Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm değerli Hocam. Allah Subhane ve Teala sizden razı olsun. Ayaklarınızı hak ve hanif olan İslam dini üzere sabit kılsın. Benim size üç sorum olacak: 1- İmam Şafii’nin diye bildiğim el-Ümm adlı eser hakkında kısaca değerli bilgilerinizi öğrenmek istiyordum. 2- Bir de bu eserde İmam Şafii’nin sakalı salmak ve kesmek hakkındaki hükmünü söyleyebilir misiniz? 3- Farz namaz kılmaya başlamış bir Müslüman’a namazı bitirmeden yetişip, omzuna hafifçe dokunup ona tâbi olunabilir mi? Misal, akşam namazının farzını münferit olarak kılmaya başlamış bir Müslüman’ın omzuna dokunup, ona tâbi olarak cemaat yapılabilir mi? Allah razı olsun. Rabbim zihninize ferahlık, işlerinize kolaylık versin.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İmamın niyeti ile ona uyanın niyeti arasındaki fark konusunda Hanefi mezhebi uleması ile Şafii ulemasının başını çektiği diğer ulema arasında fark vardır. Şafii ulemasının görüşüne göre niyet farkı imamla ona uyan arasında sorun değildir. Namaz, imama uyuldukça niyetler ne kadar farklı olursa olsun caizdir. Hanefi ulemasının görüşüne göre ise mesele şöyledir: a- Nafile kılan biri farz kılan bir imama uyarın ve kıldığı nafile sahihtir. b- Farz namaz kılan biri, nafile kılan birine uyamaz. c- Farz kılan bir imama, başka bir farza niyet edecek biri uyamaz. Farzlarda aynı namaza niyet etmek gerekir. Mesela akşamı kılmayan biri, yatsıyı kılan birine uyamaz. Sizin durumunuza gelince, sizin peşinizdekiler Şafii mezhebinde iseler, onlar açısından bir sakınca olmayacağı için siz imamlığınıza devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bildiğiniz bir hatanız yoksa evham etmenize gerek yoktur. Bir de arkanızda sizden daha âlim birinin bulunduğunu biliyorsanız onun önüne geçmeyin. İmamlık bir meslek değildir; her mü'min namaz kılar ve kıldırır. Bunu böyle bilin ve cemaat sevabını kaçırmayın. Bu arada da bir ilmihal kitabını, bilen birinden muhakkak ders olarak okuyun. Allah amellerimizi kabul buyursun.
Selamünaleyküm. İmamla ona uyan arasında bir niyet birliği bulunması şarttır. Öğleyi kılanın arkasında ikindiyi kılmak gibi niyet farklılığı cemaat olmaya manidir. Aynı şekilde nafile kılanın arkasında farz kılmak da mümkün değildir. Farz kılanın arkasında nafileye niyet edilebilir. Münferit kılmaya niyet edenin namazı esnasında imamete niyet etmesi de caiz değildir. Bu meseleler Hanefî mezhebi esas alınarak kaydedilmiştir. Diğer mezheplerde bazı farklılıklar vardır. Bu sitede biz, fıkhı halk düzeyinde ele alıyoruz. Bu sebeple sizin istediğiniz şekilde izahata giremiyoruz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Cemaati terk edecekseniz bu tutarlı bir dayanak değildir. Cemaati terk etmek o durumdan daha ağırdır. İki cami varsa siz sakallı imamı tercih ediyorsanız bu güzeldir.
Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: "Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler." Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. Selamünaleyküm. ❓Soru: Bazı Müslümanlar, 'Allah her yerdedir' diyor bazıları da, 'Allah gökte, Arş'ın üzerindedir' diyor. Doğrusu hangisidir? ✅Cevap: Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. ❓Soru: Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin 16. ayetindeki “Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz?” ifadesini nasıl izah edeceğiz? Allah’ın gökte olması nasıl anlaşılmalıdır? Rabbim ilminizi ve amelinizi arttırsın. ✅Cevap: Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O’nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet’in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş’a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O’na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah’a emanet olunuz. ❓Soru: “Allah semadadır” demek yanlış mı, eğer yanlışsa bunu diyen mücessimeden mi oluyor? ✅Cevap: Bu mesele asırlardan beri ilim adamları arasında tartışılan bir meseledir. İki görüşü de hararetle savunanlar vardır. Bizim, avamdan kimseler olarak böyle meselelere girmemiz doğru değildir. Bize akide olarak öğretilen konular, Ümmet’in ulemasından ehli sünnet ekollerinden her birinin çizdiği çizgi, diğerinin çizgisinin batıl olmasını gerektirmeyecek bir doğru olarak alınabilir. Uygun olan budur. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari
Selamünaleyküm. 1- İmamlık mesleğinin şu dünya hayıtında değişilebileceği ikinci bir meslek olamaz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme vekil olmak, şereflerin en büyüğüdür. Elbette sorumluluğu açısından da imamlık en ağır meslektir denebilir. Hakkını verebileceğiniz bir imamlığı hiçbir isimle karıştırmayın. Hayır, namaz kıldırma memurluğu olarak görecekseniz bırakın mü'minleri başkası yönlendirsin. 2- Eğer bir hadisteki emri, bütün hadislerle karşılaştırarak anlayacak düzeyde iseniz hiçbir sakıncası yok onunla amel edin. Çeşni olsun gibi davranacaksanız o tehlikelidir. 3- Şehveti kışkırtan, vakit israf ettiren, mü'mini küfür ehline benzemeye iten müzik haramdır. Bunun ötesindeki müzik için haramlığın altında kavramlar kullanabiliriz. 4- Canlı fotoğrafı dışındaki fotoğraflar mubahtır. Canlı fotoğrafları için haram olmayacağı söylenebilirse de şehveti teşhir eden, haramı meşrulaştıran hususlarda olmamasına dikkat etmelisiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Reşit olup kendi işini görünceye kadar babasının sofrasına oturabilir. Ondan sonra helal olanı yeme işini kendisi üslenir.
Selamünaleyküm. Hicrî 538'de vefat eden Zemahşerî, kendi alanında önemli isimlerden biridir. Tefsir alanında Zemahşerî ismini büyük olarak kabul etmek ve örnek vermek hakkaniyet gereğidir. Ancak her insan için geçerli olan 'hatadan masum olmamak' Zemahşerî için de geçerlidir. Allah ona da bize de mağfireti ile muamele buyursun; i'tizal meyli yani mutezile akımı onda ağır basmaktadır. Ayetler arasında serpiştirdiği i'tizal anlayışını ancak o alanda uzman olanlar ilk okuyuşta anlayabilir. Güçlü dili sayesinde fikirlerini iyi serpiştirmiştir.Kur'an kıraatleri arasındaki tercih cesareti de dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Peygamber aleyhisselam hakkında da bir tefsir kitabında bulunmaması gerekecek düzeyde 'ölçüyü aşmış' sözleri vardır. Bu sebeple de ciddi tenkitler görmüştür. Zehebî, onu anlatırken ilmindeki derinlikten söz etmekle beraber bu yönlerine de dikkat çekmektedir.Bir başka mesele de mevzu hadis konusundaki gevşekliğidir.Bir tefsir kitabı olarak araştırmacılar düzeyinde ikinci derecede önemli bir kaynak şeklinde kullanılabilir. Bir vaiz için ise gereksiz ve zararlı denebilir.Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bizim için iki bilgi kaynağı olabilir: a- Kur'an ve Sünnet kaynağı. b- Tıp gibi deneye dayanan ilimlerden elde edilen bilgi kaynağı. Bu iki bilgi dışında kalan bilgiler için mü'min insanın, 'itikat düzeyinde' bir bilgiden söz etmesi mümkün değildir. Bilgi adıyla belli bir birikim bulunabilir. Adı ne olursa olsun o bilgi, kişiseldir, bağlayıcılığı ve inandırıcılığı yoktur. Sözünü ettiğiniz kitaptaki bilgiler, bu iki bilginin ötesindedir. Mü'min insan olarak birinci ve ikinci sınıftan olmayan bilgilere bakışımız böyle olmalıdır.
Selamünaleyküm. Böyle bir ayrıma gitmeye gerek yoktur. Düğün düğündür, nerede yapıldığı önemli değildir. Hata da nerede olursa olsun hatadır.
Selamünaleyküm. Siz, vaktinde orada bulun, ders vermeye hazır olun. Ortam oluşmadığı için veremediğiniz dersin ücreti size helaldir. Siz bilerek gevşetmeyin, kaytarmayın sıkıntı olmaz. Allah işinizde yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bizden önceki dinlerle bizim dinimiz arasında feri konularda belli başlı farklılıklar vardır. Bunların tamamı 'Allah istediği için' dışında bir gerekçeye dayandırılamaz. Din, zaten nedenleri sorgulanamayan esaslardan oluşur. Allah'a emanet olun.