Fetva Meclisi
Soru
Dinin kısıtlandığı bir işletmede çalışmak günah mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinimizde yasak olan şeyleri yapmak günah/haram olduğu gibi böyle şeylerin yapılmasına rıza göstermek ve yardımcı olmak da günah/haramdır. Hz. Peygamber, haram bir maddeyi kullanan ile birlikte onu imal eden, taşıyan, aracılığını ve sunumunu yapan kişilerin de aynı günaha girdiğini bildirmiştir. (bk. Ebû Dâvûd, Eşribe, 2 [3674]; İbn Mâce, Eşribe, 6 [3380]) Bu itibarla, bir kimsenin helalinden kazanma konusunda alternatif imkânları bulunduğu sürece dinen yasaklanan şeylerin yapıldığı iş yerlerinde çalışması caiz olmaz. Ancak bütün çabalarına rağmen geçimini sağlayacak başka iş bulamadığı durumlarda zaruret sebebiyle bu tür iş yerlerinde çalışabilir. Zaruret durumunun ortadan kalkması yani yapılması helal olan uygun bir iş veya iş yeri bulması hâlinde ise mevcut iş yerini terk etmesi gerekir.
Müslüman sözünün eri olmak zorundadır. Başka bir şirkette veya işte çalışmamaya söz vermiş birisi normal bir durumda başka bir işte çalışamaz. Ancak bu çalışma: Mevcut şirketine bir zarar vermeyecek, Günlük performansını etkilemeyecek düzeyde olması hâlinde hoş olmamakla beraber haram bir iş denecek seviyede de olmaz zannederiz.
Hiç kimse “Müslüman kadın çalışamaz” diye bir hüküm veremez. Allah’ın dininde böyle bir yasak yoktur. Bugüne kadarki dini ve fıkhî birikimimizde de böyle bir kayıt yoktur. Kadının çalışması ile kadının çalışmasının sonuçları karıştırılmaktadır. Çalışmak bakımından kadın ve erkeğin hükmü aynıdır. Yalnız kadın çalışırken: Anneliği ve eş olma yönü zarar görecekse, böyle bir zarara katlanmak için acil ve zorunlu bir durum da yoksa bu çalışmayı gereksiz hatta sakıncalı buluruz. Zira kadının çocuğunu ihmal etmesinin gelecek nesiller açısından risk barındırdığı ortadadır. Çalışan kadının eşine karşı zayıf düşmesinin beraberinde getirdiği başta ahlâk olmak üzere pek çok risk de buna ilave edilebilir. Kadının çalışması durumunda erkeklerle karma bir ortamda bulunmasının getireceği ve dinimizin haram sınırları içinde tuttuğu sakıncalar vardır. Göz kirliliği ve temas sakıncası da dinin haramları ile ilgili bir konudur. Bir başka sakınca da yabancı erkek ve kadının halvet dediğimiz yalnız kalma pozisyonu ile karşılaşmalarıdır. Bunların bir dini boyutu bir de günümüzde yoğunlaşana yıkılmış aileler, bitmez ithamlar ve şüpheler ortamının oluşmasıdır. Bunun dışında kadının çalışması, ticaret yapması esasında yasak değildir.
Çalışanın işverenin kazancına zarar oluşturacak bir iş yapması, iş yerinde bulunurken başka bir alandaki işi de olsa görüp para kazanması, iş sözleşmesinde bunun konuşulup işverenin de kabul etmesi ile ancak caiz olur.
Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.
Sizin iki satırda özetlediğiniz bu işlem, açıldığında karmaşık bir dosyadan oluşmaktadır. Helalliği net olan işlerde çalışmak gerekir.
çalışmak konusundaki diğer fetvalar
Müslüman hile ile iş yapmaz.
Bu durum, eşinizin iş yeri sahibi ile anlaşmasına veya alakasına bağlıdır. Genel olarak iş sahibi izin veriyorsa veya müsamahalı davranıyorsa kazançta sorun yoktur. Öyle değilse kazançta sıkıntı var demektir. Bu ise sizinle direk alakalı değildir, eşinizi tatlı dille ikaz etmeniz yeterlidir.
Devletin rızık dağıttığı yanlış bir düşüncedir. Rızık Allah’ın elindedir. Seninle devlete güvenip evlenecekler zaten senin saf destekçin hiçbir zaman olmayacaktır. Seni sen olduğun için mü'min insan olduğun için beğenip kabul etmeyenlerle evlenme ve yıllarca bekar kal, hiçbir zararın olmaz. Şunu bilesin: Allah’ın kaderinde yazmayan olmaz. Onun kaderinde yazanı da engelleyebilecek kimse olmaz. Zamanını bekle, iffetini ve onurunu koru, dik dur; vakti gelince hey şey kendiliğinden olur biiznillah.
Selamünaleyküm. Namazı esas alan bir dindarlık yaşamak zorundayız. Namazınızı aksatmayacağınız iş bulmak zorundasınız. İlk fırsatta öyle bir işe geçin.
Aleykümselam. Hakkını vererek çalışırsanız aldığınız ücretin sakıncası yoktur.
a- Evi geçindirmek bütün ayrıntıları ile erkeğin görevidir. Kadına eve ekonomik katkı verme zorunluluğu getirilmemiştir. Kendi isteği ve rızası ile yaptığı ise onun faziletinden olur. b- Kadının çalışması nikâh akdinden önce konuşulmuş ve erkeğin eşinin çalışmasına itirazı olmamış ise kadının helal bir iş ve ortamda çalışmasında da bir sorun yoktur. Kadının bu durumda çalışıp kazandığı da kendi özel malı kabul edilir. Erkeğin o malda hakkı olmaz. Kadın dilerse evin geçimine katkı verir. Genel kural böyledir.