Fetva Meclisi
Soru
Hocam durumu iyi olan bir ailede her iki eşin kendi adlarına kurban kesmesi gerekir mi? Durumu iki kurban kesmeye yetmeyen bir aile için de, kocası bir yıl kurbanı kendi adına niyet ederek kesse, bir yıl da kendisine değil de eşinin adına niyet ederek kesse kabul olur mu? Sadece eş adına kesilen kurban kabul olmaz deniyor. Böyle bir şey doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Kurban, namaz gibi bir ibadettir. Nasıl namaz, herkesin kendisini bağlıyorsa kurban da şartları yerini bulduğunda öyledir. Sözünü ettiğiniz uçuk hükümlerin fıkhi bir değeri yoktur.
Mesele şöyle anlaşılmalıdır: a-Kurbanın bir mü'mine vacip olması için bazı şartlar gerekir. Mesela zenginliği olması gibi. Mü'minin seferi yani yolcu olmaması bu şartlardan biridir. Bunun anlamı şudur: Mü'min kurban bayramı günlerinde seferi ise ona kurban vacip olmaz. b-Seferi olan mü'mine kurban vacip olmaz yani kesmesi zorunlu olmaz ama keserse kabul olur mu? Bunun cevabı kesin olarak şudur: Seferi olduğu için ona kurban kesmek vacip değilse de o keserse kurbanı kurban olur. Tıpkı seferi olan mü'mine Cuma namazı farz olmadığı hâlde kılması durumunda Cuma kılmış olacağı gibi bir durumdur bu. c-Karıştırılan durum ise şudur: Bu kişi kurban günleri bitmeden mesela ikinci gün kendi evine dönecek olursa yani seferi durumu biterse o günlerde tekrar kurban kesmesi gerekiyor mu? Seferde iken kestiği kurban kurban görevini ifa etmesi için yeterli midir? Bunun cevabı da şudur: Seferi hâlde iken bile kesmiş olsa kişinin kurban görevi biter. Kurban günlerinde geri dönmüş olsa bile tekrar kurban kesmesi gerekmez.
Mesele şöyle anlaşılmalıdır: Kurbanın bir mü'mine vacip olması için bazı şartlar gerekir. Mesela zenginliği olması gibi. Mü'minin seferi yani yolcu olmaması bu şartlardan biridir. Bunun anlamı şudur: Mü'min kurban bayramı günlerinde seferi ise ona kurban vacip olmaz. Seferi olan mü'mine kurban vacip olmaz yani kesmesi zorunlu olmaz ama keserse kabul olur mu? Bunun cevabı kesin olarak şudur: Seferi olduğu için ona kurban kesmek vacip değilse de o keserse kurbanı kurban olur. Tıpkı seferi olan mü'mine cuma namazı farz olmadığı hâlde kılması durumunda cuma kılmış olacağı gibi bir durumdur bu. Karıştırılan durum ise şudur: Bu kişi kurban günleri bitmeden mesela ikinci gün kendi evine dönecek olursa yani seferi durumu biterse o günlerde tekrar kurban kesmesi gerekiyor mu? Seferde iken kestiği kurban, kurban görevini ifa etmesi için yeterli midir? Bunun cevabı da şudur: Seferi hâlde iken bile kesmiş olsa kişinin kurban görevi biter. Kurban günlerinde geri dönmüş olsa bile tekrar kurban kesmesi gerekmez.
Bundan sonrasına dikkat edin. Evde bir kurban kesildi ise inşaallah sorun olmamıştır. Bazı fıkıh görüşlerinde evde bir kurban kesilmesi yeterlidir denir. İnşaallah ileride daha varlıklı günleriniz olursa o kurbanları da sadaka olarak verirsiniz.
Kurban bir ibadet olarak oğlunuza da vacip oldu ise o kurban ibadetini yerine getirmekle sorumludur. Bu ibadeti onun adına siz vekâleten yani tamam sen benim kurbanımı kes diyeceği bir şekilde kesebilirsiniz, kurban olarak sakıncası olmaz. Yine de siz onun kendisinin bu ibadeti eda etmesini yönlendirin, daha kalıcı bir iş olur.
Selamünaleyküm. Babanızın sizin adınıza kurban kesmesi mümkündür. Allah kabul etsin.
aile konusundaki diğer fetvalar
Çocuk olmuyor diye boşanmak şart değildir. Eşlerden biri “çocuk olmazsa…” diye bir boşanma durumu oluşturabilir, neticede insanız, tahammül gücümüzün bir sınırı var. Çocuksuzluk eşlerden birinin sağlığını etkileyecek düzeye gelmiş bir sorun oluşturuyorsa boşanmayı istemesini normal görebiliriz. Siz kendinizi değerlendirin. Gerekiyorsa bir psikologla görüşün. Bundan sonrasını çocuksuz olarak kaldırabilecekseniz eşinize bunu bildirin, o da rahat etsin, öylece yaşayın. Çocuk gerekli ve önemli ama her şey değildir. Böyle bir durumu kaldıramayacağınızı anlarsanız o zaman boşanmayı düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Eşinizin bu isteği, “eşiniz ve siz” açısından bir sakıncası olmayabilir ama orada bayan bayana rahat çalışan sağlık personelinin sizin gözünüze temas edecek görüntüleri açısından sakıncalı olacağını zannederim. Eşler, aralarındaki ülfeti böyle basit gerekçelere bağlamamalıdırlar.
Alkol kullanmanın büyük günahlardan olduğu bilinen bir hakikattir. Müslüman bir insan değil eşine insanlardan herhangi birine karşı bu büyük haram konusunda esnek davranamaz. Ortada bir aile meselesi söz konusu olunca eşinin bu hataya karşı daha dikkatli olması ama düzeltme yönünü tercih etmesi gerekecektir. Şöyle bir plan tavsiye ederiz: a. Sabredip ıslah olmasını beklemelidir. Sabrını da başa kakmamalıdır. Dolaylı yollarla, direkt kendisi nasihatlerle eşini düzeltmeye çalışmalıdır. b. Her namazında muhakkak eşinin düzelmesi için yoğun dualar etmelidir. c. Ona o illeti bulaştıran çevresini değiştirmeye çalışmalıdır. d. Her şeye rağmen geçen uzun zaman sonunda değişmedi ise ve özellikle de zarar veriyorsa boşanmayı istemesinde sakınca yoktur ama sabretmesi daha güzel olur.
Ev ve aile sınav yeridir. Kimin nasıl sınav olacağını bilemeyiz. Hedefimiz sınavımızı kazanmaktır. Yılmadan ve acele etmeden kazanma yolunda yürüyeceğiz. Bunun için: a- Evlatlıkta kusur etme. Melekler seni, eksik bıraktığın bir görevle ya da kaba davranışınla kaydetmesinler. Nazik olmayı ilke edin. b- Anne baba arasında asla hakem olma, savcı hiç olma. Onları tartışmalarında senden daha büyüklere sal. c- Anne veya babanın doğurduğundan nasihat alıp uygulamasını çok bekleme. Söylemen gerekeni bir kere söyle ve çekilmesini bil. d- Onlar için sürekli özel dualar yap. e- Anne veya babaya ya da ikisine karşı iki kulağını ve iki gözünü kullanma; tek kulak, tek göz ile ilgilen onlarla ki yaptıkları, konuştukları seni harap etmesin. f- Onlarla ilgili beklentilerini zamana yay, ani ve kesin sonuçlar bekleme. g- Kardeşler arasında tek görüşlü ortamı sağlamanın etkili olacağını bil. h- Aile içindeki sıkıntı akraba ve komşular arasında yayıldıkça yerleşeceğini ve bir tür benimseneceğini, düzelmesinin gitgide daha güç olacağını hiç unutma. Aile içi sıkıntıları mahrem tutun. Ailede harçlık alan biri olmamaya bak aksine aile bütçesine açık bir desteğin olsun, daha rahat anlaşılırsın. Allah yardımcınız olsun, umutsuz olmayın.
Erkek, evin bütün ekonomik ihtiyacını görmek zorundadır. Eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını o yöre ve zamanın örfüne göre karşılamaya mecburdur. Bu görevini yerine getiriyor olduktan sonra kendi özel maaşı veya parasından annesine babasına veriyor olmasını kimse sorgulayamaz. Erkeğin kazandığı maaşı herkesin hakkı bulunan bir aile bütçesi değildir. Erkeğin görevi ihtiyaçları karşılayabiliyor olmasıdır. Bunu yapıyorsa gerisinde serbesttir.
Fıkıhtaki tercih edilen kural, KADININ SESİNİN ÖZEL BİR YÖNLENDİRME bulunmadığı sürece avret olmadığı şeklindedir. Bu şu demektir: Kadının sesi bedeni gibi/o ölçüde avret değildir. Buna göre de radyoda, fitneye meydan açacak bir ilave sıkıntı olmadığı sürece program yapılabilir.