Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 22 yaşında bir bayanım. Çocukluğumdan beri sevdiğim biri var. Bir yıldır istemeye geliyorlar ama babam vermiyor. Çok katı bir tutum sergiliyor ve eğer evet dersen bizi unut deyip duruyor. Çok kişi araya girdi ama vermem ben kızımı dedi. Hocam onu dinlemeden evet dersem bir vebali var mı ya da hakka girmiş olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, Evlenmek senin için farz duruma gelmiş ise yani artık harama kayma riski taşıyacak durumda isen anne babanın ne diyeceği önemli olmaz. İlk helal yolu denemelisin. Öyle değilse sabredeceksin. Şu kadar ki, duygusal olmamaya gayret et. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Seni doğurmayan iki insana anne ve baba demenin hiçbir değeri yoktur. Seni kim doğurdu ise onlara hak ettikleri değeri vereceksin. Çok uzatmadan bu süreyi aile büyüklerinden birini devreye sokarak yani onu aracı yaparak herkesin razı olacağı ve kimsenin üzülmeyeceği bir yöntemle taşları yerine oturtmalısın.
Ümmetimiz “oku” emriyle ilk muhatap olan ilim ümmetidir. Hangi yaşta olursak olalım ilimsiz bir hayatımız olmamalı. Hem kendimiz hem de çocuklarımız için bu ilim yolunda ilerlerken tercihler yapmak zorunda kalıyoruz çoğu zaman. Çocuklarımızı da hiçbir yere göndermeyelim, evde tek başına yetiştirelim diyecek bir zeminde de değiliz. Hem onları okuma hayatından hem de sosyal bir hayattan alıkoymadan hareket etmemiz gerekmekte. Okuma adı ile gönderdiğimiz ortamlarda ahlaki yönden bir erozyona uğrama söz konusu olabilir, bunu da istemeyiz ama bu sonuç olmaması için çevreden gördüğü kötü örneklere inat başta ailesi olmak üzere güzel örnek alacağı bir çevre oluşturmalıyız. Eğer kendi kabiliyetine göre bir meslek elde etmek istiyorsa sizin kriterlerinize göre alternatif bir kurum tercih edebilirsiniz; açık lise veya kabiliyete göre farklı eğitimler de söz konusu olmakta. Mü’min olarak her eğitimi alamayız, her kitabı okuyamayız ama mutlaka ama mutlaka okuduklarımız, eğitimlerimiz olmalı her an. Evlatlarınızın eğitim süreçlerini onlarla olan ilişkilerinizi de yıpratmadan ilerletebilmek için onların da doğal isteklerini göz ardı etmeden konunun uzmanı olan kişilerle istişare ederek hareket etmemizde de fayda olacaktır biiznillah. Bununla beraber bulunmalarını istemediğimiz ortamların bir alternatifini bulmak, kabiliyetlerini geliştirebilecekleri meşguliyetleri oluşturmak da aynı şekliyle ailenin sorumluluğunda olduğunu da unutmamalıyız. Çocuklarımızı çevreden koruyup ahlaklı, dinini yaşayan birey olarak yetiştirme sevdanız çok mübarek; Rabbim yardımcınız olsun. Her şeyin maddeleşmeye doğru gittiği bir dönemde siz maneviyatını düşünüyorsunuz, mübarek olsun. Bunu yaparken de şeytanın sizin de hedefinizde olduğunu unutmayın sakın. Bu sebeple koruyayım derken fıtratını arka plana atarak bir tavır takınmamaya özen göstermelisiniz. Sohbete götürmeniz güzel ama onun da hoşlanacağı uygun ortamlara da gitmeli; yürüyüş yapmak istemesi de uygun yerlere gittiği takdirde engel olunmamalı. “Kadının yeri evidir” hakikatini, asla dışarı çıkmaması gerekendir olarak değerlendirmememiz gerekir. Onun için yapılması mübah olan hangi iş varsa o işi görmek için evden çıkmasında sakınca vardır diyen bir âlim olmamıştır. Sakınca; ölçünün kaçmasında ve âdeta kaş yaparken göz çıkarılmasındadır. Biz fıkıh öğreniriz, fıkha göre yaşarız, insan da toplumsal bir varlıktır ve bu sebeple her an insan ile iç içe olabilmekte. Fıkıh bilen bir insan sınırlarını bilerek hareket etmeli. Tabi ki kadının rahat ettiği, fitneden uzak olan yerinin de evi olduğu da unutulmamalıdır. Kızlarımızın ahlakının ve iffetinin her şeyden üstün olduğunu da bilerek adımlarımızı atarız. Son olarak şu gerçeği de bir kardeşiniz olarak hatırlatmak isterim, insanız, beden sağlığımız kadar ruh sağlığımız da önemlidir. Şeytan her insanla olduğu gibi bizimle de uğraşmakta. Adımlarımızı atarken psikolojisi bozulmuş olmamamız gerekir. Huzur bizim için vazgeçilmez bir duygudur. Mü’minliğimizden huzur duyarız ama insanın boşluğa düştü hissine girmesi ruh sağlığımızı olumsuz etkiler. Aman çocuklarımızı bu ruhsal sürece girip bocalamasına izin vermeyin. Fıtratı, istekleri ile paralel adımlar atmaya çalışın. Rabbim yardımcımız olsun.
İnsanın insana kul olması deliliktir. Sevmek haktır ama delirmek hak değildir. Seviyeli olup onur zedelemeyecek tavırlar göstermek gerekir. Bir bayan olarak istenmeyi beklemelisiniz. Sizin peşinde koştuğunuz bir kişi ile evliliğinizin nasıl süreceğini tahmin edemiyor musunuz? Mü'min bayan farkı gösterin lütfen.
Selamünaleyküm. Kabul etme, beğenmediğin biri ile evlenme, cariye değilsin. Ailene karşı başka bir kusur işleme sen. Sabret, nazik ol, yoluna devam et.
Henüz vakti gelmediği için bulamıyorsun. Böyle umutsuz olmayacaksın. Her şeyin bir vakti vardır, sen çatlasan da vakti gelmeden olmaz o. Aramana devam et. Asla umutsuz olma. Seni yaratan kaderini de yazdı ama sen vaktini bilmiyorsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Siz, aranızdaki hukuku saygın tutun. Eşinizin başkaları ile olan ilişkileri, ibadetteki aksaklıkları sizin onunla özel hukukunuzu etkilemesin. Islahı için de dua edin.
Fıkıhtaki tercih edilen kural, KADININ SESİNİN ÖZEL BİR YÖNLENDİRME bulunmadığı sürece avret olmadığı şeklindedir. Bu şu demektir: Kadının sesi bedeni gibi/o ölçüde avret değildir. Buna göre de radyoda, fitneye meydan açacak bir ilave sıkıntı olmadığı sürece program yapılabilir.
Annelik böyle bir iştir. Cennetle müjdelenmiş olmak koltuklarda dinlenirken elde edilemiyor, tipik bir cennet yokuşu tırmanıyorsun, ne mutlu sana, ne mutlu! Sakın yılma. İstirahatini yapacağın yere daha çok yolun var. Sen toprağın altına iken inşallah o seni yoran çocuklarının salih amelleri ile cennet bahçesi gibi bir kabirde kalacaksın. Kolay değil, boşuna değil. Aman yılma, aman başkaları ile kendini kıyaslama, aman erkeklerle ölçmeye kalkma durumunu. Kırk çocuk doğurup büyütmeye hazır hisset kendini ki bunlar yormasın bedenini. • Yapabildiğini yap, • Gerisini de seni anne olarak seçen Rabbine bırak. Tamam mı?
Erkek, evin bütün ekonomik ihtiyacını görmek zorundadır. Eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını o yöre ve zamanın örfüne göre karşılamaya mecburdur. Bu görevini yerine getiriyor olduktan sonra kendi özel maaşı veya parasından annesine babasına veriyor olmasını kimse sorgulayamaz. Erkeğin kazandığı maaşı herkesin hakkı bulunan bir aile bütçesi değildir. Erkeğin görevi ihtiyaçları karşılayabiliyor olmasıdır. Bunu yapıyorsa gerisinde serbesttir.
Ev ve aile sınav yeridir. Kimin nasıl sınav olacağını bilemeyiz. Hedefimiz sınavımızı kazanmaktır. Yılmadan ve acele etmeden kazanma yolunda yürüyeceğiz. Bunun için: a- Evlatlıkta kusur etme. Melekler seni, eksik bıraktığın bir görevle ya da kaba davranışınla kaydetmesinler. Nazik olmayı ilke edin. b- Anne baba arasında asla hakem olma, savcı hiç olma. Onları tartışmalarında senden daha büyüklere sal. c- Anne veya babanın doğurduğundan nasihat alıp uygulamasını çok bekleme. Söylemen gerekeni bir kere söyle ve çekilmesini bil. d- Onlar için sürekli özel dualar yap. e- Anne veya babaya ya da ikisine karşı iki kulağını ve iki gözünü kullanma; tek kulak, tek göz ile ilgilen onlarla ki yaptıkları, konuştukları seni harap etmesin. f- Onlarla ilgili beklentilerini zamana yay, ani ve kesin sonuçlar bekleme. g- Kardeşler arasında tek görüşlü ortamı sağlamanın etkili olacağını bil. h- Aile içindeki sıkıntı akraba ve komşular arasında yayıldıkça yerleşeceğini ve bir tür benimseneceğini, düzelmesinin gitgide daha güç olacağını hiç unutma. Aile içi sıkıntıları mahrem tutun. Ailede harçlık alan biri olmamaya bak aksine aile bütçesine açık bir desteğin olsun, daha rahat anlaşılırsın. Allah yardımcınız olsun, umutsuz olmayın.
Eşinizin bu isteği, “eşiniz ve siz” açısından bir sakıncası olmayabilir ama orada bayan bayana rahat çalışan sağlık personelinin sizin gözünüze temas edecek görüntüleri açısından sakıncalı olacağını zannederim. Eşler, aralarındaki ülfeti böyle basit gerekçelere bağlamamalıdırlar.