Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Allah davanızda ve davamızda bizi muvaffak etsin inşallah. Hocam sorum şu, yanıtlarsanız sevinirim. Ben Ordu’nun bir köyünde imam-hatiplik yapıyorum. Vaizimizin uyguladığı yüz yüze vaaz kursu var. Bugün tefsir örnekleri verirken Zemahşeri'nin Keşşaf tefsirini örnek olarak verdi. Ama bize eskiden beri mutezile sapık mezhep olarak anlatıldı. Öyle öğrendik, öyle araştırdık, öyle de biliyoruz. Zemahşeri müntesibi olduğu mezhebe göre güvenilir bir kaynak olabilir mi? Şimdiden teşekkürler hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Hocam,Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi rızasına muvafık kılsın. Umduğunuzdan güzeline kavuştursun sizi. Hayırlı amellerde muvaffak olmanız için dualar ederim.Mesele herhangi bir ilmihal veya tefsir meselesi değildir. Mesele bakış meselesidir. Nesillerimizi yetiştirenler, büyük bir hata ederek insanlara dinimizi camiye sıkıştırılmış bir din olarak öğrettiler. Netice de böyle oldu. Yeni bir bakışla dinimizi, ilk nesil gibi anlayıp uygulamaya yönelmemiz gerekiyor. Bu hususta da size yani Peygamber aleyhisselama vekil olan imamlara ve Kur'an muallimlerine çok iş düşüyor. Farklı bir ilmihal veya tefsir okumuyorum. Sizin de kitaplığınızda bulunan Buharî'yi, Riyazussalihin'i, Fikri Yavuz İlmihali'ni okuyorum. Ama okurken dikkatli ve gayeli okuyorum. Ümmetime acilen gerekli şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vakit doldurmak gibi bir derdim olmuyor. Aksine işim hep vaktimden çok oluyor.
Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: "Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler." Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. Selamünaleyküm. ❓Soru: Bazı Müslümanlar, 'Allah her yerdedir' diyor bazıları da, 'Allah gökte, Arş'ın üzerindedir' diyor. Doğrusu hangisidir? ✅Cevap: Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. ❓Soru: Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin 16. ayetindeki “Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz?” ifadesini nasıl izah edeceğiz? Allah’ın gökte olması nasıl anlaşılmalıdır? Rabbim ilminizi ve amelinizi arttırsın. ✅Cevap: Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O’nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet’in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş’a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O’na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah’a emanet olunuz. ❓Soru: “Allah semadadır” demek yanlış mı, eğer yanlışsa bunu diyen mücessimeden mi oluyor? ✅Cevap: Bu mesele asırlardan beri ilim adamları arasında tartışılan bir meseledir. İki görüşü de hararetle savunanlar vardır. Bizim, avamdan kimseler olarak böyle meselelere girmemiz doğru değildir. Bize akide olarak öğretilen konular, Ümmet’in ulemasından ehli sünnet ekollerinden her birinin çizdiği çizgi, diğerinin çizgisinin batıl olmasını gerektirmeyecek bir doğru olarak alınabilir. Uygun olan budur. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari
Selamünaleyküm. Hafızlık için çok dua etmeniz gerekir. Büyük bir vebal altındasınız. Allah yardımcınız olsun. En iyi bildiğiniz cüzlerden başlayarak kısa kısa bölümleri güçlendirip kendinizi ezbere ısındırabilirsiniz. Mesela, iki ay sadece Kâf suresini takviye edin. İki ay da Hucurat'ı. Bu size, ezbere ısınma getirecektir biiznillah. Yüz on dördü de yüz on ikiye düşürmüş olursunuz. Vaaz için, çalıştığınız konuyu, cami boş iken kürsüye çıkarak, cami dolu imiş gibi birkaç kere anlatın. Bunu on defa yaptığınızda sorunu çözülmüş bulacaksınız biiznillah. Duanızı bekleriz
Selamünaleyküm. Zerre kadar iyilik ölçüsünde haklısınız elbette ama dağ kadar Kur'an okuma sevabı ile kıyas edildiğinde zerreleri ne yapacaksınız. Dinimizde ibadet olan şeyleri saydığımızda, namaz, oruç gibi, siret okuyup ağlama diye bir ibadet var mı? Ashab ki, sevgide onlar Arş'a kadar yükseldiler; öyle mi yaptılar yoksa onun sevgisini ispat için cihat mı ettiler? İyi ve insaflı düşündüğümüzde görürüz ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin siretini, vefatını bize anlatarak ağlamamızı sağlayanlar bunun üzerinden bizi oyalamaktadırlar. Bilerek veya bilmeyerek yaptıkları ise onlar ile Rableri arasındaki bir iştir. Biz, bize dönen yönünü ele alıyoruz. Ne Peygamber aleyhisselam aşkı ki, bir sakal için dahi o ağlayan gözleri hareket ettiremiyor. Peygamber aleyhisselamın bizden beklentisi onun adına ağlamak mıdır, dinini yükseltmek midir? Bankaların bakkal gibi yayıldığı bir zamanda kendimizi aldatacak kuru tesellilere vaktimiz olmamalıdır. Zerre kadar amelde büyüktür kesinlikle ama Kudüs dağlardan daha büyük bir sevap olarak önümüzde duruyor. İşte neslimizi saran şehvet ablukası, işte çöken ahlâkımız! Dinlerken elbette insanın içi cız ediyor o sözlere ama ne yazık ki gerçek böyle! Sizlere dua ederiz, duanızı bekleriz.
Allah Teâlâ sizi razı olacağı işlere muvaffak kılsın. İlim başlığı altında size şunları tavsiye edebiliriz: a- Bir ilmihal kitabını kavrayacak şekilde okumalısınız. Onu okumadan Kur'an okumanız bile yerini bulmamış olabilir. Diyanet'in ilmihali güzeldir, okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra da temel kaynağınız olarak başucu kitabı şeklinde yanınızda olmalıdır. b- İkinci olarak da Riyazussalihin hadis kitabını şerhi ile beraber okuyabilirsin. Erkam Yayınları arasında çıkan şerh sizin için ömür boyu yeterli olur. c- Tefsir olarak da M. Toptaş'ın Şifa tefsiri size yeterli olur. d- Mesleğinizle alakalı olarak yapacağınız karşılaştırmalar için binlerce kitap yerine size tavsiyem şu olur: Kendinize bir ilim danışmanı bulun. Onunla yazışın, görüşün. O sizi fıkıh dünyasına taşısın. Daha rahat ve daha kalıcı bir yöntem olur bu. Allah yardımcınız olsun.
Bu ve benzeri hadislerde, Ümmetin fırkalara bölünmesi ile ilgili bilgiler Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin geleceğe dair verdiği bilgiler arasında yer almaktadır. Bu bilgilerin muayyen bir asır ve mekân için kullanılması, şahıslara, gruplara mal edilmesi doğru değildir. Eğer hadislerdeki bilgi gün veya yer ismi zikrediyorsa mesele yok; zaten mucize tahakkuk etmiştir. Bunun dışındaki sonuçlar için hadislerdeki anlamı zorlamak gerekir ki bunun yanlış olacağını tahmin edebiliriz. Hadisler, ümmetin geleceğinde bir parçalanmanın olacağını ve bunun da yanlış olduğunu bildirmektedir. Başka bir uyarı da bu parçalanmada sadece bir grubun ilk neslin berrak izinden devam edeceği gerçeğidir. Ama siz de takdir edersiniz ki, her grup kendisinin o tek fırka olduğunu iddia edecektir ve etmektedir de. Bu da imtihanın ayrı bir boyutudur. Bize düşen, namazda, hacda, Kur'an'da, sünnette, ailede, cemaatleşmede ümmet mantığıyla hareket etmeye çalışmak, gerekiyorsa tek başına Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının izini sürmeye hazır olmaktır. Bu da ilimle olabilir ancak. Allah azze ve celle rızasını gözeterek yaşamayı hepimize müyesser kılsın. Birbirimize, ümmetimize çok dua edelim. Dünyanın fitne zamanında yaşıyoruz ve fitne de artarak devam edecektir. Cennete kadar yılmadan sabırla devam edelim.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. El-Ümm, İmam Şafii'nin muhteşem bir eseridir. Fıkıh ilminin ana kaynaklarından biri olarak kütüphanelerimizde yerini almıştır. Ancak gerek el-Ümm ve gerek o dönemde yazılan kitaplar, bugün ilmihal kitabı gibi kullanılabilecek eserler olarak görülmemelidir. Büyüklüğü ve önemi, büyük düzeyde ilim adamları için geçerli olarak bilinmelidir.Sakalla alakalı olarak, el-Ümm'de açık bir hüküm yoktur. Cinayetle alakalı bir meseleyi zikrederken İmam Şafii, sakala değinmektedir. Oradaki ifadesinden de sakalı kesmenin haram olacağı hükmü dolaylı olarak anlaşılmaktadır.Sakalla ilgili olarak sakal kesmenin haram olacağı hükmü, Şafii mezhebinin muteber isimleri arasında da geçerli olan söz durumundadır. Son ulema arasında sakal kesmenin mekruh olacağı kaydı vardır.İmamla ona uyan arasında niyet beraberliğinin bulunması ve bu beraberliğin namaza başlamadan önce gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen görüşe göre sizin yaptığınız gibi bir namaz kılma olmaz. Fakat namaz kılmakta olan birine sonradan uyulabileceğini söyleyen görüş de vardır. Bu görüşe göre ise namaz cemaatle kılınmış olmaktadır. Bu meselede bilhassa Hanbelî ve Hanefî mezhebi esaslarına göre niyetin namaza başlamadan yapılma şartına binaen bir ihtilaf söz konusu olacağından, farklı uygulamaları normal görmeyi tavsiye ederiz.
Selamünaleyküm. Böyle bir ayrıma gitmeye gerek yoktur. Düğün düğündür, nerede yapıldığı önemli değildir. Hata da nerede olursa olsun hatadır.
Selamünaleyküm. Reşit olup kendi işini görünceye kadar babasının sofrasına oturabilir. Ondan sonra helal olanı yeme işini kendisi üslenir.
Selamünaleyküm. Bizden önceki dinlerle bizim dinimiz arasında feri konularda belli başlı farklılıklar vardır. Bunların tamamı 'Allah istediği için' dışında bir gerekçeye dayandırılamaz. Din, zaten nedenleri sorgulanamayan esaslardan oluşur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bizim için iki bilgi kaynağı olabilir: a- Kur'an ve Sünnet kaynağı. b- Tıp gibi deneye dayanan ilimlerden elde edilen bilgi kaynağı. Bu iki bilgi dışında kalan bilgiler için mü'min insanın, 'itikat düzeyinde' bir bilgiden söz etmesi mümkün değildir. Bilgi adıyla belli bir birikim bulunabilir. Adı ne olursa olsun o bilgi, kişiseldir, bağlayıcılığı ve inandırıcılığı yoktur. Sözünü ettiğiniz kitaptaki bilgiler, bu iki bilginin ötesindedir. Mü'min insan olarak birinci ve ikinci sınıftan olmayan bilgilere bakışımız böyle olmalıdır.
Selamünaleyküm. Gayet yanlış bir iş yapmış olursunuz.