Fetva Meclisi
Soru
Sayın hocam ben imam hatibim. Hocam benim sıkıntım sesimin güzel ve etkileyici olmaması. Okumalarım anlaşılır ve net fakat ses güzelliği yok. Bu yüzden de ikinci dereceye itilmiş hissine kapılıyorum. Sesim güzel olmayınca haliyle makam da yapamıyorum, zaten güzel olmayan sesle makam yapmanın da bir anlamı yok. Fakat üzerimdeki o baskı yok mu hocam, beni çok zorluyor. Köyde görev yapıyorum, ara sıra cemaat dahi güzel ses konusunu açıyor ve beni kendilerince eleştirmeye çalışıyorlar. Hitabetim güzeldir, ses tonum da hitabete yatkındır, tek sıkıntım makamlı Kur’an-ı Kerim okuyamamak. Müftü bey toplantıda aşır okuttu. Okumama ‘biz bunu böyle kabul ediyoruz hocam fakat makam öğrenin. Allah kimine ses verir ilim vermez kimine de ilim verir ses vermez’ deyince ben iyiden iyiye soğudum. Ben ve benim durumumda olanlar için ne önerirsiniz? Sırf bu yüzden ileride görev değiştirmeyi düşünüyorum, ne dersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir: Boş verin kimin ne dediğine, siz Allah için bir şeyler yapın, Allah için çalıştığına inandıklarınıza dualar edin, onlarla olun. Meleklerin işi ne, kimin ne yaptığını onlar hesap edip dursun. Bize Rabbimiz yeter. İki: Sizin için en kestirme hitabet yolu şudur: Konuşmalarını beğendiğiniz birinin en hoşunuza giden bir konuşmasını MP3'e yükleyin. O konuşmayı, yürürken, bulaşık yıkarken defalarca dinleyin. Bir zaman sonra o konuşmayı taklit etmeye başlayın. Ses tonunu, iniş çıkışları taklit edin. Yalnız bir yerde, önünüzde kalabalık varmış gibi tiyatro yapın. Buna iki ay kadar devam edince sizin de yeteneğinizin olduğunu keşfedecek rahatlayacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Büyük düşünün, büyük çalışın.
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.
Evlilik, karı-kocanın karşı tarafa kendi doğrularını dayatmaları değil birbirlerinde gördükleri hataları incitmeden ve incinmeden düzeltme işidir. Dolayısıyla eşinle değil yanlışlarıyla mücadelen olsun. Bu mücadeleni ne eylem ne de söylemle gerçekleştir. Yaşam tarzınla göster. Örneğin eşinin bir kusurdan dolayı gidil(e)mez gördüğü bir yere gitmenin daha doğru olduğunu düşünüyorsan eşini oraya gitmeye zorlama; kendin git. Misafir davet etmek istediğinde abartılı ikram olmamak şartıyla davet edebilirsin. Eşin ilgilenmek istemezse sen hizmet et. Basit ikramlarla bu sorunu da çözebilirsin. Ayrıca eşinle ilgili bahsettiğin konular boşanmayı gerektiren bir durum değildir. Hanımın sana, çocuklarına ve işe gittiğinde evine karşı vazifelerini yerine getiriyorsa evliliğe ait önemli derecede sorumluluğu yerine getiriyor demektir. Çevrenle ilişkilerini sağlam tutmak da seni ilgilendiren bir durumdur. Bildiğin doğrulardan vazgeçmeni tavsiye etmiyorum. Yalnızca duruş ve kararlılığınla kaba olmadan biraz da yeri geldiğinde esneterek bilinçli davranmanı söylüyorum.
Şunu bilmelisiniz: Şeytan bizi, önce günahlarla vurur. Sonra da o günahların psikolojisini yıllarca üzerimizden atmayarak bizi bir tür nedamet aşırılığı ile etkisiz hâle getirebilir. Sizdeki durumun bu olduğunu zannediyorum. Eğer samimi bir tevbe etti iseniz, artık işinize bakın. Yok, tevbeniz samimi değilse zaten siz hâlâ bataklıktasınız demektir. Kendinizi boş tutmayın. Sürekli bir işle meşgul olun. Okuyun, gezin, konuşun, çalışın. Yazı yazmaya çalışın. Önce iki ayda bir sonra ayda bir ve on beş günde bir olmak üzere hatim indirerek Kur'an okuyun. Özel bir dua izlemeniz gerekmiyor. Bildiğiniz en kolay duaları sürekli yapın. Allah kalbinizi rahat kılsın.
Aleykümselam. Kimse kimsenin hidayetini yönlendiremez. Peygamberlerin bile en çok sevdiklerinin hidayetlerine vesile olamadıkları olmuştur. Biz, en mükemmeli isteriz, hüküm Allah'ındır. O ne dilerse olacak olan odur. Siz, bir kere sabırlı olun. Asla vazgeçmeyin, yılmayın, yorulmayın, üşenmeyin. Aceleci olmayacaksınız. Yapacağınız en iyi şey, insanlıkta onların gözünde kusursuz olmaktır. Böylece senin üzerinden güzeli ve iyiyi görme fırsatını bulmuş olacaklar ama bu uzun vadede olur. Sabreden kazanır, kanun budur. Dua etmeyi de unutmayasın.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Nisap miktarı elinizde ne zaman bulundu ise o zaman sizin için yılbaşı demektir. 355 gün sonra ise yılsonunuz olacaktır. Yılsonunda nisap dediğimiz miktarın altına düşmedi ise yani aynı veya artmış ise elinizdeki toplamın %2,5 kadarını zekât olarak vereceksiniz.
Yasal bir uygulama gereği mezar açılabilir. Ortada bir hile ve aldatmaca yoksa inşaallah sakınca yoktur.
Bu, bir faiz kurumunun veya haramla iştigal eden kurumun işi ise bulundurulması caiz olmaz. Normal durumlarda ise bir hediye niteliğinde değerlendirilebilir.
Müslüman ciddi insandır. Dünyayı imar edip ahiretini cennetle sonuçlandırmak için uğraşan insandır. Müslüman spor yapar, eğlenir, gezer elbette. Ama yaptığı bütün işlerin ortak paydası, hepsinin bir yararı olması ve Allah’ın rızasına aykırı bir iş olmamalarıdır. Müslüman spor yapar; namaz vaktini geçirmez. Spor yapar; ilimden geri kalmaz. Spor yapar; anne babasını ihmal etmez. Spor yapar; tiryakisi olmaz. Spor yapar; sosyalliğini eritmez. Yasak olan spor değildir. Yasak olan spor adıyla kumara bulaşmak, haramları çiğnemektir. Bilhassa futbol etrafında bütün dünyada büyük bir fırtına estirilmektedir. Futbolla kitleler uyutulmakta, nesiller uyuşturulmaktadır. Büyük servetler, futbol adı altında heba edilmektedir. Karnı aç insanlarla, tokluktan ne yapacağını bilemeyen insanlar aynı görüntülerin peşinde koşmaktadırlar. Açla toku, siyahla beyazı aynı noktada buluşturan futbol artık bir oyun değil put halini almıştır. Her yaşta insanlar, top kültürü ile yetişip yaşamaktadır. Futbol, insanların iradesine haciz koymayı başarmıştır. İrademizi haczedecek hale gelen bir putun dibinde duramayız. Futbol, bir spor türü olmayı aşmıştır. Takım tutmak, iradesi zayıf insanlar için uygun olabilir. Büyük işler düşünen, büyük olmak isteyenler için futbol, küçüktür.
Yalan ve hile ile kazanç elde etmeyi caiz göremeyiz. Tarım kanunu yapılan işe uygun ise caiz olabilir.
Faizci bir bankanın ikramı da temiz olmaz. Bankanın kendisi ne ise onun kartından gelen de o kabul edilir.