uygulaması itibariyle fıkha aykırıdır. Yaşadığımız ortam ise böyle durumlarda sigortadan yararlanılabileceği kanaatini ortaya çıkarmaktadır.
Çalışanın işverenin kazancına zarar oluşturacak bir iş yapması, iş yerinde bulunurken başka bir alandaki işi de olsa görüp para kazanması, iş sözleşmesinde bunun konuşulup işverenin de kabul etmesi ile ancak caiz olur.
Bu konuda örf yani yaşanılan yerin yaygın kuralları geçerlidir. İlave olarak da yasalarla belirlenen ölçülere de dikkat edilmelidir. Biz bir fark olarak mü'min bir insanın çalıştırdığı kimsenin çalışma saatlerinde şu inceliklere dikkat etmesi gerektiğini düşünürüz: İş saatleri FARZ İBADETLERİN kaçırılma nedeni olmayacak şekilde belirlenmelidir. Çalışanın dinlenme ve insani haklarının yok kabul edildiği, çalışma zamanlarını kendisinin belirleyemediği bir iş oluşturulmamalıdır. Bu iki kuralın haricinde örfün belirlediği kurallara riayet edilmesi yeterlidir.
Satın almacı emin kimsedir. Emanete hıyanet edilemez. Hiçbir mezhep açısından emanete hıyanete kapı aralanamaz.