İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırka cennette, yetmiş iki fırka ise ateştedir. Bu hadisi biraz açabilir misiniz? Hadiste fırkaların cemaatler olduğu söyleniyor. Cemaatten kasıt günümüzdeki cemaat toplulukları mıdır?

Cevap

Bu ve benzeri hadislerde, Ümmetin fırkalara bölünmesi ile ilgili bilgiler Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin geleceğe dair verdiği bilgiler arasında yer almaktadır. Bu bilgilerin muayyen bir asır ve mekân için kullanılması, şahıslara, gruplara mal edilmesi doğru değildir. Eğer hadislerdeki bilgi gün veya yer ismi zikrediyorsa mesele yok; zaten mucize tahakkuk etmiştir. Bunun dışındaki sonuçlar için hadislerdeki anlamı zorlamak gerekir ki bunun yanlış olacağını tahmin edebiliriz. Hadisler, ümmetin geleceğinde bir parçalanmanın olacağını ve bunun da yanlış olduğunu bildirmektedir. Başka bir uyarı da bu parçalanmada sadece bir grubun ilk neslin berrak izinden devam edeceği gerçeğidir. Ama siz de takdir edersiniz ki, her grup kendisinin o tek fırka olduğunu iddia edecektir ve etmektedir de. Bu da imtihanın ayrı bir boyutudur. Bize düşen, namazda, hacda, Kur'an'da, sünnette, ailede, cemaatleşmede ümmet mantığıyla hareket etmeye çalışmak, gerekiyorsa tek başına Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının izini sürmeye hazır olmaktır. Bu da ilimle olabilir ancak. Allah azze ve celle rızasını gözeterek yaşamayı hepimize müyesser kılsın. Birbirimize, ümmetimize çok dua edelim. Dünyanın fitne zamanında yaşıyoruz ve fitne de artarak devam edecektir. Cennete kadar yılmadan sabırla devam edelim.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselamdan gelen sahih hadislerde, ümmeti içinde ilk çizgiyi değiştirmeden yoluna devam eden bir grubun bulunacağına dair bilgiler vardır. Bu bilgiler Buharî ve Müslim başta olmak üzere pek çok hadis kitabında vardır. Söz konusu hadislerde bu grubun özellikleri arasında: a- Kıyamete kadar devam edecekleri, b- Aykırı davrananlardan etkilenmeyecekleri, yabancılardan zarar görmeyecekleri, c- Bu uğurda savaşacakları, d- Bu grubun Beytülmakdis (Kudüs) etrafında olacağı bilgisi vardır. Bu hadislerin önemli bir bölümü de sahih hadislerdir. Böyle bir grubun varlığı, büyük ihtimalle savaşlarda düşmanlarını kahredenlerden çok dinin kıyamete kadar taşınması için eğitimden cihada kadar her türlü DİNİ YÜKLENME himmeti gösterenlere işaret etmektedir. Bu sebeple de bu grubun kimlerden oluştuğu sorusunun cevabını, dinin bugünlere, bu günlerden kıyamete kadar taşınması için kimlerin adı geçiyorsa onlardır şeklinde verebiliriz biiznillah. Çizgi olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının yolunu titizlikle takip eden muallimden doktora kadar herkes bu grubun içinde olabilir. Coğrafya adı verilerek cevaplandırılacaksa bu grubun bulunduğu yer Şam diyarıdır. Kudüs de o Şam diyarına dâhildir. Yalnız, din nerede ise ve nerede onu omuzlayacak bir mü'min aranıyorsa orada bulunanın mekânı bu grubun mekânıdır. Bu anlamda bütün mü'minler her yerde bu şerefe yani kıyamete kadar nesli tükenmeyecek saf mü'minlerden olmaya adaydırlar. Yeter ki yaşadıkları zamanın ve çevrenin fitnelerine karşı erime gibi bir ihtimal olmasın. Bu hadisler, Peygamber aleyhisselamın mucizelerinden biridir. Defalarca İslam dini ve Müslümanları mezara koymak için dünya çapında saldırılardan sonra bugün bütün dünyanın en genç ve dinamik nüfusuna sahip neslin dini İslam ve onun kitabı Kur'an ortada bu mucizeyi yükseltmektedir. Elhamdülillah. Bu grubun vazifesi dini sadece dış düşmanlardan korumakla sınırlı değildir. Dış düşmanlar ve iç sulandırmalar, fitneler ve bid’atlerden de koruyacaklardır dinlerini. Onların varlığı dinin yücelmesi, ebediyete kadar korunması olacaktır biiznillah. Zaman zaman sıkıntılar yaşamaları, eziyetler görüp belki de şehitler vermeleri bu büyük gerçeği değiştirmez. Çükü onlar, dinleri için vardır. Dinleri de onların şehadeti ile yücelmekte ve ebedileşmektedir. Maksat da budur zaten. Bu grubu ayakta tutan ruh, Kur'an ve Sünnet eksenli bir ilimden besleniyor olmalarıdır. Dinin özünü anlama ve yorumlamada çağların icatlarına kulak vermemeleridir. Çevre seçicisi olmaları, fitnelere karşı teyakkuzda olmaları, ümmetin büyüklerini önden bilmeleri de bir başka ayrıcalıkları sayılmaktadır. Bunların sayı ile ilgileri yoktur. Bir kişi olma veya tek kalmak onlar için sıkıntı değildir. Allah ile beraber olduklarına inanmaları onları sürekli heyecanlı tutmakta ve ufuklarını aydınlatmaktadır. Dinlerinin edebiyatını değil pratiğini yaşayan ve bunu nesillere taşıyan bu mübareklerden olmak bilhassa bu fitne çağında Allah’ın büyük bir ihsanıdır. Bu ihsanın peşinde koşanlardan olmayı dileriz.

Hocam, bir konuda beni aydınlatırsanız size dualar ederim. Konum şudur: Bazı gr
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ve benzeri konularda onlarca cilt kitap yazılmıştır. Onlarca da fırka oluşmuştur etrafında. Asırlardır tartışılmaya devam etmektedir. İlk günkü bakış farklılıkları ve derin anlama sıkıntıları ağırlaşarak devam etmiştir. Tek bir kelime üzerinde söz birliği sağlanamamıştır. Tek bir kelime! Bu birinci hakikat. İkinci hakikat: Sahabeden hiçbiri bu konuları merak edip uykusuz kalmamıştır. Duyduklarına iman edip yollarına devam ettiler. Üçüncü hakikat: Sahabeden sonraki nesiller pek merak saldılar bu ayrıntılara. Araştırdılar, tartıştılar, ayrıştırdılar. Dördüncü hakikat: Sahabe, Allah onlardan razı olmuş olarak gittiler bu dünyadan. Sonraki nesiller ise birbirlerini tekfir ederek, kendi düşüncesini uymayanların kuyusunu kazarak gittiler neredeyse. Beşinci hakikat: Bugün, içinde boğulduğumuz dünya sorunları ve dinimize dair kaybettiklerimize bu ve benzeri meselelerin çözümünün ne katkısı olacak? Sadece mü'minler arasındaki mesafeyi derinleştirecek! Farzı ayın olmayan bilgi üzerinde harcadığımız vakitler bizi farzı ayın görevlerimizden alıkoyuyorsa bu bir kayıptır. Lütfen bu açıdan da bakınız konuya.

Hocam sosyal medyada Allah'ı tecsim veya teşbih içerdiği iddia edilen birtakım h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. nBunun gibi pek çok hadis vardır. Bu bir kuraldır: Cehennemde sıfır imanlı olanlar yani kâfirlerden başkası sonsuza kadar kalmayacaktır. Müm'inler ise dünya hayatında günah işledilerse ve tevbe etmeden öldülerse, günahlarının gerektirdiği kadar cehennemde kalacaklardır. Sonra da Allah Teâlâ'nın lütfu ile cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir. Tabii bu durum, mü'minin günahlarını Allah Teâlâ'ınn affetmemesi hâlindedir. Af görürse zaten kurtulacaktır. Allah Teâlâ sonumuz hayertsin.

Selamünaleyküm hocam; "Kalbinde zerre kadar İmanı olan cehennemde cezası kadar y
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam.Evet, tam anlamıyla bir fitne döneminde yaşıyoruz. Yalnız şunu kesin bir bilgi olarak idrak etmemiz de şarttır: İnsanın bulunduğu her yer ve her zaman bir tür fitne muhakkak vardır. Zira fitne, Allah Teâlâ’nın kulunu imtihan etmesi demektir. İmtihan her zaman ve her insan için var olacağına göre fitnesiz bir zaman beklentisi içinde olmamız doğru değildir. Bize düşen, bulunduğumuz zamanda ne ile sorumlu olduğumuzu bilip gücümüz yettiği kadarı ile imtihanı kazanmaya çalışmaktır. Gündemle gereğinden fazla meşgul olmak akıntıya kapılmak olarak sonuçlanabilir. ULÜ’L-EMR, dinimize ait bir kavramdır. Bu kavramın anlamı ‘mü'minlerin başındakiler’ şeklinde anlaşılabilir. Mü'minlerin başındakilerin ise MÜ’MİNLERDEN BİRİ olması gerektiği tartışılamayacak açık bir gerçektir. Mü'minlerin başındakilerin ise mü'minler, bir toplum olduklarında anlam ifade eder. Dağılmış parçacıklardan birinin içinde birinin mü'minlerin başında veya dibinde olması bir sonuç doğurmaz. Bu sebeple anlaşılıyor ki, şu dönemde mü'minler olarak neden bizim bir Hilafetimiz yok, Halifemiz nerede sorularını iyi düşünmek gerekmektedir.Her hâlükârda ulü’l-emr aynı zamanda ALİMLER anlamına da gelmektedir. Bu açıdan da konuyu ele alalım.

Selamünaleyküm hocam. Bu fitne döneminde, Allah (azze ve celle)'nin kendisinden
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Hicrî 538'de vefat eden Zemahşerî, kendi alanında önemli isimlerden biridir. Tefsir alanında Zemahşerî ismini büyük olarak kabul etmek ve örnek vermek hakkaniyet gereğidir. Ancak her insan için geçerli olan 'hatadan masum olmamak' Zemahşerî için de geçerlidir. Allah ona da bize de mağfireti ile muamele buyursun; i'tizal meyli yani mutezile akımı onda ağır basmaktadır. Ayetler arasında serpiştirdiği i'tizal anlayışını ancak o alanda uzman olanlar ilk okuyuşta anlayabilir. Güçlü dili sayesinde fikirlerini iyi serpiştirmiştir.Kur'an kıraatleri arasındaki tercih cesareti de dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Peygamber aleyhisselam hakkında da bir tefsir kitabında bulunmaması gerekecek düzeyde 'ölçüyü aşmış' sözleri vardır. Bu sebeple de ciddi tenkitler görmüştür. Zehebî, onu anlatırken ilmindeki derinlikten söz etmekle beraber bu yönlerine de dikkat çekmektedir.Bir başka mesele de mevzu hadis konusundaki gevşekliğidir.Bir tefsir kitabı olarak araştırmacılar düzeyinde ikinci derecede önemli bir kaynak şeklinde kullanılabilir. Bir vaiz için ise gereksiz ve zararlı denebilir.Allah'a emanet olunuz.

Selamünaleyküm hocam. Allah davanızda ve davamızda bizi muvaffak etsin inşallah.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Hiç bir bid'atte hayır yoktur; hayır olduğu gibi Sünnet'tedir.Ancak, mümin iki risk arasında kaldığında hafif olan riski tercih eder. Bu bir fıkıh kaidesidir. İnsanlara tebliğ yollarını tıkatacaksa öyle bir toplantıya katılmak hafif olan riski tercih etmektir. Gidip orada asıl işin dünyada iken Kur'an'la amel etmek olduğunu anlatacaksak, gidebiliriz. O tip toplantılarda mü'min şahsiyetimizin erimemesine dikkat etmeliyiz.

Esselamünaleyküm hocam bulunduğumuz çevrede biri vefat ettiği zaman 7 gün o kişi

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.