Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşimiz kötü biri olsa bile ona karşı iyi olmak zorunda mıyız? Kötüden kasıt bana çok iyi biri, şimdiye kadar kırıcı bir söz bile kullanmadı ama arada namazlarını kaçırıyor ayrıca sılayırahim konusunda biraz fazla sorun yaşıyorum. Sürekli onun için dua ediyorum. Ama bazen o böyle yapınca bende suratımı asıyorum. Konuşmuyorum onunla ve böyle yaparak da ona eziyet ettiğimi düşünüyorum. Böyle bir eşe nasıl davranmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Burada bir anlaşma sıkıntısı olmalıdır. Sadece bir meselede karşı durma nedeniyle böyle olması anlamsız gibi duruyor. Elbette eşinizin anlayışlı olması gerekiyor, sizin de ifadelerinizi incitmeyecek şekilde kullanmanız gerekiyor. Allah'tan başka hiç kimseye karşı sınırsız bir teslimiyet ve itaat olmaz. Her şeyin bir dengesi olmalıdır. Eşler de bir denge üzerinden birbirlerine alaka duymalıdırlar. Tek taraflı olmasından çok iki tarafın da hatasından söz etmek gerekiyor. Bir aile büyüğünüzü size nasihat etmek ve durumunuzu değerlendirmek için öne çıkarın, size o yön versin. Böyle dışarıdan bilgilerle size yardımcı olmak zordur.
Evet, böyle birinin eşi olmak mümin kalbini rahatsız eder, etmelidir de. Ama sizin kerhen de olsa onunla bir arada bulunmanızda bir sakınca yoktur. Düzelmesi için dua edin, sabredin, ona iyi bir eş olduğunuzu hissettirin, zamanla iyileşmesine vesile olmaya gayret edin. Alla yardımcınız olsun. Âmin.
Selamünaleyküm. Hayat bir mücadele içinde geçer. Hemen hemen her insanın inişleri çıkışları olur. Eşinizin de böyle bir süreci yaşadığını düşünün. Size tavsiyemiz, onunla ikili kısır tartışmalara girmemenizdir. Aksi takdirde onu daha fazla batırırsınız. Ona karşı kadınlığınızı bir sanata dönüştürmeye çalışın. Onu sevdiği renkleri giyinmeye varıncaya kadar her şeye onun penceresinden özen gösterin. Biiznillah sizin umduğunuzdan daha iyi olur. Duayı da ihmal etmeyin. Yılmayın, yıkılmayın; sabırlı olun.
Eşiniz ve siz bir aile danışmanına gitmelisiniz. Eşiniz de bir insan olarak hata ettiğini anlamayabilir. Ola ki nasihat ona etki eder. Umudunuzu kesmeyin. Düzelebileceği ve eli açık duruma gelebileceği umudu ile sabredin, nasihat edin, çevresinin daha güzel insanlardan olması için uğraşın. Bir de işi inatlaşmaya kaydırmamak için dikkat edin. Allah yardımcınız olsun.
O veya sen ölene kadar tatlı dille, sabırla anlatmaya devam et. Yılma ve bırakma. Ama bıktırmadan yapmaya da dikkat et. Ara ara anlatmayı bırak. Sonra tekrar et. Üslup değiştir ama bunu aile sorunu da yapma sakın. Bir olan zararı ikiye çıkarma. Allah yardımcın ola.
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.
aile konusundaki diğer fetvalar
Annelik böyle bir iştir. Cennetle müjdelenmiş olmak koltuklarda dinlenirken elde edilemiyor, tipik bir cennet yokuşu tırmanıyorsun, ne mutlu sana, ne mutlu! Sakın yılma. İstirahatini yapacağın yere daha çok yolun var. Sen toprağın altına iken inşallah o seni yoran çocuklarının salih amelleri ile cennet bahçesi gibi bir kabirde kalacaksın. Kolay değil, boşuna değil. Aman yılma, aman başkaları ile kendini kıyaslama, aman erkeklerle ölçmeye kalkma durumunu. Kırk çocuk doğurup büyütmeye hazır hisset kendini ki bunlar yormasın bedenini. • Yapabildiğini yap, • Gerisini de seni anne olarak seçen Rabbine bırak. Tamam mı?
Haktan vebalden önce, bir benzerini kendin yaşayacağın hayata doğru yürürsün kızım.
Kadının boşama yetkisi yoktur, dilekçe vermesinin de bir anlamı yoktur. Hâkim sizi ayırırsa o zaman bir talaktan söz edilebilir.
Fıkıhtaki tercih edilen kural, KADININ SESİNİN ÖZEL BİR YÖNLENDİRME bulunmadığı sürece avret olmadığı şeklindedir. Bu şu demektir: Kadının sesi bedeni gibi/o ölçüde avret değildir. Buna göre de radyoda, fitneye meydan açacak bir ilave sıkıntı olmadığı sürece program yapılabilir.
Erkek, evin bütün ekonomik ihtiyacını görmek zorundadır. Eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını o yöre ve zamanın örfüne göre karşılamaya mecburdur. Bu görevini yerine getiriyor olduktan sonra kendi özel maaşı veya parasından annesine babasına veriyor olmasını kimse sorgulayamaz. Erkeğin kazandığı maaşı herkesin hakkı bulunan bir aile bütçesi değildir. Erkeğin görevi ihtiyaçları karşılayabiliyor olmasıdır. Bunu yapıyorsa gerisinde serbesttir.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Şunu hiç tereddütsüz bilmelisiniz: Kazanmak istiyorsanız sonuna kadar sabretmek zorundasınız. a- Yapmış olduğunuz iyilikleri ve iyi davranışları unutun; Allah bilsin yeter. b- Eşinizle evlendiğinizde o açık biri idiyse siz onu öyle kabul ettiniz demektir. Şimdi sabır ve nezaketle örtünme sürecine geçmesini sağlamaya çalışın. İş konusunda da aynı şekilde onu öyle kabul ettiniz, yasak getirmeniz size zarar verir, yuvanızı sarsabilir. c- Eşinizin ailesine gitme hakkı sizin engellemeniz doğru olmayan bir haktır. Ancak bu aynı şehir içinde mesela haftada bir veya iki haftada bir gibi olur. Günübirlik olmaz elbette. Çevredeki örfe dikkat edersiniz. Kadınlar umumiyetle, eşlerinin yasaklamasına inat daha fazla gitmek isterler, buna dikkat edin.