Fetva Meclisi
Soru
Ailemizde iç tartışmalar bitmiyor, küçük bir aileyiz ama kabileler arası savaşlar gibi savaşlar oluyor. Özellikle de annem ile babam arasında. Zaten rahatsızlığın nedeni de ikisi. Bir Müslüman genç olarak bana ne tavsiye edersiniz? Ben ahiretime zarar vermeden nasıl geçirebilirim bu zamanı?
Cevap
Benzer fetvalar
Haklı olmanız veya olmamanız bir yana, sizin böyle bir meselede çözüm sahibi olmanız çok zordur. Sadece kendinizi yıpratmış olursunuz. Size tavsiyemiz şudur: Aile büyüklerinize karşı asi durumunda olmayın. Onların aralarındaki tartışmalara açık bir taraf olmayın. Evet, annenizin yanında olun, onu teselli edin ama bir savcı gibi de olmayın. Sabırla ve seviyenizi koruyarak olayı izlemeye bakın. Büyüklerinize sevgi beslemeyebilirsiniz, elinizden gelmeyebilir sevmek ama seviyesizlik de yapmamaya çalışın. Böylece ilerisi için size kazanç getirecek olanı yapmış olursunuz. Nefsinizin hoşuna gitmese ve zor da olsa seviyeli olan budur.
Sizin böyle bir baba gören ilk çocuk olmadığınızı iyi bilin. Bu bir fitnedir, imtihandır. Sizi de böyle sınamayı dilemiştir Allah Teala; gayret edip bu sınavı kazanmalısınız. a- Asla babanızın şirk ve haram olan bir emrine itaat etmeyin, yardım etmeyin. Sizden böyle bir şey isterse nezaketle karşı durun. Ama seviyenizi kesinlikle düşürmeyin. b- Evlat olarak, babanızın babalığını inkâr edemezsiniz. İnkâr etmedikçe de babanızın evladı olarak yapmanız gerekenleri istemeyerek, hoşlanmayarak da olsa yapacaksınız. Mesela hastalanınca ilgileneceksiniz. Ama o, sizden bir şey beklemediği sürece siz bir şey yapmak zorunda değilsiniz. c- Hidayeti için dua etmeye devam edin. Onun kötülüğünü uluorta konuşmayın. Zira siz, onu kötü olarak konuştukça kendinizi de yıprattığınız gibi şeytanın da işini kolaylaştırmaktasınız. d- Annenize sahip çıkın. Onun yanında olun, duasını alın. Fakat, ikisinin arasında hakem ya da savcılık rolüne bürünmeyin. Annenizi mesela döverken annenizi kurtarmaya çalışın ama babanızı ezerek olmasın bu. Çok sabırlı olun; sabrınız sayesinde bu sıkıntınız sevaba dönüşsün. Allah yardımcınız olsun.
Anne ve babayı Allah’tan sonraki en büyük hak sahipleri olarak bil. Allah’a isyan olmayan isteklerinde onlara itaat et. Konuşma tarzın ve ilişkilerin bu hassasiyet üzerinden olsun. Yüzün onların önünde mütebessim olsun. Kalbin huzurlu olsun. Onların onurlarını onların arkasından da korumayı vazifen bil. Onları mutlu edecek şeyleri tespit et ve yap. Onlara danışmayı ihmal etme. Böylece senin onların önünde böbürlenmeyeceğine inanmış olsunlar. Onlar seni çağırınca veya bir istekte bulununca anında cevap ver. Onların yakınlarına ve dostlarına alaka göster. Onlarla hiçbir şeyi tartışma, haklı olsan da tartışma. Onlara karşı inat etme, inatlaşma. Onların gönlüne dokunacak ise kardeşlerinle tartışma, incitme onları. Ev işlerinde özellikle annene yardım et. Hata etmen durumunda defalarca özür dile, gönüllerini toparla. Onların odalarına izinsiz asla girme. Sofrada onlardan önce yemeğe başlama. Onlara asla yalan konuşma. Eşin ve çocuklarını onlardan üstün tutma. Eşini de ezme arada tampon gibi kalmaya razı ol. Onlardan daha yüksek ve değerli bir yere oturma. Senin konumun ne olursa olsun baban ve annen ile iftihar etmekten kaçınma. Onlara karşı cimri olma. Evlilik konusu gibi konularda onlarla farklı düşünüyorsan konuşu bir ilim adamının hakemliğine havale et. Dualarını ömrünün bereketi bil. Onlar ölünce onlar için sadakalar ver, dualar et… Onları hiçbir zaman ve hiçbir yerde unutma.
Bir kere alevi dediğiniz insanlara kâfir gibi hüküm biçmeniz doğru bir tespit değildir. Bu ülkede yaşayan alevi denen insanların tamamının mü'min olmadığını söyleyecek kadar kesin konuşamayız. Diğer aile ile tartışma üretecek konularda hassas olun. Onları incitmeyin. Mesela verdiklerini alın, eve gelince kullanmayın. Onları incitmenizden daha iyi olur bu. Gönüllerine girerek onları kazanmanız daha kolay olur. Sizdeki incelik ve ahlâk güzelliği onlara yapabileceğiniz en büyük iyiliktir. Size imrenip sizi taklit edebilirler. Onlar için dua etmeyi de unutmayın. Bu arada evinizde muhakkak kitap okuyun, bir ders halkasına katılın ki kendinizi yetiştirmiş olun. Allah yardımcınız olsun.
Babanızla ilgili bilgileri olduğu gibi kabul ederek bu çerçevede tespit ve tavsiyelerimiz olacaktır. Babanızın yaptığı davranışlar ve söyledikleri, İslam'ın öğretileriyle bağdaşmamaktadır. Bir baba, ailesine bakmak, onlara merhametle yaklaşmak ve haksızlık yapmaktan uzak durmakla yükümlüdür. Ancak, babanızın bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi sizin İslamî görevlerinizi değiştirmez. Ailenize olan sorumluluklarınız, sizi evlenmekten alıkoymamalıdır. Şayet yanınızdaki kardeşlerinizin ihtiyaçlarını organize edebilecek bir sistem kurabilir ve yeni bir aile hayatına adım atarsanız, bu hem sizin hem de onların yararına olabilir. Evlenmek, hem dininizi tamamlamanızı sağlar hem de psikolojik olarak size destek olacak bir yoldaş sunar. Babanızın amacı sadece maddi menfaatlerini sürdürmekse ve bu konuda haksız yere sizi baskı altına alıyorsa, babanıza karşı gelmeden ama bağımsız bir karar alarak evlenmek sizin hakkınızdır. Bu, ona karşı bir isyan değil, kendi hayatınızı İslamî ölçülerde sürdürme hakkınızdır. Evlendikten sonra da imkânlar elverirse kardeşlerinizin ve annenizin ihtiyaçlarına destek olabilirsiniz. Yalnız burada dengeyi kurmak önemlidir. Ailenizde aklıselim bir birey ya da güvendiğiniz bir büyüğünüz varsa, arabulucu olarak onları sürece dâhil edin. Kararınızda Allah’tan yardım dilemek için dua edin ve istihare yapın. Rabbimizin rahmetiyle yolunuzu aydınlatmasını isteyin.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Erkek, evin bütün ekonomik ihtiyacını görmek zorundadır. Eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını o yöre ve zamanın örfüne göre karşılamaya mecburdur. Bu görevini yerine getiriyor olduktan sonra kendi özel maaşı veya parasından annesine babasına veriyor olmasını kimse sorgulayamaz. Erkeğin kazandığı maaşı herkesin hakkı bulunan bir aile bütçesi değildir. Erkeğin görevi ihtiyaçları karşılayabiliyor olmasıdır. Bunu yapıyorsa gerisinde serbesttir.
Fıkıhtaki tercih edilen kural, KADININ SESİNİN ÖZEL BİR YÖNLENDİRME bulunmadığı sürece avret olmadığı şeklindedir. Bu şu demektir: Kadının sesi bedeni gibi/o ölçüde avret değildir. Buna göre de radyoda, fitneye meydan açacak bir ilave sıkıntı olmadığı sürece program yapılabilir.
Eşinizin bu isteği, “eşiniz ve siz” açısından bir sakıncası olmayabilir ama orada bayan bayana rahat çalışan sağlık personelinin sizin gözünüze temas edecek görüntüleri açısından sakıncalı olacağını zannederim. Eşler, aralarındaki ülfeti böyle basit gerekçelere bağlamamalıdırlar.
Kurban bir ibadettir, yöreye ve keyfe göre değil şartlarına göre yapılırsa ibadet olur. Kurban namaz gibidir; kime farz ise onun kılması/yapması gerekir. Aile çok zengin olabilir; zenginliğin kimin üzerine olduğu önemlidir. Mal erkeğin üzerinde ise kadının malda payı yoksa kurban kesmez, erkek kendi kurbanını keser. Aksi de olabilir, kadın zengindir eşi zengin değildir. O zaman da kadın keser erkek kesmez. Buna rağmen erkek veya kadın kendisinin kurbanını keserken eşininkini de kesse sakıncası olmaz. Zira kurban, aile ibadeti değildir, birey ibadetidir. Bir yıl ona öbür yıl buna şeklinde olmaz.
Çocuk olmuyor diye boşanmak şart değildir. Eşlerden biri “çocuk olmazsa…” diye bir boşanma durumu oluşturabilir, neticede insanız, tahammül gücümüzün bir sınırı var. Çocuksuzluk eşlerden birinin sağlığını etkileyecek düzeye gelmiş bir sorun oluşturuyorsa boşanmayı istemesini normal görebiliriz. Siz kendinizi değerlendirin. Gerekiyorsa bir psikologla görüşün. Bundan sonrasını çocuksuz olarak kaldırabilecekseniz eşinize bunu bildirin, o da rahat etsin, öylece yaşayın. Çocuk gerekli ve önemli ama her şey değildir. Böyle bir durumu kaldıramayacağınızı anlarsanız o zaman boşanmayı düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Haktan vebalden önce, bir benzerini kendin yaşayacağın hayata doğru yürürsün kızım.